
8 MART DOSYASI / 3.bölüm
DİLAN DİRAYET TAŞDEMİR
Bugün Türkiye’de Kürt Hareketi’ne yönelik baskılar, Türkiye muhalefetini sindirmek için atılan adımlar, kadınların eşit ve özgür bir yaşam sürebilmesi için yürütülen politikaları da hedef alıyor.
Meclis’in tek Kadın Grubu’nun üyeleri olan 7 kadın vekilimiz hala tutuklu. Meclis’teki tek eş genel başkan olan Figen Yüksekdağ’ın vekilliği yeni bir hukuk garabetiyle, Erdoğan’a siyaset yolunu açan madde ile düşürüldü. Bugün esas olarak bir partinin genel başkanı için anayasayı değiştirmeye kalkanlar, başka bir partinin genel başkanını anayasayı çiğneyerek meclis dışına itiyor. Sağduyulu, eşitlikçi, özgürlükçü bir siyaset yaklaşımı, faşizme kurban edilmek isteniyor. Savaş siyasetini tırmandırmak için hazırlanan çökertme planının meclis ayağı uygulamaya konuluyor. Daha önce saray medyası tarafından sözleri çarpıtılarak Yüksekdağ hedef gösterilmiş, hatta bulunduğu grup hedef alınarak üzerine ateş açılmıştı. Bu talimatları alan yargı, Figen Yüksekdağ hakkındaki yargılamaya dokunulmazlığı kaldırılmadan devam etti. Kadın vekillere uygulanan bu baskılarla kadın özgürlüğü mücadelesinde birleşen bütün kadınların temsil ettiği bir aradalığa zarar verilmek isteniyor. Bu tasarrufun öncelikle bir Türk olarak ortak yaşam mücadelesi veren Yüksekdağ’a yönelmiş olması, geçtiğimiz günlerde başbakanın bozkurt işaretiyle selamlanan milliyetçiliğe yapılan seçim yatırımı olarak değerlendirilmelidir.
Kadınlar kabusları oldu
Kriz ve çatışmanın tırmandırıldığı bu siyasi atmosferi yakından biliyoruz. Çünkü Türkiye tarihi, eşitlik, demokrasi ve iç barış tesis edilemediği için aynı zamanda bir darbeler, darbe girişimleri ve olağanüstü haller tarihidir. Kürt halkına karşı inkâr, imha ve asimilasyon politikalarının ürünü olan, bugün Türkiye’deki bütün muhaliflere yönelen 40 yıllık savaş ve çatışma ortamı hüküm sürüyor. Faşizm yeni bir toplumsallık inşa ederek şiddetin, hiyerarşinin, erkekliğin, ihbarcılığın, güvensizliğin tırmandırıldığı bir toplumu tırmandırmaya devam ediyor. Siyaseti savaş meydanına çeviren, siyaset oyununu erkek egemenliğinin söylem ve üslubuyla döndürenler, faşizmin zorbalığından faydalanıyor.
Ancak biliyoruz ki hep birlikte yükselttiğimiz kadın özgürlükçü, cinsiyet eşitlikçi söylem, faşizm ve erkekliğin yüceltilmesine borçlu olanlar için en büyük tehditlerden biridir. Kadınların kendilerine tahsis edilen alanlarda değil yeni alanlar yaratarak siyasete katılmasıyla kadın öncülüğünde gerçekleşebilecek olan siyasal dönüşüm, bu erkek egemen siyasetin tasfiyesi olacaktır.
Toplumcu belediyeciliğin ve cinsiyet eşitliğini gözeten hizmetlerin adresi haline gelerek yeni bir belediyecilik hareketi başlatan belediyelerimize atanan kayyumlar, AKP-Saray ittifakınca üretilen kadın düşmanı politikaların turnusol kağıdıdır. Kadın özgürlükçü çalışmaları belediyenin genel nitelikli hizmetlerinin gerisine atmayan, kadın özgürlüğü gündemini aktüel siyasetin hızı içinde eritmeyen kadın özgürlükçü hizmet politikamız, kadınları sadece seçim aracına indirgeyen hükümetin hedefi olmuştur.
