Geçen ay ‘KCK davası’ndan tahliye edilen Yenişehir eski Belediye Başkanı Fırat Anlı, Radikal gazetesindeki söyleşisinde, “Hükümetin tam olarak ne planladığını, Meclis sürece dahil edilecek mi, sınır dışına çekilmekle ilgili bir mevzuat düzenlemesine gidilecek mi ya da Kürtlerin sivil mücadelesinde ifade özgürlüğünün önünü açacak düzenlemeler yapılacak mı?” sorularının yanıtlarını henüz bilmediklerini söyledi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın son derece önemli stratejik bir kararı deklare ettiğini hatırlatan Anlı, Öcalan’ın gücünü ve Kürtlerdeki ifadesini vurguladıktan sonra “Newroz alanında bir mektup okundu ve barış geldi sanrısına düşmeyelim. Keşke öyle olsa… Bu yeni durumun hazmedilmesi zaman alacak. Devlet aklına karşı Kürtlerin güvensizliği bu zamanı uzatacak önemli faktör” dedi.


Çözüm mü barış mı?


Sadece geri çekilmeyle, silahların susmasıyla Kürt sorununun çözülmediğinin artık bilindiğini 99’daki çekilmeye atıf yaparak anımsatan Anlı, “Öcalan’ın söylediği de zaten mücadelenin bitmesiyle ilgili değil” diye konuştu.
“Biz Kürt sorununda doğru soruyu soramıyoruz: Çözüm mü? Barış mı? Çözüm, Kürt sorununa yol açan yasaları değiştirmek, anayasada düzenleme yapmak, anadilde eğitimin önünü açmak hatta Kürtlere özerklik vermek şeklinde olabilir. Bunlar çözümün gerekleridir ama barış anlamına gelmez” diyen Anlı, barıştan şunu kastettiğini söyledi: “Sevinçte ve kederde ortaklaşabilmektir. Biz yıllardır birbirimizin kederine seviniyor, sevincine kederleniyoruz. Yasına düğün, düğününe yas gibi bakıyoruz. İnsanlıktan çıktık. Şimdi bu yarayı Türkiye’nin doğusunda ve batısında nasıl kapatacağız, onu öğrenme süreci başladı. Şu anda daha ilk etaptayız. Negatif barışı arıyoruz… Bir kuşakla, iki kuşakla giderilebilecek bir yarık değil bu.”

Sonuna kadar siyasi mücadele

Bir süredir Türkiye’nin batısında “Bakın kendi kendileri çekiliyorlar, karşılığında biz hiçbir şey vermedik” imasında bulunulduğunu kaydeden Anlı, şunları söyledi: “Bu gerçekçi bir yaklaşım değil. Ne Kürtler bunu kabul eder, ne de Türkler buna inanır. O yüzden kamuoyunun doğru biçimde bilgilendirilmesi gerek. Elbette silahsız bir çözüm hepimizin ortak arayışıdır. Ama bunu yapıyor olmamız, taleplerimizden vazgeçtiğimiz anlamına gelmiyor. Biz AKP’yle, özellikle kendi bölgemizde, sonuna kadar siyasal mücadelemizi sürdüreceğiz. Rekabeti en üst seviyeye çıkaracağız. Ve halkımıza yeni dönemi anlatacağız.”

Düşsek de bütünüz

“Örneğin Suriçi’nde orta yaşlı, ailesinden birilerini çatışmada yitirmiş bir kadına, niye silah bırakıldığını nasıl anlatırsınız?” sorusunu Anlı, şöyle yanıtladı: “Aslında onlar biliyor. Neyi biliyor biliyor musunuz… ‘Ben yoktum. Varlığım inkâr edilmişti. Kürdüm demeye utanıyordum. Dilim yitirilmek üzereydi. Horlanıyordum. Dışlanıyordum. Bir ulusal bilinçten yoksundum. Uzayda bir boşluktum. Artık değilim.’ Bunu ve bu noktaya gelinmesinde Öcalan’ın rolünü biliyor. Yani bu saatten sonra biz bilsek ki, önümüzde uçurum var ama hep birlikteyiz, kimse bir saniye bile düşünmeden uçurumun üstüne yürür. Düşsek de artık biz kim olduğumuzu biliyoruz ve bir bütünüz. Bu gelinen noktayı küçümsememek lazım. O yüzden kimse ‘Ne kazandık ki silahları bıraktık’ demez. Ve kimsenin de bizim siyasi olarak yapacaklarımızdan şüphesi olmaz.”


Türkiye’deki solun endişesi
Gerçi bu süreçte sarf edilen bazı sözlerın can acıtıcı olduğunu belirterek, Türkiye’deki sol aydın kesimin şüphelerine atıfta bulunan Anlı, şunların altını çizdi: “Kürt siyasi hareketi bu coğrafyanın fikirsel altyapısı ve tecrübesi en kuvvetli hareketidir. Kürtlerin demokrasi bilincinin küçümsenmesi kırıcı oluyor açıkçası. Bu sürecin parçasıyız diye AKP’yle hareket ediyoruz zannedilmesin. Biz dün nasıl işçi hakları, iş güvenliği, insan hakları için uğraşıyorsak, bugün de uğraşacağız. Dün nasıl HES’lere karşıysak bugün de karşıyız. Ve demokrasiyi sadece Kürt bölgesi için değil Türkiye için istiyoruz. Kürtlerin haklarının verilmesi Türkiye’nin tamamı için demokratik bir adımdır, evet. Ama bizim demokrasi anlayışımız sadece kendi hayatlarımızla sınırlı değildir. Bu da böyle bilinsin isterim.”
Yeni bir paradigma yaratmak isteniyorsa 1923 Cumhuriyeti’nden medet ummulamayacağını belirten Anlı, “Evet, bugün yeni bir Cumhuriyet kurmak zorundayız. Ve bence gerçek ikinci Cumhuriyet şimdi başlıyor. Öncekiler rötuşlardan ibaretti. Ulus devlet kavramı da bu ülkenin giyebileceği bir elbise değildir. Ülkenin farklı etnik, dinsel ve cinsel grupları için sağlıklı bir yaşam alanı oluşturmak şarttır. Ve bunlar için AKP’den bir beklentimiz yok. Biz sivil toplum örgütü değiliz ki. Siyasi bir hareketiz, ülkenin ihtiyaçları belliyse, ona göre çalışırız. Örneğin, Türkiye içinde özerk bir Kürdistan kurulsa dahi, Kürtler ‘Biz alacağımızı aldık’ deyip sırtını dönmeyecektir… Biz daha dün yola çıkmış marjinal bir hareket değiliz.”

 İSTANBUL