Dünya günlerden beri Gezi Direnişi'ni izliyor. Sisteme öfke her kesimden insanı, sistemin karşısına çıkarıyor. Direniş, Taksim'i de aşarak Türkiye'nin bütün şehirlerine ve Avrupa'ya yayıldı. Korku duvarlarının aşılmasını sağlayan bu toplumsal mücadelede Taksim Gezi Parkını Koruma ve Güzelleştirme Derneği önemli bir yer tutuyor.
Taksim Gezi Parkını Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkan Yardımcısı Kağan İşmen, gezi amaçlı geldiği Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da Gezi Parkı eylemcileriyle dayanışma etkinliğine katıldı.
Aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeliği de yapmış olan İşmen şunları belirtiyor: "Taksim'e yapılacak olan Topçu Kışlası projesini uzmanlardan oluşan Koruma Kurulu reddetti. Bunun üzerine Erdoğan, devletin maaşlı kişilerinden oluşan bir yüksek kurul kurdu. Yüksek Kurul, Koruma Kurulu'nun kararını reddetti. Derneğimiz de, Yüksek Kurul'un kararına karşı kuruldu. Bizim derneğimiz İstanbul 6.İdare Mahkemesi'ne dava açarak yürütmeyi durdurma kararının çıkmasını sağladı. Şu anda ise mahkemenin kesin kararı bekleniyor. Çünkü itiraz hakları var. Projeyi değiştirme ile dolaylı olarak yürütmeyi durdurma kararını iptal ettirebilirler. Bundan dolayı mücadele sürecektir."

Oldu bittiye getirme yöntemi


İşmen, hükümetin, dolaylı yolları deneyerek yürütmeyi durdurma kararını etkisiz hale getireceği yönündeki kaygılarını geçmiş tecrübelere dayandırıyor: "Örnek vermek gerekirse Sulukule'de Roman vatandaşlar oturuyordu. Aynı sıkıntı onların başına geldi. Yıktılar. Oraya yeni evler yaptılar. Mahkeme yıkımın hukuksuz olduğuna dair kararı çıkardığında zaten evler yıkılmış yenileri yapılmıştı. Aynı şeyi, Taksim'de yapmaya çalıştılar."
Kağan İşmen, bir yandan projenin iptali için çalışma yürütüldüğünü bir yandan da 7 aydan beri nöbet tutulduğunu belirtiyor.
İşmen, "İlk 1 ay hergün, 6 ay ise her cumartesi günü nöbet tutuluyordu.
Nöbetlerimizi 'Gezi Parkı Yaşıyor' sloganları ile tuttuk. Orası halkın çok yoğun yaşadığı bir yerdir. Halka bilgilendirme yapılıp imza toplanıyordu. İlgi büyüktü. 80 bini ıslak, 40 bini internet üzeri toplam 120 bin imza toplandı. 50 bin imza Koruma Kurulu'na teslim edilmişti. Koruma Kurulu zaten projeyi reddetmişti. Son 1 yıldır sayısız eylemlilik gerçekleşti. Derneğimiz 1.Taksim Gezi Parkı Festivali'ni yaptı. 10 müzik grubu sahne aldı. Polis kaydına göre 25 bin kişi iken 40 bin kişi o gün parkın yıkımına 'dur' demek için festivale geldi. 13 Nisan ilk büyük kitlesel karşı duruş derneğin gerçekleştirdiği bu festivalle oluştu. İnsanlar parkı sahiplendi. 13 Nisan'da yapılan festivalle halktan Gezi Parkı için dozerlerin karşısına çıkma sözü alındı. O festival için Beyoğlu Belediyesi çok zorluklar yaşattı bize. AKP'nin belediyesidir" ifadeleri ile son 7 ayın panoramasını özetliyor.

Halk parkına sahip çıkıyor


Dozerlerin, Gezi Parkı'ndaki ağaçları sökmeye başladığını, 28 Mayıs sabahı ise BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in gelip dozere müdahale ettiğini hatırlatan İşmen "O zaman dozer durdu. O zamana kadar 600 metrekarelik bir alan kazılmış, bazı ağaçlar sökülmüştü. Polis müdahalesinden sonra da Taksim'i yaşayan ve yaşatanlar bir araya gelip, parkına sahip çıktı" şeklinde konuşuyor.
İstanbul'da tarih ve doğa katliamının sadece Gezi Parkı ile sınırlı olmadığını söyleyen Kağan İşmen, tarihi İnci Pastanesi, Emek Sineması ve tarihi Beyoğlu pasajlarının bu talana kurban gittiğini belirtiyor. İşmen şunları ifade ediyor: "İnci Pastanesi ve Emek Sineması yerle bir edildi. Beyoğlu'nun tarihi pasajlarının çoğunu dükkana çevirdiler. Tarlabaşı'na da yok paraya el koydular. Oraya da bir sürü otel ve oteller için otoparklar yapılıyor. O otel sahiplerinin hepsi de yandaşlar. Taksim'de haksızlığa karşı bir yerel mücadele vardı. Taksim ne kadar yerel olabilir sen karar ver dolayısıyla daha görünür oldu. Biz bir haksızlığa karşı durduk. Güneydoğu'da olan Taksim'de oldu. Sonuçta herkesin derdi vardı. Polisin savunmasız bir anda sert saldırısı karşısında herkes patladı. İşin özü parkını korumak isteyenlere uygulanan zulümdür. Oradaki halka kendi parkı için söyleyecek söz hakki dahi verilmedi."