OHAL krize dönüştürdü
Saray, bir yandan kadınları yoksulluk koşullarına mahkum ederken öbür yandan buna çözüm üretebilen tek iradeyi de baskı altına almaya çalışıyor. Türkiye’de her 100 kadından ancak 27’si çalışma olanağı bulurken çalışabilen kadınlar da çoğunlukla esnek ve güvencesiz işlere sıkıştırılmış durumda; asgari ücret neredeyse bir “kadın ücreti” halini aldı. AKP kadınların çalışmasının önündeki en önemli engel olan çocuk bakımı hizmetini aile içinde kadın emeğini sömürerek çözmeyi hedefliyor. Özellikle OHAL ile birlikte kadına yönelik erkek şiddeti rakamlarında artış olduğu ifade ediliyor. Kadın örgütleri OHAL sebebiyle kadına yönelik şiddetle mücadelede sorumluluğu bulunan kurumlarda sorun yaşandığını duyuruyor. Şiddete uğrayan kadınların hemen sığınağa yerleştirilme taleplerinin OHAL uygulamaları nedeniyle karşılanmadığı, sığınak talebinde bulunan kadınların karakolda 12 saate kadar bekletildiği belirtiliyor. OHAL öncesi dönemde yaşanan sorunların, OHAL sonrasında derinleşerek bir krize döndüğü ifade ediliyor.
Kadınsanız düşmansınız, hele Kürt ve kadınsanız…
Bütün bu sorunları acil gündem haline getirmiş, kadınlar olarak hep birlikte güçlenmeyi politik öncelikleri arasında almış olan partimiz, kurumları, çalışanları ve vekilleriyle hedef alınarak Kürdistan’ın pek çok ilinde sorun yaşayan kadınlar adressiz bırakılmıştır. Hükümet bir ayak oyunu yaparak Ceren Kadın Derneği, Gökkuşağı Kadın Derneği, KJA, Muş Kadın Çatısı Derneği, Selis Kadın Derneği, Adıyaman Kadın Yaşam Derneği, Van Kadın Derneği gibi Kürdistan’da faaliyet gösteren kadın derneklerinin yanında Anka Kadın Araştırmaları Derneği ve Bursa Panayır Kadın Dayanışma Derneği’ni de kapatarak Kürt kadın kurumlarını hedef almadığı izlenimini yaratmaya çalışıyor. Ancak bu kadın derneklerinin kapatılmasının tek sebebi, kadınlar için özgür ve eşit bir yaşam inşa etme çalışmalarını ülkenin batısında değil, Kürdistan’da yürütüyor olmalarıdır. Nitekim kadın örgütleri bu uygulamaya “Mühürlenen sadece mekanlar, biz her yerdeyiz” açıklamasıyla yanıt verdi. Şimdi ise hükümet, kadına yönelik şiddet ve istihdam alanlarında önemli çalışmaları bulunan 10 kadın derneğini kapatmasının ardından bu illerde yandaş kadın yapılanmalarının şubelerini açarak kadınların yaşadığı sorunları siyasi çıkar konusu yapıyor, kadınları alternatifsiz bırakarak sorunlarından faydalanmaya çalışıyor.
İddanameye göre suç: 8 Mart, Taybet Ana…
Bugün Türkiye’nin tek Kadın Meclis Grubu’nun üyesi olan kadın vekillerimiz tutukludur. Besime Konca Kadın Meclisi Sözcülüğümüzü, Çağlar Demirel ise Grup Başkanvekilliğini yürütürken tutuklanmıştır. Hem devletle hem erkek egemen sistemle mücadele ederek belediye başkanı olmuş 35 kadın belediye başkanımız tutukludur. Gerek kadın vekillerimiz, gerek kadın parti yöneticisi ve çalışanlarımız hakkında hazırlanan iddianamelere baktığımızda 8 Mart etkinlikleri düzenlemek, buralara katılmak, kadın çalışmaları yürütmek gibi faaliyetlerin “terör faaliyeti” olarak kabul edildiğini görüyoruz. Örneğin benim Iğdır’da 8 Mart eylemine katılmam, Ankara’da KJA açıklamasında yer almam iddianameye konmuş; Selma yoldaşımızın “Kadın yaşamdır, yaşam ise kadınların direnişiyle olacaktır. Kadın direnişi dünyayı kurtaracaktır” cümlesi iddianamede yer almış; daha geçenlerde duruşması görülen Çağlar vekilin Taybet Ana’nın cenazesine katılımı suç unsuru olarak kabul edilmiştir.
Adaylarının yüzde 1.1’i kadın, başka ne yapacaktı ki?
Elbette, 1394 belediye başkanı adayından 16’sı, yani sadece yüzde 1.1’i kadın olan ve bu adaylardan ancak 7’si belediye başkanı olabilen, tek bir bakanlığı -o da kadınlara mahsus kılınan Aile Bakanlığı- kadınlara ayıran AKP için eşit yaşam talebinde bulunan kadınlar, iktidarının meşru olmadığını açık ediyordu. Bugün üzeri kapatılmaya çalışılan Paris Suikastı’nın ve Silopi’de partimiz çalışanları olan Fatma, Sêvê ve Pakize yoldaşlarımızın katledilmesinin tek sebebi budur. Türkiye’de bir ilk olan Kadın Politikaları Dairesi’nin başkanı Yüksel Aslan Acer, 20 gün gözaltında tutularak öncü kadın çalışmalarına yönelik gözdağı verilmek istenmiştir.
