Türkiye’de tarih denilince birçoğumuzun aklına ilk etapta resmi ideolojinin bakış açısıyla hazırlanmış  tarih dersleri  gelir. Geçmişle bağ kuran ve onu yorumlayan bir bilgiden öte ezberletilen bir sürü bilgi yığınıyla dolu sevimsiz ders saatleri… Kürtler için bu durum çok daha can alıcı çünkü hiçbir ders notunda Kürtlerden doğru dürüst söz bile edilmez. Ders kitaplarında yaratılan Kürt algısı ‘düşman, işbirlikçi, hain’ gibi kavramlar üzerinden inşa edilmiştir maalesef. Bu algının günlük hayata yansıması da pek de hafif olmuyor tabii.

Türkiye’de son zamanlarda tarihe popüler bir ilginin arttığı bir gerçek. Bu ilginin artmasında temel  etken, her ne kadar televizyon ve sinema eserlerine uyarlanan tarihi filmlerin ve dizilerin etkisinin fazla olduğu kabul edilse de, tarihi olaylara ilgiyi çekmek ve tarihle bağ kurmak adına sade bir dille yazılan, görsel olarak da dikkat çekici belge ve fotoğraflarla dizayn edilen tarihi dergilerin de payının olduğu söylenebilir.
Cumhuriyet tarihi boyunca varlığı, dili ve tarihi yok sayılan Kürtlerin, Türkiye tarihinde görünürlükleri çok az  olsa da, ilk defa “Kürt Tarihi” adıyla bir derginin yayınlanmaya başlamış olması önemli. Hem de son zamanlarda tarih bilgisini gündelik hayatın bir parçası haline dönüştürmeye çalışan, renkli, sade bir dille yazılmış popüler tarih dergileri formunda…
İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Prof. Dr. Mesut Yeğen’in Genel Yayın Yönetmeni olduğu Kürt Tarihi dergisinin sekizinci sayısı da çıktı. Dergide şimdiye kadar “Doğu Kürdistan, CHP ve Kürtler, Kürtlerin Kullandığı Alfabeler, Şemsedinov Kürtleri, Halep’te Bir Kürt Hanedanı, Kürt Mirlerinin Muktedir Zamanları, Beediüzzaman Said-i Kürdi, Kürtler ve Özerklik gibi konular işlendi.

Tarih, popüler bilgi alanı
Yüksekova Haber’in sorularını yanıtlayan Kürt Tarih Dergisi’nin Yayın Yönetmeni Mesut Yeğen, dergi fikrinin iki gence ait olduğunu, yazar kadrosu ve akademik destek için gerekli iletişim ağını kurarak bu fikri hayata geçirdiklerini ifade etti. Derginin yayın kurulunda dünyanın farklı üniversitelerinde, özellikle sosyal bilimler alanında akademik çalışmalar yürüten kalabalık bir akademik kadro var. Yeğen, derginin yayın siyasetini oluşturmak ya da dergiye yazı sağlamak açısından yayın kurulunun çok aktif olmadığını belirterek, “Bizim asıl derdimiz, Kürtlerin  böyle bir şeyi yapabileceği güvenini oluşturmaktı ve bu güvenin oluşmasında yayın kurulunun büyük bir katkısı oldu” değerlendirmesini yaptı.
Tarihin son zamanlarda Türkiye’de popülerleşen bir bilgi alanı olduğunu dile getiren Profesör Yeğen, “Türkiye’nin tarihinde epey problem olduğu için tarihe yönelik bir ilgi gelişti. Bu durum biraz Kürtleri de etkilemiş durumda. Biz de bu ilgiyi değerlendirmek ve Kürtlerin kendi tarihlerini kolay bir dille öğrenmelerini sağlamak amacıyla bu dergiyi ortaya çıkardık. Tarihin aktarılması tek bir dili olmak zorunda değil. Birçok farklı disiplin ve tarzla aktarılabilir. Kürtlerin böylesi bir dille aktarılmış tarihsel bir dile ihtiyaçları fazla. Akademik bir dille yürütülen bir dergi çıkarmış olsaydık, bu kadar sürdüremeyebilirdik” değerlendirmesini yaptı.   

Kürtler görmezden gelindi

Kürt Tarihi çalışmalarını bir gayya kuyusuna benzeten Mesut Yeğen, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu alan o kadar az çalışılmış ki. Bizim korkumuz tekrara düşmekti ama şimdiye kadar öyle bir sıkıntıyla karşılaşmadık daha. Türkiye’de tarih disiplininde yüz yılı aşkın bir zamandır, özellikle Kürtler söz konusu olduğunda görmezlikten gelme, uykuda olma durumu var. Kürtlerin tarihi ya da Kürt meselesi, üniversitelerde tarih eğitimi veren bölümlerin hiçbirinde çalışılmamış, Osmanlı tarihi çalışan tarihçilerin neredeyse hiçbiri Kürtlerin tarihine eğilmemiştir. Bir açıdan çok geniş bir alan var fakat öte taraftan da bu alanın hiç çalışılmamış olması işleri çok zorlaştırıyor.”
Kürt Tarih çalışmalarında karşılarına çıkan bir diğer sorunun da Kürtlerden kalma belge ve bilginin azlığı olduğuna işaret eden Yeğen, “Kürt tarihini yaşayan Kürtlerin çok fazla bilgi-belge bırakmamış olması, var olan belgelerin de onları yönetmiş egemenlerin dillerinde yazılmış olması da ayrı bir durum. Kaldı ki bu belgeler üzerinde bile çok çalışılmamış olması da bir başka sorun tabii. Yani Kürt bakışından tarih yazımı oluşturacak bilgi, belge yok ve bütün bu faktörler bu alanın farklı sorunları olarak karşımıza çıkıyor” diye konuştu.

Türkçe önemli bir bariyer

Derginin Türkçe çıkarılıyor olmasının bir handikap olduğu eleştirisi aldıklarını söyleyen Yeğen, “Bu durum eleştiri de alsa, şimdilik böyle olmak zorunda. Türkiye’de Kürtçe bir tarih dergisi çıkarmak zor hem çıkarsak bile onu okutmak bile neredeyse imkansız. Kürt Tarihi’nin, Türkçe yayınlanıyor olması, bizim önemli bariyerimiz. Bu durum bizi Güney Kürdistan ve diğer parçadaki Kürtlerle ilişki içerisinde olmaktan da uzaklaştıran bir durum. Ama bunun imkanlarına bakıyoruz, bunun için sayılarımızı Güney Kürdistan’da da yayınlamak istiyoruz. Kürtler daha önce politika, edebiyat alanında teorik dergi çalışmalarını hayata geçirmişler ama ilk kez bir Kürt tarih dergisini çıkarıyorlar. Bu itibarla bu ilk girişimin yansımaları olacaktır“ değerlendirmesinde bulundu.
Amed, Wan, Qoser, Nisêbîn, Bazîd ve İstanbul’da çalışmaya çok yoğun bir ilginin olduğunu söyleyen Mesut Yeğen, derginin her sayıda üç bin adet satıldığını da belirtti. Derginin sloganının “Kürtler Tarihle, Tarih Kürtlerle Buluşuyor” olduğunu belirten Yeğen, “Kürtler bu işte daha çok yeni. Aslında bir bakıma Kürtler birbiriyle buluşuyor da diyebiliriz” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
(Yüksekova Haber)

HATİCE KAMERİ