
ABD Hаzine Bаkаnlığı Terörizm vе Mali İstihbarat Müstеşarı Adam Szubin, DAİŞ petrolünün Suriye rejimi ve Türkiye’ye gittiğini söyledi. ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass da DAİŞ'in Türkiye ile Suriye arasındaki sınırdan artık yararlanamamasını kesinlikle sağlamak gerektiğini söyledi. Bass, "Sınırın daha iyi şekilde kontrol edilemebilmesi için Türk hükümetinin yapması gerekenler var" dedi. DAİŞ'ten ziyade Kürt varlığından rahatsız olan ve Kürtlerin Cerablus'u kurtarmasını istemeyen Türk devleti dün de Gaziantep Valiliği marifetiyle Cerablus hattında askeri bölge ilanında bulundu.
Rusya’nın, Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan ve ailesinin DAİŞ’in petrol ticaretiyle doğrudan ilişkili olduğunu iddia etmesinin ardından Amerikalı bakan yardımcısı Adam Szubin’ndan bir açıklama geldi. Reuters’ın haberine göre DAİŞ’in petrol ticareti üzerinden aylık 40 milyon dolar gelir elde ettiğini söyleyen Adam Szubin, petrolün bir bölümünün de sınırdan geçirilerek Türkiye’ye getirildiğini açıkladı.
Rus Savunma Bakanı Yardımcısı Anatoli Antonov da DAİŞ petrolünün tankerlerle Türkiye’ye taşındığını duyurmuştu.
Ancak Amerikalı yetkililer, bu iddialara ‘ikna olmamış‘, DAİŞ petrolünün Türkiye’ye kaçakçılar aracılığıyla geçtiğini savunmuştu.
Büyükelçi net konuştu
ABD'nin Ankara Büyükelçisi John Bass da Milliyet gazetesinin devlet politikalarını aktarmakla görevli muhabiri Serpil Çevikcan üzerinden uzun bir açıklama yaptı. Oldukça geniş yansıtılan açıklama, Türkiye'nin Kürt fobisinin dikkate alındığı ancak karşılığının da alındığı/alınacağı şeklinde.
Cerablus operasyonu
DAİŞ'i yenilgiye uğratma çabasının bir parçası olarak, Türkiye ile Suriye arasındaki sınırdan artık yararlanmamasını kesinlikle sağlamaları gerektiğini belirten Bass, güvenli bölge, insani yardım amaçlı bölge ve uçuşa yasak bölge gibi uygulamalara yönelmeyeceklerini söyledi. DAİŞ'in Cerablus'taki varlığının altını çizen Bass, şunları söyledi: "Sınırın kuzeyinde, DAİŞ’in hâlâ varlığını sürdürdüğü bu süreçte sınırın daha iyi şekilde kontrol edilemebilmesi için Türk hükümetinin yapması gerekenler de var. Meksika sınırımız ile ilgili kendi tecrübelerimiz şunu gösteriyor; özellikle maddi bir çıkar veya belirli bir amaç için bir sınırdaki açıklardan faydalanma konusunda kararlı ve iyi organize olmuş gruplar söz konusuysa, her zaman bu konuda yapılabilecek daha fazla iş vardır. Fakat bu durum, devletin pek çok farklı kuruluşunun, ve bu durum özelinde konuşacak olursak, Türk hükümetinin çaba göstermesini gerektiriyor. Sınırda fiziksel engellerin ve bariyerlerin oluşturulmasını, giriş-çıkış yapan herkesin dikkatle izlenmesini, öte yandan, kaçakçılık grupları ve DAİŞ'e Türkiye üzerinden Suriye ve Irak’a insan geçirmesi konusunda destek veren gruplar üzerinde dikkatle durulmasını gerektiriyor. Tam da bu alanda Türk hükümeti ile ve diğer bazı müttefik ve ortaklarımızla yakın bir şekilde çalışmayı sürdürüyoruz; hepimiz daha fazlasını yapmalıyız ve Türkiye’nin bu önemli soruna ilişkin çabalarını desteklemek için daha fazla şey yapmakta kararlıyız."
ABD Büyükelçisi Bass, Cerablus operasyonuna dahil olan gruplar içerisinde YPG’nin bulunmaması gerektiği şeklindeki Türk tezini kabul ettiklerini söyledi. Bass, "DAİŞ’i Kilis ve Cerablus arasındaki bölgeden püskürtmeyi amaçlayan bu operasyonda, PYD ve YPG’nin, bu alanı kontrol etmek amacıyla düzenlenen operasyonların bir parçası olmaması gerektiğine inanıyoruz” dedi.