Talanı anlatan film

Taksim'de polis şiddetinin sınır tanımadığını, gazeteci ve doktorların da bu şiddete maruz kaldığını ifade eden İşmen, 'Anadolu İsyanı Belgesi' ve 'Ekümenopolis' filmlerinin izlenmesini öneriyor.
İmre Azem'in ödüllü 'Ekümenopolis' belgeseli kamuoyunda kentsel dönüşümü ve 3.Köprü Projesi'ni deşifre eden belgesel olarak biliniyor. Belgeselde kentsel dönüşüme maruz kalanların yaşadığı travmada anlatılıyor. Filmde 3. Köprü için şu ifade yer alıyor: "Bu istila içinde yapılacak olan 3. Köprü ve onu takip edecek diğerleriyle İstanbul, artık su havzalarından, ormanlardan ve ortak alanlarımızdan yoksun, betondan bir Ekomenopolis'e dönüşecek. Ucu olmayan bu tekinsiz şehir sonunda hepimiz yutacak."
Tarihte en büyük Alevi katliamına imza atan Yavuz Sultan Selim'in adının verilmesi planlanan köprünün, işte böylesi ekolojik katlimı da İstanbullulara yaşatma durumu var. 
'Anadolu İsyanı Belgeseli' ise hidroelektrik santrallerin (HES) doğa ve insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ve HES'lere karşı verilen mücadeleleri anlatıyor. Film kolektif bir çalışmanın ürünü olarak ortaya çıkıyor.
Bu noktada HES'lere ilişkin en son Dersim'de Peri suyu üzerine yapılan barajın kapakları tamamen kapattıldığı için çok sayıda balık ve suda yaşayan diğer canlıların yok olmasına ithafen Kağan İşmen "HES'lerin tamamında suda yaşayan canlılar için can suyu dahi bırakmıyorlar. Dereler tamamen kuruyor. Çoğu yerde kelleşme var. Doğayı katlediliyorlar" şeklinde konuşuyor.

Kürtleri daha iyi anlıyorlar
 
Sosyal medya, Gezi Direnişi'nin yaygınlaşmasında önemli bir rol oynamıştı. Çok sayıda sosyal medya kullanıcısı da, polis şiddetini gördükten sonra bu sistemin Kürtlere yönelik uygulamalarını daha da iyi anladıklarını itiraf etmiş, Kürtlerden özür dilemişti.

İşte bu noktada Kağan İşmen'in ifadeleri, sosyal medyada yaygınlaşan özeleştirilerle örtüşüyor. İşmen şunları belirtiyor: "Polisin o sabahki saldırısı farklı kesimleri bir araya getirdi. Kürtler anlaşıldı. Eskiye nazaran çok daha fazla insan Kürtleri anladı. Haksızlıklar ortadan kalkana kadar direniş devam eder."

BİRGÜL ROAVA/AMSTERDAM




Satır başlarıyla Topçu Kışlası


* Gezi Parkı'nın bulunduğu yerdeki yapı 1780'te yapıldı.
* Kışla 31 Mart olaylarında önemli rol oynadı.
* Bina 1913'te Sanayi ve Ticaret-i Milliye-i Osmaniye'ye satıldı.
* Birinci Dünya Savaşı'nın ardından işgal edilen İstanbul'daki Fransız kuvetlerinin yönetiminde bulunan Senegalli askerlere tahsis edildi.
* Cumhuriyetin ilanından sonra kışlanın avlusunda futbol maçları oynandı ve kışla Taksim Stadı adını aldı.
* 1940'ta şehir planlamacısı Henri Prost'un önerisiyle kışlanın yıkılması yerine konut ve sosyal alanların inşa edilmesi kararlaştırıldı.
* Kışlanın yıkımından sonra planlanan düzenlemelerin çok azı yapıldı. Kışlanın yerine Gezi Parkı inşa edildi.
* 16 Eylül 2011'de İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi 'Kentsel Tasarım Projesi' ile kışlanın tekrar inşaasına karar verdi.
* 17 Ocak 2013'te Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu "Gezi Parkı'nın İstabul'un belleğinde yer ettiği" gerekçesiyle İstanbul Belediye Meclisi'nin kararına onay vermedi.
* İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna itiraz etti.
* Yüksek Kurul, Belediye'nin projesine onay verdi ancak, İstanbul 6.İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.
* Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen, 28 Mayıs'ın ilk saatlerinde yıkım ekipleri Gezi Parkı'na girdi. O günden beri başta Taksim olmak üzere Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinde büyük bir direniş ortaya çıktı.