“Zindandaki arkadaşlar zorluk, işkence altında tarihi bir eylemi Kürdistan halkı, özgürlük ve insanlık için sürdürüyor. Dışarıdakiler daha çok onlara sahip çıkmalı. Bu konuda eksiklikler var, bunların ortadan kaldırılması lazım.

Mücadelemizi bilinçli, kararlı ve cesaretli bir şekilde yürütmemiz lazım. Kimse duygusal ve tepkili yaklaşarak bir şey kazanamaz. Bu tarihi atılımı daha da güçlendirmeliyiz. Direnişle kazandık, mücadele ile savunacağız.”

Öcalan üzerindeki tecrit olduğu sürece adalet, demokrasi ve özgürlüğün sağlanamayacağını; tecridin hedefinin, demokrasi, özgürlük ve Kürtlerin kazanımları olduğunu kaydeden KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, şunların altını çizdi: “Bu yüzden tecridin kırılması lazım. Tecridi kırarsak, faşizm yıkılır, demokrasi ve özgürlük gelişir. Bu zulümden de kurtuluruz. Her gün şehit veriyoruz, bu eylemde de şehit verebiliriz. Herkesin hassas yaklaşması lazım.” DTK Eşbaşkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven, HDP’li Nasır Yağız ve diğer açlık grevi direnişçilerinin bugün tarihi bir destan yazdığını belirten Eşbaşkan Cemil Bayık, “Bu destan da yarın daha büyük bir destanın temelini oluşturacaktır” dedi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Dengê Welat Radyosu’nun Dilistan programına konuştu. Bayık, PKK’nin büyük emek ve bedellerle bir mücadele geliştirdiğini; insanlık için kazanımları oldu ve buna da sahip çıkması gerektiğini söyledi. KCK’nin de bu esaslar üzerinden çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Bayık, “Şimdi bir manifesto, bir program geliştirmek istiyoruz. Bu gerçeklik üzerinden bir örgütlenmeyi geliştirmek gerekir. Çünkü faşizm şu an büyük bir kriz yaşıyor. Bundan dolayı kapitalist moderniteye karşı, demokratik modernitenin gelişmesi lazım” dedi.

PKK asla fırsat vermeyecek

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan’ın “Hazırlıklarımız sürüyor, Kürdistan’da düşmanın belini kıracağız” açıklamasına işaret eden Bayık, şöyle devam etti: “Onlar nasıl PKK’yi tasfiye etmek, Kürtleri soykırımdan geçirmek istiyorsa PKK de bunu engelliyor. Bunun için mücadele ediyor. PKK bunlara asla fırsat vermeyecektir, herkesin bunu bilmesi gerekir. Halkın umudu gerilladır. Eğer gerilla darbe yerse düşman bundan sonuç alacağına inanıyor. Sovyetler dağıldığında kapitalist modernite, ‘artık kapitalist moderniteye sistemi dünyaya hakim ve hep böyle sürecek’ diyerek sosyalist güçlerin umudunu kırmak istediler.

Gerilla hep özgürlük gücüdür

Fakat gerilla tarihten bu yana her zaman özgürlük gücü olmuştur. Her zaman yoksul halkların özgürlük gücü olmuştur. Reel sosyalizmin yıkılışından sonra gerillayı da tasfiye etmek istediler. Şu an dünyada sosyalizmi temsil eden Önder Apo’nun Kürdistan’da geliştirdiği gerilladır. Bundan dolayı kapitalist güçler Türk devletine tekniki destek verdiler. Bu şekilde gerillaya darbe vurmak istediler. Kürt ve Ortadoğu halklarını umutsuz bırakmak istediler. Gerilla da buna karşı taktikler geliştirerek halkların umudunu güçlendirmek istiyor.

Psikolojik savaşları sonuçsuz kalacak

Erdoğan ve Bahçeli umutlanmasın, ‘Keşif uçaklarımız var, tekniğimiz var, bu şekilde sonuç alırız’ demesinler. Kendini kandırıyorlar. Hiçbir zaman gerilla ve PKK’yi tasfiye edemezler. Eskisi gibi Kürt halkını köle yapamazlar. Artık Kürtler özgürlük dışında bişeyi kabul etmezler. Kürt halkı sıfırdan başlayarak bugün büyük bir aşamaya geldi. Yokluktan bu imkanları yarattı. Kürt halkı artık geriye değil, ileriye gidecektir. Eskiden Kürtlerin dostu yoktu, şimdi bir çok dostu var. Kürtlerin elinde büyük bir felsefe ve ideoloji var. Bu felsefe ve ideoloji ile kimse Kürtlerin ve PKK’nin önünü kesemez. Bu yüzden psikolojik savaşları sonuç alamayacak. Gerillanın kendi içinde yaşadığı değişim belli oluyor zaten.

Bugün de bir destan yaşanıyor

Bugün Leyla Güven, Nasır Yağız, zindandaki arkadaşlar ve diğer direnişçiler öncülüğünde bir destan yaşanıyor. Herkes bunu görüyor. ‘Yazılan destan bize ruh veriyor, zayıf, eksik ve ayıbımızı yüzümüze vuruyor. Kendimizi bu ayıptan nasıl kurtarırız’ diyorlar. Bundan dolayı eylemcilerin etrafındaki direniş büyüyor. Bu destan da yarın daha büyük bir destanın alt yapısı olacak, bu hareketin gerçekliğidir.

