- İstanbul Tabip Odası, hükümetin salgınla mücadele sürecini iyi yönetemediğini, öncelikle bu zihniyetin aşılması gerektiğini söyledi.
İstanbul Tabip Odası, AKP'nin salgınla mücadele sürecini bir “başarı hikayesi” için kullandığına dikkat çekti.
Tabip Odası tarafından yapılan yazılı açıklamada, ilk vakanın tespit edildiği 11 Mart'tan bu yana bir aylık süre sonucunda 11 Nisan itibarıyla paylaşılan resmi rakamlar hatırlatılarak, "Peki, gerçekte neler oluyor, Türkiye’nin gerçek bir pandemi mücadele programı var mı?" diye sordu.
Salgının bir ayı
Salgınla mücadelede son bir ayda yaşananlar şöyle sıralandı:
- Koronavirüs ilk ortaya çıktığında Çin’deki vatandaşlar uçakla getirilip muayene ve tetkiklerinde hastalık tespit edilmediği halde, yapılması gerektiği gibi 14 gün karantina uygulanmışken, daha sonra Umreden gelen vatandaşlar önce hiçbir tedbir alınmadan evlerine gönderildi, sonra olay kamuoyuna yansıyınca alelacele karantinaya alındılar.
- Sağlık Bakanlığı sürecin başından beri şeffaf bir yönetim tarzı sergilemedi, kamuoyu eski bir kuvvet komutanının korona nedeniyle hayatını kaybettiğini bile ancak bir gazeteciden öğrenebildi.
- Meslek örgütümüz ve toplumun bütün ısrarlarına rağmen PCR testlerinin yaygınlaştırılmasından kaçınıldı, test sayıları kamuoyundan gelen talepler karşısında arttırılsa da hala da yeterli sayıda yapılmıyor.
- Keza, Sağlık Bakanı bütün ısrarlı çağrılara rağmen, sadece birkaç kez bazı rakamlar, tablolar açıklamak dışında, vakaların bölgesel dağılımını hekimler, sağlıkçılar ve toplumla paylaşmıyor.
- PCR testlerinin yalancı negatifliğinin yüksek olduğunun açık olarak ortaya çıkmasına, hastanelerde tedavi gören hastaların büyük çoğunluğunda PCR testi pozitif olmamasına rağmen bu hastalar ve vefatlar resmi açıklamalarda yok sayılıyor.
- Vakaların yaklaşık yüzde 60’ının İstanbul’da geçtiği, ilk vakaların görülmesinden itibaren bilinmesine rağmen hiçbir özel önlem alınmadı, giriş çıkış bile yasaklanmadı.
- Önce 65 yaş üstü, daha sonra da 20 yaş altına sokağa çıkma yasağı getirilmesine rağmen toplumsal muhalefetin bütün ısrarlarına karşın “temel, zorunlu ve acil mal ve hizmet üretenler dışındaki” işler hala durdurulmadı.
- Pandemiyle mücadele için bütün kamu kurumlarının koordinasyon içinde çalışması zorunluyken özellikle muhalefetin elinde olan belediyelerle işbirliğinden kaçınılıyor, bu belediyelerin yapmaya çalıştığı faaliyetler engelleniyor.
- İstanbul’daki hastanelerde son dört haftadır yaşanan tablo Çin’de ilk vakaların görülmesinden sonraki iki buçuk ay süresince gerekli hazırlığın yapılmadığını; özellikle ilk günlerde yaşanan maske, önlük, eldiven gibi kişisel koruyucu malzeme eksikliği asıl meselenin organizasyon eksikliği olduğunu açık olarak gösterdi.
- Toplu yerlerde maske takma zorunluluğu getirilmesine, maskelerin parayla satışı yasaklanmasına rağmen vatandaşlara maske dağıtımının nasıl olacağı hala belli olmadı.
- Virüsün kuluçka süresinin 14 güne kadar uzayabildiği bilindiği halde 10 Nisan 2020 günü saat 22.00’de 31 ilde saat 24.00’ten başlayarak iki gün sokağa çıkma yasağı ilan edileceği duyuruldu; insanlar panik halinde sokaklara çıkarak fiziksel mesafeyi korumadan uzun kuyruklar oluşturdu.
Pandemi başka evrede
İstanbul Tabip Odası açıklamasında, bu örneklerde görüldüğü gibi salgınla mücadelede alınması gereken önlemlerin gerektiği zamanda alınmadığı, ancak kamuoyu beklentisi yükselince, haftalarca sonra plansız, programsız, aceleyle zoraki adımlar atıldığının altı çizildi. Açıklama, şöyle tamamlandı: ”Ne var ki, aradan geçen sürede pandemi bir başka evreye tırmanmış olmakta ve bu durumda alınan önlemler etkili olamamaktadır. Bunun adı ‘SALGIN Yönetimi’ değil, ‘ALGI Yönetimi’dir. Türkiye’de COVİD-19 pandemisiyle etkili şekilde mücadele etmek için öncelikle bu zihniyetin aşılması gerekmektedir.” İSTANBUL