Kırıklar 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde açlık grevine giren 15 PKK’li tutsak kararlılıklarını vurgulayarak, “Barıştan yana olan, insana değer veren herkesi yanımızda yer almaya değil; uğruna ölüme yattığımız bu iki talebin etrafında kilitlenmeye çağırıyoruz” diye haykırdı. Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ndeki tutsaklar da talepleri karşılanmak yerine müdahale seçeneğini gündeme getiren hükümetin yaklaşımına tepki göstererek, “Hiçbir müdahaleyi kabul etmiyoruz bizler hasta değil eylemciyiz. Direnişimiz fedaice sürecektir” mesajını verdi.
3 Ekim ve 15 Ekim’de İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde açlık grevine giren 15 PKK’li tutsak, özgeçmişlerini, açlık grevine başlama nedenleri ile duygu ve düşüncelerini içeren bir mektup kaleme aldı. Tutsaklar, 3 Ekim’de açlık grevine başlayan tutsakların gözde kanlanma, el ve ayakta üşüme, damakta yara, idrarda yanma, baş dönmesi ve ağrısı, mide bulantısı, mide krampı, göz ağrısı, kulak çınlaması, uyku bozukluğu, halsizlik, mide yanması gibi sağlık sorunları yaşadıklarını belirtti. 15 tutsağın kaleme aldığı mektup şöyle: 

Hürşit Külter: 1984 Şırnak merkeze bağlı Besta (Serige Mihamede Oso) Köyü’nde doğdum. 2006’dan itibaren DTP Gençlik çalışmalarına başladım. 2009’da “Şırnak KCK” adı altında yapılan operasyonla tutuklandım. Önderliğimiz üzerindeki ağır tecrit ve beni dünyaya getiren anamın dilinin hala yasaklı oluşu, hareketimizin onca çözüm ve barış çabalarına karşın, Başbakan ve hükümetinin çözümsüzlükte ve siyasi-kültürel soykırımdaki ısrar beni bu eyleme sevk etmiştir. Bu eylemdeki mesajım nettir.
Sertaç Kılıçarslan: 1976’da Tatvan’ın Çorsen Köyü’nde doğdum. Belki bu eylemle önderliğime, halkıma, hareketime karşı yetersizliğimi giderebilme fırsatını bulurum. Bu eylemimin amacı önderliğimin ve halkımın amacına ulaşmak içindir. Bu eylemden daha fazlasını yapabilmek güç ve başarıyı ortaya çıkaramadığım için halkıma ve hareketime özeleştirimi veriyorum.
Özkan Yaşar: Ben Ağrı Diyadinliyim. 1986 yılında İzmir’de doğdum. Şu an içinde bulunduğum eylemin tarihsel ve toplumsal bağlarında ruhani, vicdani, ilkesel ve politik anlamda bir arınma olması, esasen yetersiz yoldaşlığı aşmaya çalışmanın çabasıdır. Arayış ile isyanın bütünleştiği bir yöntemle hakikat ile buluşmasıdır. Bu sebeple her gün insanların dağlarda, köylerde, şehirlerde bu savaşta ölmelerine, faşizme, asimilasyon yoluyla makul köleler yaratılmasına seyirci kalamazdım. Fiziksel bütünlüğümü koruduğumu sanarak tepkisiz bir hiç gibi yaşayacağıma ‘Yaşamı uğrunda çok seven’lerin yolundan giderek karnı aç, onurlu bir toklukla doğaya dönmeyi yeğlerim. Herkesi yanımızda yer almaya değil; uğruna ölüme yattığımız bu iki talebin etrafında kilitlenmeye çağırıyoruz. Sözün bittiği yerdeyiz.
Ekrem Altay: 1975 Siirt-Dihe (Eruh) doğumluyum. Harekete 1999 yılında katıldım. 6 yıldır zindandayım. Kendi bedenimi eyleme yatırmayı bir borç bildim. Bu görev ve sorumluluğun bilincindeyim. Bu eylemle halkımızın önderlik etrafında kenetlenip, onun özgürlüğünün sağlanması için her Kürt ferdinin eyleme geçmesini bekliyorum. Çünkü önderliğini özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğüdür.
Mehmet Yayan: 1966 yılında Rıha-Giresor (Siverek) doğumluyum. Önderlikle tanışmaya nail olmuş birisi olarak vicdanen, ahlaken ve taşıdığım parti kişiliği gereği tereddütsüz bu direnişe yatmayı görev belledim. Herkesten özellikle onurlu, bilinçli ve duyarlı olan tüm kesimlerden bu direnişe ses olmalarını ve sahiplenmelerini bekliyorum.
Turgut Koyuncu: 1974 Kars’ın Digor İlçesi’nde doğdum. 18 yıldır zindandayım. Önder Apo’ya ve halka karşı tarihi, ahlaki ve vicdani sorumluluğumuz var. Halkın önderi ancak halkın güçlü çabasıyla özgürleşir. Halkımızın bu çığlığa ses vermesini bekliyoruz.
