
Uzun yıllardan beri Kürtler arasında sürekli gündeme gelen ulusal kongre, ulusal konferans ya da ulusal birlik tartışmaları, Kobanê ve Şengal’de DAİŞ çetelerinin saldırılarından sonra yeniden tartışılır oldu. Görüşlerine başvurduğumuz Kürt şahsiyetleri ve kurum temsilcilerin, örgütler ve partiler arasındaki farklılıkların unutmalarını istemediklerini, ancak ulusal bir birliğin mutlaka yerine getirilmesi gereken, ertelenemez bir görev olduğunu vurguluyor.
Prof. Dr. Abbas Vali (Sosyolog-yazar): “Kürt Ulusal Kongresi iki yıl önce gündeme geldi. Ancak Kürt partiler arasındaki görüş ve pozisyon ayrılıkları nedeniyle bir türlü gerçekleşemedi ve bu çok üzücü bir durumdur. Yazdan beri yaşanan gelişmeler, yani Şengal, Kobanê ve bölgedeki bütün o diğer gelişmeler bana göre Kürt siyasetinde radikal bir biçimde zemin kaydırdı. Bu sürece dahil olan, bu gelişmeler içinde yer alan siyasi partiler bu durumu görmezlikten gelemez. Ben veya biz, onlardan aralarındaki fikir ayrılıkları unutmalarını beklemiyoruz. Onları, aralarındaki farklara saygı gösterip Ulusal Kongre’yi örgütleyecek ortak bir platform, ortak bir zemin oluşturmak için çok ciddi çaba sarf etmeye çağırıyoruz. Kongre veya konferansın hemen çok derin siyasi sonuçları olmayabilir ama mevcut koşulları göz önünde bulundurduğumuzca sembolik anlamının çok büyük olduğunu görürüz. Bölgedeki farklı komşulara doğru mesajları verebilir. Kürtlerin kritik zamanlarda tanıyıp saygı gösterdikleri fikir ayrılıklarını bir kenara bırakıp ortak yaşamları ile ilgili ortak kaygılarını ifade edebilecekleri ortak bir zemini inşa edebildiği mesajını verebilir. Bu çok önemlidir ve ümit ediyorum ki, bu sürecin canlandırılması ve konferansın gerçekleşmesi için yazdan bu yana yaşanan gelişmeler dikkate alınır. Bu gelişmelerin Kürt partiler arasında yeni bir ortak çalışma ve saygı ruhunu yaratmasını ümit ediyorum. Siyaset, medya ve temsil konularında birbirini dışlama zamanının geçtiğini düşünüyorum. Bütün dünyanın gözleri Kürtler üzerindedir. Kürtler bölgede temel bir siyasi aktör olarak meydana çıktılar. Hiçbir zaman sahip olmadıkları fırsatlar söz konusudur. Bu nedenle hedeflerine yakınlaşmak için bu yeni imkanı değerlendirmek için gerçekten çok çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Dediğim gibi siyasi güçler veya partilerin bir gecede fikir ayrılıklarını unutmalarını, bir araya gelip el sıkışmalarını ve ortak eylem programı oluşturmalarını beklemiyorum. İdeal olan budur ama bu asla olmayacaktır. Şunu bekliyorum: Sivil siyaset, farklılıklara karşı demokratik yaklaşım, saygı, hoşgörü. Bununla birlikte Kürdistan’ın dört parçasındaki halkın daha iyi yaşam koşullara sahip olması için ortak çıkarların ifade edilebileceği ortak bir siyasi ve diskursif zeminin oluşturulması. Kürt halkı için daha iyi bir yaşamın zeminini döşemek temel bir hedef olmalı ve bahsettiğimiz ortak zeminin oluşturulmasında gerekli bir amacı oluşturmalı.”
Tahir Kemalizade (KNK Eşbaşkanı): “Yıllardan beri ulusal birlik için mücadele ediyoruz. Bu doğrultuda halkımızın beklentilerini yerine getirmek için gerçekten de çok büyük çabalar sarf ettik. Bugünkü koşullar Kürt siyasi güçleri yakınlaşmaya zorlamaktadır. Kongre olmazsa bile en azından Kürt Ulusal Konferansı’nın yapılması, ortaya çıkan fırsatları Kürtler açısından birer kazanıma dönüştürmek ve riskleri bertaraf etmek için elzemdir. Buna gelmemek için ortada hiçbir bahane kalmamıştır.”