Tam 97 belediyemize kayyum atandı. Kayyumlar kadın yapılarımızı kapattı, kapatmadıklarını da çalışanlarını işten çıkararak işlevsizleştirildi. Halk iradesi ile seçilmiş Demokratik Bölgeler Partili (DBP) belediyelere atanan kayyumlar, bazı belediyelerde neredeyse hiç kadın çalışan bırakmadı. Belediyelerimizin geliştirmiş olduğu projeler, kayyumlar tarafından uygulamaya geçirilerek kendi projeleri gibi sunuluyor. Kayyumlarla Kürt kadınlarının tarihsel mücadelesinin önüne set konulabileceği sanılıyor
Kayyumların ilk hedefi neden kadınlar oldu?
Kayyum atanan belediyelerin eşbaşkanlarının çoğu kadın hareketinden geliyor. Onlar, bulundukları konumlara kendi hayatlarında da kadın özgürlüğü mücadelesi vererek gelen kadınlardır. DBP belediyeleri, Kadın Politikaları Daire Başkanlıklarını ilk kez kuran belediyelerdir. Bütün belediyelerde hizmetler Fen İşleri gibi daire başkanlıklarına odaklanırken belediyelerimizde sadece kadınlara odaklanan, kendi bütçesi olan daire başkanlıkları oluşturuldu. Şiddete uğrayan kadınlar için Acil Destek Hatları kurularak çok sayıda sığınak açıldı. Eşlerine tacizde bulunan erkeklerin maaşlarının eşe verilmesine yönelik düzenlemeler yapıldı. Bu nedenle de kayyumların ilk tasarrufları, kadın farkındalığının açığa çıkmasını sağlayan bu mekanizmaları sonlandırmak oldu.
Eşbaşkanlık, tacizci erkeğe ceza: TC’ye göre bunlar suç!
Özetle kayyumlar kadın birimlerini, kapatma, erkek müdür atama ya da çalışanlarını işten çıkarma yoluyla devre dışı bıraktı. Belediyeye bağlı kadın örgütlenmeleri kapatılarak valiliklere devredildi. Belediyeler karakol haline dönüştürüldü. Belediyelerin çoğunda işten çıkarmalar, kadın çalışan bırakmayacak şekilde gerçekleştirildi. Bazı belediyelerde ise kadın merkezinde çalışanlar temizlik işlerine verilerek cinsiyetçi klişeler tekrarlandı. Eşbaşkanlık yayınlanan bir genelgeyle suç olarak düzenlendi; DBP’li belediyelerdeki tacizde bulunan erkeklerin maaşlarının eşe verilmesi de yasa dışı ilan edildi.
Kayyumlar, kadınların eşit ve özgür bir yaşam sürmesine yönelik olanakları birer birer ortadan kaldırırken, yandaş kadın örgütlerini bu illere taşıyarak kadınların yaşadığı sorunları siyasi çıkar malzemesi haline getiriyor. AKP Kadın Kolları ile kayyum atanan belediyelere “çıkarma” yapılıyor.
Son perde: Xerabê Bava
Referandum süreci yaklaşırken Türkiye muhalefetine yönelik baskılar da giderek ağırlaşıyor. Sadece son 1 ayda Hayır diyeceğini ifade eden 87 kişi gözaltına alındı. Devlet bu süreçte ablukalarla Kürt halkının iradesine ve yaşam alanlarına saldırmaya devam ediyor. Günlerce abluka altına alınmış olan Mêrdîn’in Xerabê Bava Köyü’nden çıkabilen kadınlar, gördükleri baskı ve işkencelerin yanında bir kadına zorla çıplak arama yoluyla cinsel işkence yapıldığını ifade ediyor. Devlet kaynaklı cinsel şiddet, seçim aracı olarak kullanılıyor.
