Yapımı devam eden ve 29 Ekim’de Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan tarafından açılacağı açıklanan 3. Havalimanı’nda kötü çalışma koşulları nedeniyle eylem yaptıkları için gözaltına alınan işçilerden önceki gün adliyeye çıkarılan 24’ü tutuklandı.

İhalesi 2013’te yapılan ve “Cumhuriyet tarihinin en büyük ihalesi” olarak tanıtılan 3. Havalimanı’nda kötü çalışma koşullarını protesto ettikleri için gözaltına alınan ve savcılık işlemlerinin ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen 28 işçiden 24’ü tutuklandı.

Kötü çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla 14 Eylül’de eylem yapan 3. Havalimanı işçileri, aynı gece koğuşları basılarak gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 400’den fazla işçiden bir kısmı polis sorgularının ardından serbest bırakılmıştı. Önceki gün Gaziosmanpaşa (GOP) Adliyesi’ne getirilen işçilerin ifadesini almayan savcı, 43 işçiden 15’inin adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakılmasını istedi, 28 işçiyi ise tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti.

İşçilerin, “Kamu malına zarar verme”, “Polise mukavemet”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet”, “İş ve çalışma hürriyetinin ihlali”, “Halki kin nefret düşmanlığa tahrik etmek”, “Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması”,  iddialarıyla tutuklanmaları istendi. Savcı Ali Özgilik, tutuklama talebine gerekçe olarak “işçilerin jandarma baskını sırasında slogan atarak kolluk kuvvetinin müdahalesine engel olmaya çalıştıklarını” ve “Grup Direniş” isimli WhatsApp grubu oluşturmalarını gösterdi.

Savcı, adli kontrol talebine ise “kuvvetli suç şüphesi”, “kaçma şüphesi”, “delilleri yok etme şüphesi”, “tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunma şüphesi” iddialarını dayanak yaptı.

Aileleri adliyeye giremedi

Çalışma koşullarının iyileştirilmesi için eylem yapan işçiler, 4 gün gözaltında tutuldu. Gözaltına alınanlar arasında 2 günlük işçi de vardı aylarca çalışan da. 4 gün boyunca yakınlarının hangi karakolda tutulduğunu dahi öğrenemeyen aileler, gözaltındaki işçilerin önceki gün öğlen saatlerinde adliyeye çıkarılacağını öğrenince soluğu GOP Adliyesi’nin önünde aldı. HDP milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen, Dilşad Canbaz Kaya ve Erkan Baş işçilere destek için adliye önüne geldi. Adliye önünde yalnızca aileler yoktu elbette. Çok sayıda sivil ve çevik kuvvet polisi ile jandarma görevlileri adliyeyi abluka altına aldı. Adliyenin her iki girişinde de birer toma ve akrep bekletildi. Güvenlik güçleri ailelerin adliye içine girmesini engelledi.

Şantiyede arama yapıldı

Jandarmanın sorgular sırasında işçilerin 3. Havalimanı şantiye alanındaki yatakhanelerine girdiği ve arama yaptığı bilgisi geldi. Savcılık sorgusunun hemen öncesinde yapılan arama “tutuklama için delil üretme çabası mı” sorusunu akıllara getirdi. Sabah 7.15’te ilk kararını açıklayan mahkeme, savcının adli kontrol şartıyla tahliyesini talep ettiği 15 işçi için aynı yönde karar verdi. Ardından verilen kararda ise tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edilen 28 işçiden 24’ünün tutuklanmasına, 4’ünün ise adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Tutuklanan işçilerin isimleri şöyle: Akif Altınışık, Anıl Deniz Gider, Bilal Topcu, Birkan Topcu, Cihan Sarıbulak, Deniz Aslan, Fatih Mukan, Ferhat Uyar, Hasan Çetin, İlker Kurt, Mehmet Cemal Demir, Muhammet Yiğen, Murat Altuntaş, Musa Karakuş, Mustafa Atay, Özkan Özkanlı, Ramazan Gözel, Rıdvan Gönül, Selami Saribuğa, Servet Gözel, Teyip Kırğın, Uğur Karadaş, Yunus Özgür ve Yusuf Yılmaz.

