Konu ile ilgili ANF'ye değerlendirmelerde bulunan Üçlü, tapınağın insanın “evren nasıl oluştu, ben kimim, nereden gelip nereye gidiyorum” sorusunu sorduğu ilk merkez olabileceğini belirtiyor. Üçlü, buradaki bulguların egemen tarihteki yanlışlıkları da gösterdiğini dile getirdi.


Asıl ismi Xerawreşk

İsim ve etimoloji hakikate ulaşmada bir ipucu olduğunu belirten Üçlü, “Göbekli Tepe'nin de bulunduğu alanın adı halk arasında Xerawreşk’tir. Halk için ziyarettir. Xerawreşk, Kürtçe bir kavram. 'Kara ören',  'kara virane' ya da 'karadaki ören' olarak Türkçeye tercüme edilebilir. Göbeklitepe adını kim, ne zaman ve nasıl buraya verdi bilmiyorum. Ancak binlerce yıllık tarihi bir yerin ismini değiştirmek bilim etiğine aykırıdır. 'Göbekli Tepe' adı şovenizm ve asimilasyon amaçlıdır. Kürtçe Xerawreşk adının kullanılmaması için uydurulmuş bir sözcüktür" dedi.

Tarih yeniden yazılmalı

Bilim insanlarının Xerawreşk ile birlikte bildiğimiz her şeyin değişeceğine yönelik sözlerini hatırlatan Üçlü, şu anlatımlarda bulundu: "Egemen tarih anlayışı, tarihi devletli uygarlıkla özdeşleştirdi. Uygarlık tarihini ise 'ilk devlet, ilk felsefe, ilk mitoloji, ilk tarih, ilk şiir' vb. diyerek Antik Yunan'la başlattı. Sonra Sümer gerçekliği gün yüzüne çıktı. Uygarlığın başlangıcı birden bire 3000 yıl geriye gitti. Xerawreşk kazılarında ortaya çıkanlar, bütün bunların böyle olmadığını kanıtlıyor. Xerawreşk ile birlikte mevcut tarih okyanus dibinde vurgun yemiştir. Mevcut tarih şoktadır. Yanılgılarla yüklüdür. Hakikatle yüzleşmesi gerekir. Çünkü bilim ve tarih adına okullarda okutulan bilgilerin, ‘resmi doğruların’ önemli oranda yanlış, yangılı ve eksik olduğu açığa çıkıyor. Bütün tarih yeniden yazılmalı."

Bildiklerimiz yerle bir olabilir

Sait Üçlü, Xerawreşk'in mevcut bulgulara göre dünyanın en eski tapınağı olduğunu belirtti. Klasik tarih öğretisinin de sorgulanması gerektiğin dile getiren Üçlü, "Klasik geleneksel tarih öğretisine göre insanlık ilkin tarımı geliştirdi. Tarıma bağlı olarak daha sonra yerleşik yaşama geçildi. Xerawreşk tapınağında açığa çıkan bulgular bunun böyle olmadığını kanıtlıyor. Avcı ve toplayıcı topluluklar tarımı tanımadan önce, yerleşik ve yarı yerleşik yaşama geçtiler. M.Ö. 11.000’lere tekabül eden ve arkeolojik kazılarla açığa çıkarılan, Yukarı Mezopotamya, Suriye ve İsrail/Filistin hattındaki (Bereketli hilal) kadim yerleşim alanları bunu doğruluyor. Yukarı Mezopotamya’nın Neolitik devrimin ana yurdu ve kök hücresi olduğu netleşiyor" diye konuştu.


SEDAT SUR