28 Şubat Dolmabahçe Mutabakatı’nın üzerinden çok uzun zaman geçmedi. Devlet, mutabakat yerine savaş ittifaklarını, diyalog yerine tehdidi, yasa yerine KHK’ları seçmemiş olsaydı; bugün Dolmabahçe Mutabakatı’nda 10. maddede altı çizilen demokratik bir Anayasa yapımını konuşuyor olabilirdik. 53 yıllık savaşın ardından uzlaşma zeminini yaratmış olan Kolombiya örneğinde olduğu gibi barışı inşa ederek kadın özgürlüğünü güçlendiriyor olmanın heyecanında buluşuyor olabilirdik. Ancak Mutabakat’ın “baldıran zehiri” ile boğulduğu süreç, bugün bizi darbe girişimlerinden OHAL’e, OHAL’den tek adam rejimi dayatmalarına kadar getirdi. Gelinen noktada evlerde, sokaklarda, serhildanlarda çoğalan kadınların, tekçiliğin hükümdarlığına boyun eğmesi bekleniyor. Sadece bir erkeğe değil, erkek egemenliğinin ta kendisine meydan okuyarak kurduğumuz yaşam alanlarımızı, tek bir erkeğin hükmüyle daraltmamız talep ediliyor.
Kadınların Hayır’ı
Referandum tarihinin kadınların özgürlük mücadelesinin sembolü olan 8 Mart ile neredeyse örtüşmesi, Türkiye demokratik güçleri ve kadın özgürlük mücadelesi için bir fırsattır. Bu yönetime neden Hayır diyeceğimizi anlatmanın bir yolu, kadınların mücadelesinin kazanımlarını ve bunlara yönelik saldırıları hatırlatmaktır. Şiddet, çatışma ve krizden beslenerek kadınlara erkekleşmeden politik yaşama dahil olma dışındaki yolları kapatan bu siyasal yaklaşıma karşı çıkmak, kadınların yaşamın üretken değerlerine işaret eden eşitlikçi ve özgürlükçü siyasetini yükseltmekle olacaktır.
Kilit, mühür yetmedi DUVAR ÖRDÜLER
Kayyumların ilk hedefinin kadınlar olduğunu sıklıkla ve yüksek sesle dillendiriyor. Peki somut olarak ne yaptılar? Maddelerle örnekler vermeye, özetlemeye çalışalım…
* GİZLİ DOSYALAR
Kayyum sonrası kadın danışma merkezlerinde polisler, kadınların dosyalarına el koyarak şiddeti açık hale getirildi. Tacize, tecavüze uğrayan kadınların bilgilerinin bulunduğu dosyalara el koyanların kadın tacizcisi ve tecavüzcüsü olma riski var.
AMED
* Amed’de kadınlara sosyal, kültürel ve ekonomik olarak destek veren Ceren Kadın Derneği ve Selis Kadın Derneği’nin yanı sıra Sûr, Farqîn (Silvan), Ergani ve Çinar belediyelerine ait Jinwar, Amida, Selis ve Meya Kadın Danışmanlık Merkezleri kayyumlar tarafından kapatıldı.
* Amed’de Çınar Belediyesi’ne atanan kayyum, kadın çalışanların tamamını işten çıkarttı.
*Amed Büyükşehir Belediyesi hariç tüm belediyelerin Kadın Politikaları Müdürlükleri de Kültür Müdürlüğüne bağlandı. Büyükşehir Belediyesi Kadın Daire Başkanı Yüksel Acer görevden alınarak tüm çalışmalar durduruldu. Acer’in yerine erkek bir görevli atandı.
* Amed Büyükşehir Belediyesi Alo Şiddet Hattı İlk Adım İstasyonu’nun faaliyetleri de durduruldu.
* Amed Büyükşehir Belediyesi’ne atanan kayyum, daha önce belediyenin hizmete açtığı kadın öğrenci yurdunda kalan öğrencilerden yurdu boşaltmalarını istedi.
* SÛR’UN TEK KADIN KURUMUYDU Sûr Belediyesi’ne atanan kayyum, Kadın Politikaları Müdürlüğü’nü feshederek Müdürlüğe bağlı çalışan Amida Kadın Danışmanlık Merkezi’ni de kapattı. Çalışanlarının da işten çıkarıldığı Amida’ya kayyumun emriyle gidenler, kapının kilidini değiştirdi. Buna karşı merkez çalışanları, kapıda kapatılmayı zılgıt ve sloganlarla protesto etti. 2013 yılından beri Sûr’da kadın ve çocuk çalışmaları yapan kurum ile birlikte Sûr’da bulunan tek kadın kurumunun da kapısına kilit vurulmuş oldu.
* ZOZAN EREN Amed’de son olarak Kulp Belediyesi’ne yollanan kayyum, Zozan Eren Kadın Merkezi’ni kapattı. Tutuklu vekilimiz Nursel Aydoğan, zorla kaybettirilen Zozan ve Orhan Eren’in akıbetine ilişkin Nisan 2014’te bir araştırma önergesi vermiş ancak bu önerge hükümsüz kalmıştı. Kulp’ta açılan Kadın Merkezi de onların anısına “Zozan Eren” ismini almıştı.