Çalışma hürriyetini engellemişler

Gaziosmanpaşa 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama gerekçesi ise şöyle: “Görevi yaptırmamak için direnme, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, kamu malına zarar verme ve toplantı ve yürüyüşlere silahlı katılma, suçlarının vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin mevcut olduğu, delillerin henüz toplanmamış olması karşısında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden ayrı ayrı tutuklanmalarına…”

İşçiler tepki gösterdi

Karara tepki gösteren işçilerin sinir krizi geçirdiği bilgisi geldi. Avukatlar, işçilerin tutulduğu nezarethaneden bağrış ve kapıya, demire vurma sesleri geldiğini aktardı. Bir grup avukat, bilgi vermek için nezarethaneye geçti.

Adliye önündeki bekleyişte Evrensel’e konuşan aileler olanlara anlam vermekte güçlük çekiyordu. Baba Süleyman Aslan, oğlunun bir seneye yakındır havalimanı inşaatında çalıştığını anlattı. Oğlunun yaşadığı sıkıntıları aktaran baba Aslan, “Çok fazla pire olduğunu, yemekhanenin yemeğinin yenilemeyecek kadar kötü olduğunu söylüyordu. Servis için sabah saat 05.30’da yatakhane kapısına çıkarılıp saatlerce servis bekliyorlarmış. İş güvenliği yoktu” dedi.

Aynı gün çıkarmışlar

Bir işçi yakını da yatma yerlerinde tahta kurularının olduğunu anımsattı ve devam etti: “Sabah 05.30-06.00’da işçiler dışarı çıkartılıp otobüs bekletiliyor. Saat 08.00’e kadar yağmur, çamur, kar demeksizin. Bir nevi zulüm yapılıyor. Bu zulme tepki gösterdikleri için de buradalar. Ustaların ve formenlerin yemekhaneleri işçilerinkinden farklı. Yemeklerini işçilerden ayrı yerlerde yiyorlarmış. Günde 16 saat çalıştırılıyorlar. Maaşlarının yarısı bankaya yatırılıyordu yarısı elden veriliyordu. Elden verdikleri zaman vergiden kaçırıyorlar. Gözaltına alındığı gün MAPA firması birçok işçiyi işten çıkarmış.”

Ortada buç yok

Hakkında tutuklama kararı verilen işçilerden İlker Kurt’un annesi Türkan Kurt oğlunun, havalimanı şantiyesinde üç aydır çalıştığını, tahtakurusundan ve yemekhanenin uzaklığından yakındığını anlattı: “Yemekhaneden gelen kadar gene acıkıyorum, yemekleri de iyi değil diyordu. Havalimanının açılış tarihinin yakın olması sebebiyle gece gündüz çalışıyordular. Her gün mesaiye kalıyordular. Cumartesi pazar günleri bile mesaiye gidiyorlardı. Mesai parası dahi verilmiyordu.”

Baba Alim Kurt ise şöyle konuştu: “Haksızlıklara ses çıkardıkları için gözaltına alındılar, işlerinden oldular. Böyle adalet olmaz. Ben sesimi çıkardım diye illa işten mi atmak lazım. Dünyanın hiçbir yerinde çalıştığı için, hakkını aradığı için bir tutuklama yoktur olmamıştır. Neden sadece Türkiye’de bu böyle? Ortada bir suç yok. Haklarını savundular.”

Bin kişi öldü

Kardeşi Ömer Eren’in gözaltına alındığı haberini alır almaz Batman’dan İstanbul’a gelen İbrahim Eren, 4 gün boyunca karakol karakol dolaşıp kardeşini aramasına rağmen hiçbir bilgi alamadığını söyledi: “4 gündür buradayım herhangi bir bilgi alamıyorum. Gitmediğim, aramadığım yer kalmadı. Aradığımda burada çok kişi var Ömer Eren listede yok diyorlar. Buraya da geldik adliyeye sokmuyorlar bizi. 3 aydır çalışıyordu kardeşim. Daha önce de havalimanında bir sene çalışmıştı. Maaşları geç veriliyordu. 20 gün içinde 16 kişi öldü. Bu işçilerin hepsi onun için ayaklandı. Gözlerini korkutuyorlar ki bir daha kimse öyle bir şey yapmasın. Çılgın proje dediler. Çılgın projede bin kişi öldü. Ölenler medyada gösterilmedi sümen altı edildi. Havalimanı inşaatında iş güvenliği yok. İnşaat başladığından beri bin tane insan öldü. 20 gün içinde 16 kişi öldü. Ama halen medya yalanlıyor.”

 

İşçileri susturma operasyonu

   

HDP Milletvekilleri Erkan Baş, Meral Danış Beştaş, Dilşat Cambaz, Oya Ersoy, Hüda Kaya, Serpil Kemalbay, Garo Paylan, Rıdvan Turan ve Zeynel Özen, işçilerin tutuklanması üzerine Metris Cezaevi önünde açıklama yaptı. Eyleme işçilerin aileleri ve DİSK yöneticileri de katıldı.