ABD ateşkes istiyor
Türk gazetecinin "Güneydoğu’da ciddi çatışmalar var, Tahir Elçi öldürüldü, çözüm süreci de rafta, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorusuna karşılık Bass'ın yanıtı şöyle: "Sayın Elçi’in ölümünün, 35 yıldan beri Türkiye’de bu ihtilafın altında yatan ve bunu ortaya çıkaran sorunlara barışçıl ve yapıcı bir çözüm bulunmasına kendini adamış herkes için büyük bir kayıp olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde, Türkiye’deki çatışmanın yeniden başlaması bu derin sorunların barışçıl bir şekilde çözüldüğünü görmek isteyen hiç kimseye yarar sağlamıyor. Çatışmanın her gün PKK unsurları tarafından şehirlerin belli kısımlarında "öz yönetim" ilan edilmesiyle sürdürülmesi ise büyük bir problem ve gerçek bir endişe kaynağı. Bu nedenle, devam eden çatışmaların sonlandırılması için en kısa sürede bir yol bulunması ve çatışmanın tekrar başlamasına neden olan sorunlar hakkında konuşma sürecinin başlatılmasının önemli olduğuna güçlü bir şekilde inanıyoruz. Bunun için, her şeyden önce PKK’nın çatışmayı durdurması gerekiyor; kimsenin savaşmaması ve ateş etmemesi için bir ateşkese ihtiyacımız var. Bunun sonrasında ise insanların birbirine ateş etmek yerine konuştuğu bir sürece geri dönülmesine ihtiyacımız var. Bizler, bu sonuca ulaşmayı isteyen herkes ile birlikte çalışmayı sürdüreceğiz."
Türk ordusunun Güney'deki varlığı
Türkiye'nin NATO'ya ihtiyacını Rusya ile yaşanan krizin ardından yaşanan gelişmelerle hatırlatan Bass, Türk ordusunun Güney Kürdistan'daki faaliyetlerinin Uluslararası Koalisyon'un görev kapsamında olmadığını vurguladı. Bass, "Türkiye’nin Kuzey Irak’ta yürüttüğü eğitim faaliyetleri, koalisyon kapsamında gerçekleşmiyor; bağımsız bir şekilde gerçekleştiriliyor. Bu nedenle bu faaliyetler konusunda, koalisyon faaliyeti olmaları halinde sağlanacak düzeyde bir koordinasyon ve bilgi paylaşımı gerçekleşmedi" dedi.
Dün bir adım daha atıldı
DAİŞ'in işgali altındaki Cerablus ile El Nusra ve bileşenlerinin kontrol ettiği Ezaz'dan Kürtlerin uzak tutulmasını isteyen Türkiye, bir yandan Ezaz bölgesindeki çeteleri ABD'ye pazarlarken diğer yandan kendisinin Cerablus için aktif destek vereceğini taahhüt ediyor. ABD'den gelen uyarılar üzerine dün yeni bir adım atıldı. Gaziantep Valiliği'nden yapılan açıklamada, “2565 Sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 32/A Maddesi gereğince, Köprübatı Hutut Karakolu Fırat Nehri üzerindeki Ada Bölgesinde, 11 Aralık 2015 günü Saat 13.00'te başlayıp 25 Aralık 2015 günü Saat 13.00'de bitecek şekilde, 15 gün süre ile Valiliğimizce Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilmesine karar verilmiştir. Buna göre 11 Aralık 2015-25 Aralık 2015 tarihlerinde Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilen yerlerde her türlü araç ve insan giriş-çıkışının kontrolü, gerektiğinde yasaklanması ve gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğünce yapılacaktır" denildi.
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fırat'ın batısına kimsenin geçişine izin vermeyeceğiz" açıklamasının ardından Türk ordusunun, Fırat kenarındaki YPG mevzilerini hedef alması sürüyor. Fırat Nehri'nin çevresinde beton duvar örülürken, bazı noktalara ise kalekol yapılıyor. Aynı zamanda bir çok nokta 24 saat termal kameralarla takip edilirken, bölgedeki nöbetçi ve devriye gezen asker sayıları da arttırıldı.
HABER MERKEZİ