* BATMAN Batman’da Selis Kadın Derneği Valiliğe aktarılırken, belediyeye atanan kayyum, Kürtçe oyunların sahnelendiği Şehir Tiyatrosu ile Orkestra Müdürlüğü’nü ve Kadın Politikaları Müdürlüğü’nü feshetti. Yüzlerce kadının kurs aldığı Hevî Kadın Atölyesi de kapatıldı.
* ALO ŞİDDET HATTI DA KAPATILDI Wan Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan Kadın Politikaları Müdürlüğü’ne Sinan Bağlan isimli bir erkek, yönetici olarak getirildi. Bağlan, gelir gelmez “Alo Şiddet Hattı”nı kapattı.
* KADIN PARKI Edremit Belediyesi kayyumu, “Kadın” ve “Barış” parklarının ismini değiştirdi. Edremit sahiline inşa edilen Barış Parkı’nın adı “Şehit Polis Memuru Fethi Sekin” olarak değiştirildi. Parklara yeni tabelalar asıldı. İlçe Kaymakamı olan kayyum, diğer parkın ismini de “Şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk” olarak değiştirdi.
* KARAKOLA ÇEVRİLDİ Erciş’te belediyenin kadın ve kültür faaliyetleri durdurularak giriş katı karakol haline getirildi.
* İPEKYOLU İpekyolu Belediyesi’ne atanan kayyum, Kadın Politikaları Daire Başkanlığı’na bağlı Maya Kadın Yaşam Merkezi’ni kapattı; Şengal Kadın Parkı tabelasındaki “Şengal” yazısını da bantla örttü.
* TACİZ ETTİLER Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi’nde Kadın Politikaları Daire Başkanlığına da bir erkek atandı. Belediyede çalışan kadınlar kayyum atandıktan sonra belediyeye yerleşen polisler tarafından tacize maruz bırakıldıklarını söyledi. Belediye binasının adeta bir polis karakolu haline dönüştürüldüğü de biliniyor.
* QOSER Kızıltepe Belediyesi’ne bağlı Nuda Kadın Merkezi’nin tabelası da kayyum tarafından kaldırıldı.
* DÊRIK Dêrik Belediyesi’ne atanan kayyum da Kadın Evi’ni kapatarak çalışanlarını görevden alındı.
* KADIN MERKEZİNE ERKEK SORUMLU Sêrt Belediyesi’ne atanan kayyum, Berfin Kadın Merkezi’ni erkek sorumluya bağladı.
* BAKANLIÐA BAÐLADI Mersin Akdeniz Belediyesi’nin kayyumu, Kadın Merkezi’nin Kürtçe, Türkçe ve Zazaca üç dilli tabelasını kaldırttı; sığınma evini de bakanlığa bağladı. Kadın Merkezi yerine “Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü” yazısını astırdı. Akdeniz Belediyesi Eşbaşkanı Yüksel Mutlu, Dersim gazetesinin Kasım-Aralık sayısında DBP’li belediyelere kayyum atanmasına ilişkin olarak “Kayyum tekçiliğe, kadın çoğulculuğa götürür” başlıklı bir yazı kaleme almış; yazısında kayyum atamalarının AKP’nin 7 Haziran’dan sonra devreye koyduğu planın bir parçası olduğunu vurgulamıştı.
* ŞIRNEX Şirnex Belediyesi’ne atanan kayyum, belediyenin Kadın Müdürlüğü ve Zahide Kadın Danışmanlık Merkezi’nin kapısına kilit vurdu; Cudi Kültür Merkezi’ni de kapatttı. Kayyum danışmanı olarak atanan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel, kadın çalışmaları ve kültürel çalışma yürüten kurumların kapısına kilit vurdu. Kadın Müdürlüğü’nü kapatan kayyum, çalışanların işine son verdi. Zahide Kadın Danışmanlık Merkezi’nin kadın çalışanlarını ise Su İşleri ve Kültür Müdürlüğü gibi birimlere dağıttı.
* KİLİT YETMEDİ, DUVAR ÖRDÜ Cizîr’de belediyeye atanan ilçe kaymakamı Ahmet Adanur, “Sitîya Zîn Kadın Danışma Merkezi”ni mühürletmekle kalmadı, üstüne bir de kapısına duvar ördü.
YARIN: YNK’li milletvekili Talar L. Mihemmed, Başur’da kadının durumunu değerlendiriyor.