Serpil Kemalbay, bu operasyonun aynı zamanda işçileri susturma operasyonu olduğunu söyledi. Erkan Baş da “Şantiye bizlere kapatılıyor, çünkü orada suç işleniyor” diyerek, işçileri bu koşullarda çalıştıranlar hakkında işlem yapılması gerektiğini belirtti. “Dün 20 saat süren bir sözde mahkeme sonucu arkadaşlarımız Metris Cezaevi’ne getirildi. İşçileri gözaltına alan araçlar patronlarındı” diyen Baş, “Patronlar kaçak sarayda toplantı yapıp servetlerine servet katıyorlar” vurgusunda bulundu. Patronlara hizmetkar olan hükümetin Türkiye’yi cehenneme çevirdiğini söyleyen Baş, dayanışma içinde olacaklarını dile getirdi.

İsyan zorunludur

DİSK Yönetim Kurulu Üyesi Kanber Saygılı ise şöyle dedi: “3. Havalimanı’ndaki gelişmeler bu memleketteki adaletsizliğin boyutlarını gösterirken işçilerin ne kadar insani olmayan koşullarda çalıştığını ortaya serdi. Ancak devlet buradaki insani talepleri göreceğine, bunu bir güvenlik sorunu haline getirdi, savcıları harekete geçirdi, işçiler üzerinde terör uyguladı.”

“Buradaki şirketler AKP hükümetinin yan şirketleri gibi” diyen Saygılı, “İşçi arkadaşlara isyandan başka çözüm kalmadı” diye ekledi. Kaygılı, bu saldırının, daha büyük işçi kıyımları öncesinde bir gözdağı niteliğinde olduğunu da söyledi.

Ankara emek örgütleri: Sömürenden yana

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ankara Temsilciliği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu ve Ankara Tabip Odası (ATO), işçilerin tutuklanmasına dair basın toplantısı düzenledi.

Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) 2 No’lu Şubede yapılan toplantıda, DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün konuştu. Görgün, işçilerin tutuklanma kararı için, “Hukukun ezilenden yana değil sömürüden yana işlendiğinin göstergesidir. Emekçilere ve topluma gözdağıdır” dedi. İşçilerin insanca yaşama talebinin muhatabının jandarma olamayacağını belirten Görgün, “Bu ihlallerin ve taleplerin muhatabı Çalışma Bakanlığıdır. Havalimanı inşaatı işçilerinin gözaltına alındığı gün, anayasal haklarını kullanıp sendikalı oldukları için işten atılan Cargill işçileri de aynı biçimde gözaltına alınmış temel hak ve özgürlüklerin bir kez daha fütursuzca ihlal edilmiştir” ifadelerini kullandı.

Görgün, işçileri hedef alan ve işçilere yaşatılan ihlalleri haber konusu yapmayan medya gruplarını da kınadıklarını söyledi. Görgün, “İşçilerin talepleri karşılanmalı, tutuklanan işçiler serbest bırakılmalı, onlara yapılan tehdit, eziyet ve şiddete son verilmelidir” çağrısı yaptı.

 

İSTANBUL

 
 

İşçilerin talepleri

 

İşçilerin şirket yöneticilerine sunduğu 15 maddelik talep listesi şöyle:

  • Eyleme katılan işçiler işten atılmayacak.
  • Habersiz şekilde işten atılanlar işe iade edilecek
  • Servis sorunu çözülecek
  • Yatakhane, lavabo, banyo temizlikleri düzenli olarak yapılacak, tahtakurusu sorunu çözülecek
  • Revir personelinin işçilerle ilgilenmesi, gerekli sağlık malzemelerinin temin edilmesi sağlanacak, işçilere dönük aşağılayıcı muamele engellenecek
  • Maaşların tamamı hesaba yatırılacak, elden maaş ödemesi yapılmayacak
  • Geçmişe dönük ödenmeyen ücretler ödenecek
  • İşçi ve formenler aynı yemekhanede yemek yiyecek
  • Sorunlara sebep olan İGA yetkilileri görevden alınsın
  • Talepler basın karşısında okunacak
  • İş cinayetleri çözülecek
  • 6 aydır maaşları yatırılmayan işçilerin ödemelerinin yapılması
  • Bayram ikramiyesi verilmesi
  • Azerbaycanlı işçilerin bulunduğu ekibin başı Selim Öztürk’ün yarattığı mağduriyet dolayısıyla işten atılması
  • İşçi kıyafetlerinin verilmesi.

