YJA-STAR savaşçısı Ayşenur Kılıç, muhafazakar ve tutucu bir çevrede doğdu, ancak kadını ezdirmeyen duruşu ve direngenliği ile parmakla gösterilir oldu. Doğduğu bölgenin ilk gerillası olan Kılıç, 4 yoldaşıyla birlikte Sason kırsalında can verdi ama geride yıkılmadık tabu da bırakmadı. 

Ailesi Şex Said isyanı sonrası Amed'in Hênê (Hani) ilçesinden Xarpêt'in (Elazığ) Palu ilçesine göç etmişti. O da 1991 yılında burada dünyaya geldi. Ailesinin 1994 yılında dönmesi üzerine çocukluğu Henê'nin Cewzê köyünde geçti. Yaşadıkları coğrafya muhafazakar ve tutucu olduğu için bir kadın olarak zorlandı ve büyüdükçe alışılagelmiş tabulara karşı çıkmaya başladı. 

Küçüklüğünden beri çalışkan, tuttuğunu koparan, sorgulayıcı kişiliği ile hep yaşıtlarından ayrı tutuldu. Okulunu her seferinde birincilikle bitirdi. Gençlik yıllarına kadar Kürt özgürlük mücadelesinden bihaberdi. Üniversiteye hazırlanmak üzere geldiği Amed'de, Kürt özgürlük hareketini yakından tanıma fırsatına erişti. 

2009'da Semsûr (Adıyaman) Üniversitesi Sosyoloji bölümünü kazandıktan sonra ise, burada gençlik çalışmalarına katıldı. Üniversite yıllarında Kürt özgürlük mücadelesinde aktif çalışan Kılıç, Nisan 2011'de yönünü çok sevdiği, özlem duyduğu Kürdistan dağlarına çevirip PKK saflarına katıldı. Ayşenur Kılıç (Dorşin Cewzî) 5 Nisan'da Êlih'in Sason ilçesi kırsalında 4 yoldaşıyla birlikte can verdi. 


'Başı dik, yüreği büyük'

Bebekliğinden bu yana çevresindekiler tarafından çok sevilen Ayşenur Kılıç'ın yakınları, onu anlatmakla bitiremiyor. Kendisinden küçük kız kardeşi, "Tuttuğunu koparırdı. Yaşadığımız bölgede kadınlar şiddete maruz kaldığı için erkeklere karşı hep dik dururdu. Kendi işini kendisi görür, tarlalarda erkek işleri olarak bilinen işleri yapardı. Tarla sürer, biçerdöver kullanırdı. Asla kendini güçsüz, zayıf görmezdi. Başı dik, yüreği büyük biriydi" sözleriyle anlattı. 

Ayşenur'un kendisine de direnişi aşıladığını belirten kardeşi, "Ayşenur, kitap okumayı seven, düşünen biriydi. Çok inatçı ve dediğini yapan biriydi. Bana güçlü olmamı öğütlüyordu. Yenildiğimde beni döver, 'Sen yenilmemelisin, kazanmalısın' diyordu" şeklinde konuştu.


'Haksızlığa gelmezdi'

Anne Birinç Kılıç (60) da kızının mücadelesine doğduğu günden son ana kadar hayran duyduğunu duygulanarak anlattı. 

Kızının yasaklara, baskılara asla gelmediğini, haksızlığı kabul etmediğini dile getiren anne, üniversitede kendisiyle telefonda Kirmanckî konuştuğu zaman sözlü tacize maruz kaldığını, buna karşı koyması üzerine ise yurttan atıldığını söyledi. Kılıç, "Beni çok seviyordu. En çok sevdiği şey halay çekmekti. Düğünlerde halay başından çıkmazdı. Herkes 'Ayıp, kadınsın' demesine rağmen hiç aldırış etmeden özgürce halay çekerdi. Köyde kadınlar ezilirken, o herkese karşı başı dik durup, kadın özgürlüğü için mücadele etti" diye konuştu.


'Köyde hep ilk oldu'

Kardeşi Muhammed Kılıç ise, Ayşenur'un köylerinde ilk olduğunu ve bir tabuyu yıkarak özgürlüğe yürüdüğünü anlattı. Kardeşinin köyde "Kadın erkeğe hizmet eder" algısını yıktığını ve bu algıyla mücadele ettiğini ifade eden Kılıç, "Dorşîn farklı biriydi. Her şeyi yapardı ama emrivakiliği kabul etmezdi. Her yönüyle ilk oldu; ilk gerilla, ilk şehit, ilk okuyan oldu" diye konuştu. 

Ablasının kitap okumayı, araştırmayı, sorgulamayı çok sevdiği için sosyoloji bölümünü seçtiğini söyleyen Kılıç, başucu kitabının ise Öcalan'ın kaleme aldığı Demokratik Toplum Manifestosu olduğunu kaydetti. Kılıç, "Dorşin başı kapalı biriydi. Havuz medyada 'Tesettürlü gerilla' diye geçti. Ama o kapalıyken de açıkken de çok şey başardı. Dorşîn'in mücadelesine saygı duyduğum gibi gurur da duyuyorum" dedi. 


 DİHA/AMED