
Kürt basın kurumlarına yönelik operasyon sonucu tutuklanan DİHA muhasebecisi Pervin Yerlikaya'nın dosyasında hayal dünyasını zorlayan türden iddialara yer veriliyor. Dosyada, gizli tanık Haydar'ın, Yerlikaya'nın cezaevinde tanıştığı Hacire Tanırgan için "Örgütün o zamanki yayın organı olan MED TV'de üzerinde örgütün askeri kıyafeti ve elinde kalaşnikof silahla televizyonda çıkmıştı" beyanlarına yer verilirken, Yerlikaya'nın Tanırgan ile 2000'de tanıştığı iddia ediliyor. O tarihte Hacire Tanırgan 10 yaşındaydı ve üzerinde askeri değil, okul kıyafeti vardı.
Kürt medyasında çalışan 36 gazeteci, 10 Eylül'de hakim önüne çıkacak. Siyasi soykırım operasyonları kapsamında 20 Aralık 2011'de evlerine, çalıştıkları gazetelere, dergilere yapılan baskınlarda gözaltına alındılar, 24 Aralık 2011'de tutuklandılar, 9 aydır cezaevlerindeler. ''KCK Basın Komitesi'' yargılaması İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 10 Eylül 2012'de başlıyor. Tutuklu 36 medya çalışanının 13'ü Dicle Haber Ajansı (DİHA), 10'u Özgür Gündem gazetesi, dördü Demokratik Modernite dergisi, biri Azadiya Welat, beşi Fırat Dağıtım, biri Vatan gazetesinden, ikisi Fırat Haber Ajansı'ndan (ANF), ikisi de Birgün ve Evrensel'den. BİA Medya Gözlem ve İfade Özgürlüğü 2012, Nisan-Mayıs Haziran raporuna göre Temmuz ayına cezaevinde giren 95 gazeteciden 62'si ve 36 dağıtımcının tümü Kürt medyasından. Aralarında imtiyaz sahipleri, yayın yönetmenleri, yazı işleri müdürleri, köşe yazarları, yöneticiler, muhasebeciler, bir medya kuruluşunda var olan her birimden çalışan bulunuyor. 'Örgüt üyeliği'' ya da ''örgüt yöneticiliği'' iddiasıyla yargılacak 36 medya çalışanından biri de DİHA'da muhasebeci olarak çalışan Pervin Yerlikaya. İddinamede ise hayatın olağan akışına ters suçlamalar bulunuyor. Şu anda Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan Yerlikaya, iddianamedeki absürtlükleri "Tutuklamalarda son moda: Gizli tanık" başlığıyla gönderdiği mektupta anlattı.
Abonelere fatura mı kestin?
Yerlikaya, savcının kendisine 2006'dan bu yana yürüttüğü muhasebe işlemleriyle ilgili telefon konuşmalarını sorduğunu belirterek, belediyelerin, yurt içindeki ve yurt dışındaki televizyon ve gazetelerin neden ajansa abone olduklarını sorduğunu söyledi. Savcının kendisine, "Bu abonelik hizmeti karşılığında neden fatura kestin", "Fatura bedellerini neden bankaya sordun" şeklinde sorular yönelttiğini aktaran Yerlikaya, "Muhasebenin nasıl işlediğini anlatmaya çalıştım ama nafile. Ona göre bu kurumların hepsi örgüte hizmet ediyordu. Ben o kurumlardan yani örgütten para topluyordum" dedi. İdari işlemlerle ilgilendiğini söylemesine rağmen savcının "Neden muhabirleri örgüt elemanlarının taziyesine gönderiyorsun" diye sorduğunu belirten Yerlikaya, soruşturmadaki trajikomik çelişkilere de dikkat çekti.
Pasaportsuz yurtdışına çıkmış!
Kendisiyle ilgili "Haydar" isimli gizli tanığın beyanlarının olduğunu belirten Yerlikaya, bu gizli tanığın çelişkili beyanlarını ise şöyle anlattı: "Gizli tanığa göre ben 2000-2001 yılları arasında Perihan kod adı ile DEHAP İstanbul İl Gençlik yapılanmasında yer alıyordum. Oysa ben o dönem Dumlupınar Üniversitesi'nde devam zorunluluğu olan bir öğrenciydim. Gizli tanık 2001'den sonra kırsal alana gittiğimi söylüyor. Beni başkalarıyla mı karıştırdı acaba? Bir pasaportum bile olmadan yurt dışına çıkış yapmışım. Bir de savcıya göre, öğrenci olmam kırsal alanda olmama engel değilmiş. Bahçede çektirdiğim fotoğrafı kırsal alan sanmış olacak ki 'Nerede çektirdin' diye sordu."
10 yaşında tanışmışlar
Yerlikaya, 8 ay sonra eline geçen dosyasında da ilginç ve şaşırtıcı iddialarla karşılaştı. Gizli tanığın iddiasına göre, Yerlikaya, 2007'de DİHA'da tanıştığı aynı davadan tutuklu gazeteci İsmail Yıldız ile birlikte 2000-2001 yıllarında DEHAP İstanbul İl Gençlik yapılanmasında yer alıyordu. Yerlikaya dosyadaki en ilginç iddiayı ise şöyle anlattı: "Bakırköy Cezaevi'ne geldiğimde Hacire Tanıgan ile tanıştım ama gizli tanık Haydar'a göre ben Hacire'yi de çok önceden tanıyormuşum. Hacire için, 'Gaziosmanpaşa İlçesi'nde gençlik yapılanmasında faaliyet gösterirdi. 2000-2001 yıllarında örgütün faaliyet gösterdiği kırsal alana gitmiştir. Örgütün o zamanki yayın organı olan MED TV'de üzerinde örgütün askeri kıyafeti ve elinde kalaşnikof silahla televizyonda çıkmıştı' diyor. Hacire, 1990 doğumlu. Yani o tarihte 10 yaşında ve ilkokul 5. sınıftaymış. Zaten fotoğrafı da okul kıyafetleriyle çekilmiş. Hacire bana, 'Bu durumda sen beni çikolatayla kandırmış oluyorsun' diyor" şeklinde anlattı.
DİHA/İSTANBUL