Kadın düşmanlığın 21’inci yüzyıldaki en çıplak, en doğrudan, en maskesiz halini temsil eden DAİŞ’in işgal ettiği her yerde yaptığı ilk iş kadın karşıtı fetvalar çıkarmak oldu. Kadınların ‘gereksiz yere’ evden çıkması yasaklandı, DAİŞ karanlığı kadar kara çarşaflara bürünmesi buyur edildi, varlıkları erkeklerin her türlü ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlandırıldı. Bunun ötesinde bir varlık hakları da gerekçeleri de yoktur kadınların DAİŞ zihniyetine göre. 

Kendinden farklı herkes ve her şeye düşman gözüyle bakan AKP’nin işgal ettiği belediyelerde yaptığı ilk iş kadın kazanımlarını yok etmek oldu. Hatırlayalım, işgal edilen ilk Kürt belediyelerden Batman Belediyesi’nde kayyumun ilk icraatları Kadın Politikalar Müdürlüğü ve Hêvî Kadın Atölyesini kapatıp, kadınların emeğiyle ürettiği eserleri sokağa atmak oldu. Aynı saldırılar daha sonra kayyum ‘atanarak’ gasp edilen bütün DBP’li belediyelerde sürdürüldü. DBP’li belediyelere bağlı onlarca kadın merkezi, kadın müdürlüğü, kadın danışmanlık merkezi kapatıldı. Ve AKP’nin belediyeler şahsında kadın iradesi, mücadelesi ve kazanımlarına yönelik bu savaşı devam ediyor. Sadece son bir hafta içinde olanlara bakalım:

* Kızıltepe Belediyesi’ne bağlı Nuda Kadın Merkezi’nin tabelası kaldırıldı, işlevsiz hale gelen merkezin 6 kadın çalışanı işten çıkarıldı.

* Nusaybin Belediyesi’nin kadın istihdamını arttırmak, ekonomik gücü zayıf ve her türlü şiddete maruz bırakılan kadınlarla dayanışmak amacıyla geliştirdiği ‘Kadın Emek Pazarı’ projesi iptal edildi

* Edremit Belediyesi’nin açtığı Kadın Parkı’nın ismi ‘Şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk’ olarak değiştirildi. Safitürk, kaymakam iken Derik Belediyesi’ne kayyum olarak ‘atandıktan’ sonra HPG gerillaları tarafından öldürülmüştü.

* Akdeniz Belediyesi’ne bağlı İştar Kadın Merkezi kayyum talimatıyla kapatılarak Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğüne bağlandı. Merkezin Kurmancî, Kirmanckî ve Türkçe üç dilli tabelası kaldırıldı, yerine ‘Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’ yazısı asıldı. Merkezde şiddet mağduru kadınların başvurularını takip eden sosyolog ve sosyal çalışmacı da işten çıkarıldı. 

Geçtiğimiz günlerde ayrıca bütün ilerici kadın kurumlarının KHK ile kapatıldığı, bu kurumların arşiv ve materyallerinin imha edildiği Van’da Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM) temsilciliği açıldı. Temsilciliğin açılışını bizzat KADEM’in başkan yardımcısı olan Sümeyye Erdoğan Bayraktar yaptı. Açılışta kurdele keserken kendisine eşlik edenler arasında eşi olan Türkiye’nin bir numaralı silah üreticisi Selçuk Bayraktar, AKP vekili ve eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay, bakan Faruk Çelik ve Van Valisi vardı. Bir kadın derneğinin açılışında sahnede kadından çok erkeğin bulunması o dernek hakkında çok şey anlatıyordur kanımca. 

Van gibi özgürlükçü-ilerici çizgide kadın çalışmaların yoğun ve etkili bir şekilde yürütüldüğü bir şehirde, bu çizgideki kadın kurumların kapatılması ve yerine KADEM gibi bir örgüt – dernek demek işlevini karşılamaz – açılması elbette ki ne boşuna ne de tesadüftür. Burada amaçlanan özgür kadın iradesini, ruhunu, emeğini, direnişini kırıp yerine kadını nesneleştiren eril zihniyeti hakim kılmaktır. Bu elbette ki öyle kolay bir şey değil. 

Kürt kadınları onlarca yıldır özgün ve özerk örgütlenerek bütün dünya kadınlarına ilham verecek düzeye ulaşmıştır. Kürdistan’da kadın iradesi, kadın bilinci, kadın bakış açısı ve kadın mücadelesi öyle kayyumlarla, dernek kapatmalarla, işten çıkarmalarla, gözaltı ve tutuklamalarla yok edilmek bir yana zayıflatılamaz bile. Tersine, kadın düşmanı zihniyet ve ideolojiye sahip AKP’nin saldırıları karşısında kadınların özgürlük arayışı doğası gereği daha da büyüyecektir. 

İçinden geçtiğimiz süreç, küresel ölçekte kapitalizm, faşizm ve kadın düşmanlığı arasındaki kopmaz bağı oldukça çıplak bir biçimde gözler önüne sermektedir. ABD’de seçim sürecinde ve sonrasında yaşananlara bir bakalım. Bir yanda Trump’ın şahsında artık hiçbir maske takma ihtiyacı duymayan kadın düşmanı faşist kapitalist iktidar, ama diğer yanda da ona boyun eğmeyip yeniden kadın değer ve kazanımlarına sarılıp sahiplenen milyonlarca kadın. Kral artık her yerde çıplak. 

Kuzey Kürdistan ve Türkiye somutuna dönecek olursak; Kürt halkının örgütlü iradesinin somutlaştığı alan olarak belediyelerdeki kadın çalışma ve kazanımlarına yönelik saldırılar tahammülsüzlük olarak isimlendirilemez. Bu saldırıların temelinde kadın düşmanlığı var. Bu düşmanlık dünya çapında kendini yeniden örgütlemeye çalışıyor. Türkiye’de ise en fazla da AKP tarafından temsil edilmektedir. Kadın düşmanlığın bu kadar yoğun saldırıya geçmesi ise ataerkil-kapitalist modernist sistemin yaşamakta olduğu kriz durumu ve bununla bağlantılı olarak 21. yüzyılın kadın yüzyılı olma gerçeği ile doğrudan alakalıdır. Dolayısıyla dünya ölçeğinde kadın özgürlük çizgisi ile kadın düşmanı eril çizgi arasındaki mücadele savaş düzeyine yükselip giderek sertleşmektedir. 

Kadınlar olarak umutlu ve iddialı olmak için çok sayıda gerekçemiz var. Kürt kadınları olarak özellikle son 3 yılda kadın düşmanlığın en somut ifadesine (DAİŞ & AKP) karşı yükselttiğimiz direniş bütün dünya kadınlarına ilham verdiği gibi, mücadelemizin üzerinde büyüdüğü kadın özgürlük felsefesi, ideolojisi ve örgütlenme konseptlerine karşı yoğun bir ilgi söz konusudur. Bununla birlikte dünyanın dört bir yanında kadınlar, ataerkil dünya sisteminin yoğunlaşan saldırıları karşısında daha fazla birleşip mücadele yürütüyor. Şimdi önemli olan bu gücü örgütlülüğe kavuşturmaktır. Önümüzde duran büyük görev budur. Şimdiden belki de dünyadaki en örgütlü kadın gücünü oluşturan Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi’nin bu konuda hem misyon hem de sorumluluk sahibidir.