Nevzat Kılıç: 1970 Muş’un Varto İlçesi’ndeki Sazlıca Köyü’nde doğdum. 1994’te tutuklandım. Özgürlük bedel ödenmeden asla kazanılamayacaktır. Biz tutsaklar tarihin kritik dönemlerinde tarihi rolümüzü bir daha tereddütsüz, kaygısız oynayacağız. AKP ve onun yeniden devşirerek yarattığı yeni bir işbirlikçi-ihanetçi kesimlere tarihi bir yanıt olması için topyekün direnişe kalkma zamanıdır.
Şenol Koç: 1985 Nusaybin doğumluyum. 2007 yılında gençlik çalışmalarındayken tutuklandım 14 Temmuz direnişçilerinin bizlere öğrettiği en önemli şey koşullar ne olursa olsun, direnişin mümkün ve vazgeçilmez gerçeğidir. Bizler zor bir işe giriştiğimizin farkındayız. Bizlere düşen bu onurlu gerçekliğe layık olmaktır. Herkesi duyarlı olmaya ve katkı sunmaya çağırıyorum.
Ahmet Kaya: 1990 yılında İzmir’de doğdum. Bingöl Kığılıyım. 2008’de protesto eyleminde yakalandım. Önder Apo 14 yıllık ağır tecride, izolasyon, işkence altında tutulurken, üstelik son 15 aydır kendisinden hiçbir haber alınamazken bu duruma onurlu bir Kürt genci olarak sessiz kalamazdım. Ülkemin özgürlüğe ve barışa kavuşmasının yolu Önder Apo’nu özgürlüğünden başlar.
Selçuk Esin: 1978 Amed doğumluyum. Bedenimizi öne sürmekten başka bir yol bırakılmamıştır.
Selahattin Elma: 1972’de Amed-Silvan’da doğdum. Bu harekete katılmamı etkileyen Şehid Agit arkadaşın annemin süt çocuğu olması, kendimi hep bu mücadelenin bir çocuğu olarak bir neferi olarak görmemdir. Agit arkadaşın aileye olan bağlılığı böyle etkiliyordu. 90’lı yıllardan beri bu mücadele içindeki yerimi alıyorum. Önderliğimizin özgürlüğü ve anadilde savunma/eğitim talepleri ahlaki ve vicdani bağlamda bedenimi ortaya koymaya yeterli gerekçelerimdir. Bize bu acıları çektiren zihniyete karşı tek silahım olan kişisel irade, bilinç ve inancımdır.
Erdal Taş: 1986 Amed/Pasur’un Kuyé Köyü’nde doğdum. 8 yıldır tutukluyum ve tahliyeme 5 yıl var. Köylerimiz, evlerimiz gözlerimizin önünde yakıldı. Aile, akraba işkenceden geçirildi ve hakaret edildi. Bu eyleme girmemin temel amacı barışa ve ezilen bir halkın özgürlüğüne olan inancımdır. Bunun teminatı Önder Apo’dur. Bu nedenle önderliğin üzerindeki tecridin kaldırılması ve özgürlüğüne kavuşturulması için birçok arkadaş gibi bedenimi ölüme yatırıyorum.
Orhan Yüksel: 1978 Bitlis-Norşin’de doğdum. Bugün önderliğimiz şahsında onurlu tüm Kürtler İmralı‘da küçük bir hücrededir. Önderliğimize yaklaşım özgür yaşamı isteyenlere yaklaşımdır. Bu sistem Önderliğimiz şahsında Kürtlerin nefes borusunu yok etmek istiyor. Buna sessiz kalmak, onaylamak, bu katliama ortak olma anlamına gelir. Böyle bir eylemi seçmemin nedeni yaşama olan bağlılığımdan ve sevgimden dolayıdır. Bu eylem ölüme değil, yaşama giden bir eylemdir. Ölümü ve yok edilmeyi reddetmek için bu eyleme başvuruyorum. Adalet ve özgürlük kendi kendine gelmez. Mücadele, emek ve bedel gerektirir.
Derviş Tanış: 1978’de Şırnak-Basa’ya (Güçlükonak) bağlı Zivinga Şıkaka Köyü’nde doğdum. Bedenlerimizi büyük bir eyleme yatırarak onurlu Kürt halkının bu köle yaşamı yaşamayacağını ve yaşamının son anına kadar direneceğimizi dost-düşman herkese bir kez daha göstermek istiyoruz.
Sinan Ekmekçi: 1992 Muş-Kop doğumluyum. Bu eyleme başlamak için geç bile kaldığımızı ifade etmek istiyorum. Halkıma ve kamuoyuna vereceğim mesaj; Artık yeter yıllarca yaşanan zulüm, zorbalık, sömürü, katliam, işkence ve ızdıraplara. Artık herkesin gözünü açıp doğruları görmesi ve gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor. Yıllardır devlet durmadan öldürüyor, yakıyor, yıkıyor ve hakaret ediyor. Bunlara dur demenin zamanı geldi ve geçiyor.

 HABER MERKEZİ