Devletin yanıtı

 

Türk devleti, bu talepleri için gösteri yapan işçilere saldırdı; gece koğuşlarını basıp yüzlercesini gözaltına aldı. Şantiyeyi ve koğuşları işgal edip güçlerini hazır kıta tutuyor. Karalama kampanyası eşliğinde gözaltındakilere işkenceyle zorla ifade verdirmeye çalıştı. Ardından da işten çıkarma ve tutuklamayı reva gördü.

Suçlamaları ise şöyle:

  • Kamu malına zarar verme,
  • Polise mukavemet,
  • Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet,
  • İş ve çalışma hürriyetinin ihlali,
  • Halki kin nefret düşmanlığa tahrik etmek,
  • Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması,
  • Jandarma baskını sırasında slogan atmak,
  • WhatsApp grubu oluşturmak.
 
 

Konut balonu patlıyor

 

TÜİK rakamlarına göre Ağustos’ta konut satışları yüzde 12.5 oranında düştü, ipotekli satışta ise yüzde 70’e varan azalma meydana geldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayına ilişkin konut satış rakamlarını açıkladı. Konut satışları Ağustos’ta bir önceki yılın aynı ayına göre, yüzde 12,5 oranında azalarak 105 bin 154 rakamına indi.

İpotekli satışlarda sert düşüş

Satışlardaki düşüşte dikkat çeken nokta ipotekli satış rakamlarında gerileme oldu. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,1 oranında azalış göstererek 12 bin 743 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı ise yüzde 12,1 olarak gerçekleşti. Geçen yıl ipotekli satışın toplam konut satış rakamı içerisinde elde ettiği pay 38 bin 743 rakamı ile yüzde 32,2 idi.

İlk kez satılan konut sayısı

Türkiye genelinde ilk defa satılan konut sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 12,6 azalarak 49 bin 362 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk satışın payı yüzde 46,9 oldu.

Irak vatandaşları çoğunlukta

Yabancılara yapılan konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 129,6 artarak 3 bin 866 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında, Ağustos 2018’de ilk sırayı bin 141 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul ilini sırasıyla 675 konut satışı ile Antalya, 307 konut satışı ile Bursa, 305 konut satışı ile Ankara ve 263 konut satışı ile Yalova izledi. Ağustos ayında Irak vatandaşları Türkiye’den 944 konut satın aldı. Irak’ı sırasıyla, 394 konut ile İran, 275 konut ile Suudi Arabistan, 271 konut ile Kuveyt ve 192 konut ile Rusya Federasyonu izledi.

 
 

Merkez döviz zabitliği yapacak

 

Merkez Bankası, kendisine tanınan yeni yetki ile belediye, üniversite ve KİT’lerden döviz işlem bilgisi isteyebilecek.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), döviz pozisyonunu etkileyen işlemleri izlemek üzere belediye, kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) ve üniversitelerden bilgi ve belge isteyebilecek. TCMB’nin “Döviz Pozisyonunu Etkileyen İşlemlerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından İzlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”i Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre TCMB, döviz pozisyonunu etkileyen işlemleri izlemek üzere bildirimle yükümlü olan gerçek kişiler ile banka ve finansal kuruluşlar haricindeki özel hukuk tüzel kişiler, büyükşehir belediyeleri ve belediyeler ile bunların bağlı işletme ve idareleri ile sermayelerinin yarısından fazlasına tek başına veya birlikte sahip oldukları iktisadi teşebbüsleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve yükseköğretim kurumlarından bilgi ve belge isteyebilecek.

Bildirimler, finansal raporlama çerçevesine uygun olarak ilgili yılın 31 Mart, 30 Haziran ve 30 Eylül tarihlerinde sona eren ara hesap dönemleri için takip eden ikinci ayın sonuna kadar ve 31 Aralık’ta sona eren yıllık hesap dönemi için de takip eden üçüncü ayın sonuna kadar tamamlanacak.

Sistemin işletimi, banka adına ve vereceği talimatlar doğrultusunda destek kuruluşları tarafından gerçekleştirilebilecek. Destek kuruluşları, sistemdeki bilgilerin gizliliğini korumakla yükümlü olacak.

Sistem kullanıcıları, sistemin genel ağ sitesi üzerinden elektronik imza oluşturma aracı ile veya sistemde belirlenen güvenlik adımları izlenerek kayıt olarak aktif kullanıcı olacak. Sistemin MERSİS entegrasyonu ile firma ön bilgileri dolu olarak getirilecek.