Aileler daha fazla örgütlenmeli

Zindandaki arkadaşlarla daha fazla iletişime geçilmesi lazım. Cezaevlerini telefonla arayabilirler, zindanların kapısına gidebilirler, yürüyüş ve eylemler düzenleyebilirler. Ailelerin demokrasi güçlerine, sosyalist, hümanist kesimlere ve insan hakları kurumlarına hitap etmeleri gerekiyor. Bu esaslar üzerinden ailelerin durmaması lazım. Onlardan istenen çocuklarına sahip çıkmaları. Mücadele, emek ve bedellerine sahip çıkmaları lazım. Toplumu da harekete geçirmeleri gerekiyor. Eğer zindandaki arkadaşların aileleri kendilerini iyi örgütleyip, zindanlara sahip çıksalar bu aileler az değil binlerce kişidirler. Akraba ve tanıdıkları var. Devlet önlerini alamaz sayıları çok fazla çünkü. Cesaret ve kararlılıkla hareket etmeleri lazım.

Dışarıdakiler daha çok sahiplenmeli

Zindandaki arkadaşlar zorluk, işkence altında tarihi bir eylemi sürdürüyorlar ve bunu kendileri için yapmıyorlar. Kürdistan halkı, özgürlük ve insanlık için bunu yapıyorlar. Dışarıdakilerin şartları daha iyi. Önder Apo, İmralı’da büyük bir direniş içerisinde. Zindanlardaki arkadaşlar da tarihi bir direniş sergiliyor. Madem zindandakiler, dışarıdakiler için direniyor, dışarıdakilerin daha çok onlara sahip çıkması lazım. Bu konuda eksiklikler var, bunların ortadan kaldırılması lazım. Devlet çok zayıf, çok korkuyor. İşkence ve zulüm ile halkın ve eylemlerin önünü almak istiyor.

Halk da vekilleriyle yürümeli

Açlık grevi direnişçilerine destek eylemlerinde bazı vekiller tek başına yürüdü. Böyle olunca elbette düşman saldırır. Onlar halkın vekili ve iradesi, halkın da iradesine sahip çıkması ve onlarla yürümesi lazım. Birlikte yürüseler saldırmazlar. Saldırsalar da netice alamazlar. Amed gibi bir yerde 100 kişi yürüyorsa elbette saldırırlar. Amed’in yarısı ayaklansa onlar saklanacak yer ararlar. Halkımızın bunu yapması lazım. Artık bu vahşetle yaşanılmaz, insanlığını koruması lazım. Her şeyine saldırıyorlar.

Kürtlere dair ne varsa saldırıyorlar

Cizrespor futbol oynamak için Antalya’ya gitti saldırdılar. Amedspor’a saldırıyorlar. Yani Kürtlere ilişkin ne varsa yok etmek istiyorlar. ‘Ya teslim olursunuz, ya da sizi yaşatmayız’ diyorlar. Kürtler şerefli ve onurludur. Bakın bu halkın şeref ve onurunu savunmak için zindandaki arkadaşlar ağır şartlarda halkına sahip çıkıyor. Halkımızın da bunu görmesi lazım. Artık yeter; bunu kabul etmiyoruz, demesi lazım. ‘Önder Apo’ya yönelik tecrit, zindanlardaki işkence bitsin, bize yönelik bu zulüm, talan ve ölüm son bulsun’ demeli. Bunu açıkça söylemeli ve bunun için bedel ödemeyi göze almalı. O zaman bu faşist Türk devleti geri adım atmak zorunda kalacak. Böyle olmazsa yok etme politikalarına son vermeyecekler.

Türk devletinin karakterini biliyoruz

Türk devletini çok iyi tanıyoruz. Karşısındakini zayıf gördü mü üstüne gidiyor ama güçlü ve kararlı gördü mü geri adım atıyor. Daha önce zindanlarda açlık grevleri başarılı oldu bu yüzden geri adım atmak zorunda kaldılar ve Önderlikle görüştüler. Direniş bunu sağladı. Tarihe de bakmak lazım, 12 Eylül’de Diyarbakır zindanında bütün vahşetler yaşandı. Orayı PKK ve Kürtlerin mezarlığı yapmak istediler. Mazlum, Hayri ve Kemal arkadaş buna karşı direndi. Netice ne oldu? Esat Oktay’a mezar oldu. Yani daima direniş kazanıyor. Eğer zindandaki arkadaşların aileleri, bu devlet her şeyimizi ayaklar altına aldı diyorsa, buna karşı durmaları gerekir. O zaman bu devlet hiç birşey yapamaz.

Tecrit oldukça özgürlük olmaz

Önderliğe yönelik tecrit olduğu sürece Türkiye’de asla adalet, demokrasi ve özgürlük sağlanamaz. O yüzden tecridin hedefi, demokrasi, özgürlük ve Kürtlerin kazanımlarıdır. Tecrit sürdükçe bu siyaset de devam edecek. Bu yüzden tecridin kırılması lazım. Tecridi kırarsak, faşizm yıkılır, demokrasi ve özgürlük gelişir. Bu zulümden de kurtuluruz. Her gün şehit veriyoruz, bu eylemde de şehit verebiliriz. Herkesin hassas yaklaşması lazım.

Bilinçli, kararlı ve cesaretli

Mücadelemizi bilinçli, kararlı ve cesaretli bir şekilde yürütmemiz lazım. Kimse duygusal ve tepkili yaklaşarak bir şey kazanamaz. Şu an cesaretli bir şekilde mücadelemizi sürdürüyoruz. Dışarıda, ülke dışında ve zindanlarda nerede olursa olsun bu herkese ruh veriyor. Bu tarihi atılımı daha da güçlendirmeliyiz, kaybedecek bir şeyimiz yok. Eskiden her şeyimizi kaybetmiştik direnişle kazandık, mücadele ile savunacağız. Leyla Güven herkesten önce bunu anladı ve herkes onun etrafında toplandı. Mücadelede yer alan herkesi selamlıyorum, başarılar diliyorum, biz kazanacağız.”

 

ANF/BEHDİNAN