
Diyarbakır Askeri Cezaevi Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu üyeleri, cezaevlerindeki açlık grevlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Komisyon üyeleri açıklamada, bugün açlık grevinde olan 700'den fazla tutuklunun açlık grevlerinin ölümle sonuçlanmasının ülke için büyük bir felaket anlamına geleceğini vurguladı.
Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde yaşananların bir "utanç sayfası" olduğunun belirtildiği açıklamada, o dönemdeki tutsakların ölüm orucuna başlama gerekçeleri sıralanarak şunlar belirtildi: "Diyarbakır Cezaevi'nde işkenceden ölenlerin sayısı ölüm orucunda ölenlerin sayısından çok daha fazladır. Ancak yaptığımız mülakatlardan gördüğümüz, cezaevinde kendini yakma ile akabinde ölüm orucu ile gerçekleşen ölümlerin, devlet ve Kürtler arasındaki ilişkide bir milat teşkil ettiğidir. Bu ölümlerle birlikte bir eşik geçilmiş, bu ilişki onarılması çok zor yaralar almıştır."
Açıklamada, 1980'lerden bu yana Türkiye'de Kürt halkı açısından hiç birşeyin değişmediği vurgulanarak, "Bugün düne baktığımızda Diyarbakır Cezaevi'ni tüm halkın kaderinin kurban edildiği bir vahşet yeri olarak hatırlıyoruz. Korkumuz, yarın da benzer bir şeyin bugün için söyleneceğidir" ifadelerine yer verildi. Diyarbakır Askeri Cezaevi Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu üyeleri açıklamada, süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerinin son bulması ve ölümlerin olmaması için anadilde eğitim ve anadilde savunma hakkının tanınması gerektiğini belirterek, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasını istedi.
DİHA/İSTANBUL