Nursel Kılıç (Uluslararası Kürt Kadın Hareketi Temsilciliği): “Kürt Kadın Hareketi olarak ulusal birlik projesini veya konseptini çok önemsiyoruz, çünkü yüzyıllardır dayatılan inkar ve imha politikalarına karşın Kürt halkının kendi öz değerleriyle barış içinde yaşayabilmesi için verilen mücadelenin öncülüğünü yapıyoruz. Kürt kadın özgürlük hareketinin ulaşmış olduğu mücadele düzeyi bugün DAIŞ’in saldırılarına hedef olan yerlerde kadın öncülüklü bir direnişi açığa çıkarmıştır. Bu direniş ulusal bir karaktere sahiptir. Bu bağlamda bugün ulusal birliğin sağlanması konusunda da Kürt kadınlarının birleştirici bir misyona sahip olduğu kanısındayım. Çünkü kadınların dört parçada karşılaştığı sorunlar aynıdır. Kadınlar kimliklerine daha bir özveri ile sahip çıkıyor.”
Hatice Çoban (Van Belediyesi Eşbaşkanı): Kongre, Kürtler için DAİŞ saldırıları sonrası temel bir ihtiyaç. Şimdi pratikte karşımıza çıktı. Hepimiz gördük ki; pêşmerge de gerekli gerilla da. Bunun tanımını nasıl yaparsak yapalım, hangi güç içinde tarif edersek edelim ortak savunma reflekslerine ihtiyacımız var ve bunun için de ortak plan masasına ihtiyacımız var. Hiç yarına bırakmadan bugün bir araya gelmeyi başarabilmeliyiz.”
Ebubekir Leşkeri (İşveren, diplomatik lobici): “Kürtler olarak gerek iyi gerekse kötü zamanlarda temel ihtiyacımız birliktir. Mevcut durumda ise koşullar bir Ulusal Kongre ya da konferansı Kürtler için şart koşmaktadır. Kimlerin düşmanlarımız olduğunu biliyoruz. Eğer bir ulus olarak birliğimizi sağlarsak düşmanlarımızla başedebiliriz. Sadece Kürdistan’da değil, Kürtler yaşadıkları her yerde ulusal birliğin sağlanmasını istiyor. Bunun için güçler kendi çıkarlarını bir yana bırakıp ulusal çıkarları esas alan bir siyaset geliştirmeli. Kobanê’ye bakın, Güney Kürdistan’a bakın. Oradaki gelişmeler de ulusal bir çizgi doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini göstermektedir.”
Nasir Resûlî (KNK üyesi): “Kobanê direnişi Kürtlerin konumunu değiştirdi. Daha önceleri hep ‘terörist’ olarak lanse edilen Kürtlerin gerçek teröristler karşısında en etkili savaşan güç olduğu bütün dünya tarafından görülmüş oldu. Özellikle de Kürt kadınının ulaşmış olduğu düzey, Kürdistan ve Ortadoğu’nun yanısıra uluslararası alanda kendini göstermiş oldu. Yaşanan gelişmeler, Kürt güçler açısından ulusal bir stratejinin ne denli gerekli olduğunu ortaya koydu. Kobanê, bu gerçeğin simgesine dönüştü. Kürdistan’ın hangi parçasında olursa olsun, bir saldırı düzenlendiğinde bütün güçlerin buna karşı direnişe geçmesi gerekir. Ortak bir savunma stratejisi artık şart.”
Dr. Şeban Mizûrî (KNK üyesi): “Kürdistan’ın ilk parçalanması üzerinden 500 yıl geçti. Bu ilk parçalanmadan 500 yıl sonra Kürtlerin birlik olması için çalışmalar yürütmekteyiz. Şengal ile birlikte artık Kürdistan’ın dört parçasında da savaş yaşanmaktadır, Kürtlere karşı saldırılar geliştirilmektedir. Bu saldırılara karşı her parçada direniş sergilenirken maalesef ortak bir savunma stratejisi oluşturulmuş değil. Nasıl ki bütün parçalarda kanımız karışmışsa sesimiz de bir olmalı. Kobanê’den sonraki sürecin bütün tarafları birbirine daha da yakınlaştıracağı umuduna sahibim.”
MERAL ÇİÇEK/HABER MERKEZİ