Merkez Bankası, sisteme ilişkin bildirim ve denetim ile ilgili süreleri, destek hizmet kuruluşunu, kullanıcıları, bildirim usulünü, veri formunu, denetlenmesi gereken veri formu kalemlerini veya sistem ile ilgili açıklama formunu gerektiğinde değiştirmeye ve özel hesap dönemi uygulayan firmalar, acz halindeki firmalar ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilen firmalar için durumlarının gerektirdiği uygulamaları tesis etmeye yetkili olacak.

 
 

Türk vatandaşlığı beş paralık oldu

 

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ucuzladı. Vatandaşlığa hak kazanma için gereken asgari sabit yatırım tutarı 2 milyon dolardan 500 bin dolara; gayrimenkul tutarı da 1 milyon dolardan 250 bin dolara çekildi.

“Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, yabancıların Türk vatandaşlığını kazanabilmeleri için gerekli şartlar yeniden düzenlendi.

Daha önce vatandaşlık kazanabilmek için karşılanması gereken en az 2 milyon dolar tutarında sabit sermaye yatırımı şartı 500 bin dolar veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası olarak değiştirildi.

En az 1 milyon dolar tutarında taşınmazın tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın alınması hükmü de yönetmelikle değiştirildi. 250 bin dolar veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası tutarında taşınmazı satın alan yabancılar bu haktan yararlanabilecek.

İstihdam rakamı da düştü

Vatandaşlığa geçmek için oluşturulması gereken istihdam rakamı ise 100 kişiden 50 kişiye düşürüldü.

Vatandaşlığa geçme şartlarından biri olan Türkiye’de faaliyet gösteren bankalara üç yıl tutma şartıyla yatırılması gereken mevduat tutarı en az 3 milyon dolardan 500 bin dolara veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası’na düşürüldü.

En az 3 milyon dolar tutarında devlet borçlanma araçlarını üç yıl tutmak şartıyla satın alma şartı da 500 bin dolar veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası olarak güncellendi.

Komisyon ve ofisler kurulacak

Yapılacak vatandaşlık başvuruları ile ilgili süreci takip etmek amacıyla İçişleri Bakanlığı bünyesinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı temsilcilerinden oluşan bir komisyon kurulabilecek. Özel ofisler açılarak Türk vatandaşlığına geçmek için başvuran yabancılarla birebir ilgilenilecek ve işlemler en kısa sürede yapılacak. Bu ofislerin ve sürecin takibi İçişleri Bakanlığı bünyesinde oluşturulacak komisyon tarafından takip edilecek.

 
 

Giden az, kaçan çok

   

Bu yılın 7 aylık dönemine bakıldığında gayrimenkul hariç Türkiye’ye giren doğrudan yatırımın yüzde 82’si kadar yurt dışına yatırım yapıldı.

Türkiye’nin çektiği uluslararası yatırım son üç yılda azalma gösteriyor. Buna karşılık 2012 yılından bu yana Türkiye’den yurt dışına doğrudan yatırımlarda ciddi bir ivme söz konusu.

Doğrudan yabancı yatırımların gayrimenkul alımları dışında ekonomik faaliyete dönük kısmına yönelik bir inceleme yapıldığında 2018’in ilginç bir yıl olma ihtimali gözleniyor. 2018’in ilk 7 aylık dönemi sonunda, gelen yatırımlardaki göreli zayıflık, giden yatırımlarda ise artış eğilimi nedeniyle giden yatırımların gelen yatırımlara oranının yüzde 80’lere çıktığı gözlendi. Tasfiyeler düşülmeden ve gayrimenkul alımları dahil edilmeden Türkiye’ye giren doğrudan yatırımın miktarı 2018 Ocak-Temmuz döneminde 3 milyar 179 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Aynı dönemde, aynı kapsamda giden yatırım ise 2 milyar 606 milyon dolar oldu. Gelen yatırımların yüzde 81,98’i kadar doğrudan yatırım yurt dışına yapıldı. Gayrimenkul hariç, tasfiyeler düşüldükten sonra orana bakıldığında ise yine 2018 Ocak-Temmuz döneminde 2 milyar 770 milyon dolarlık girişe karşılık, 2 milyar 296 milyon dolarlık yatırım yurt dışına yapıldı. Bu kapsamda ise gelen yatırımların yüzde 82,89’u kadar yatırım yurt dışına yapıldı.