Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik saldırılar devam ediyor. Urla’da başlayan faşist saldırı Aksaray’da onlarca kişinin yaralanması olayına kadar ulaştı. Seçimler yaklaştıkça HDP’ye yönelik saldırıların daha da artacağı anlaşılıyor. Çok açık ki HDP yıldırılmak ve 30 Mart seçiminde başarısız kılınmak isteniyor.

Geçen hafta yazdık, aslında bu saldırıları yapanların kimler olduğu da pek belli değil. Bir bölümünün MHP taraftarı olduğu yaptıkları işaret ve attıkları sloganlarla anlaşılıyor. Bunlar milliyetçi söylemlerle dolduruşa getirilmiş kesimler oluyor. Güya bu biçimde kendilerine göre ülkeye ve devlete sahip çıkmış oluyorlar.
Fakat saldırıları düzenleyen asıl gücün bunlar olmadığı kesin. Çünkü olaylar çok daha fazla örgütlü ve iyi yönetiliyor. MHP’li faşistlerin böyle organize olmaları zor. Bunu ancak yönetimi elinde tutan güçler yapabilir. Bunlar da ancak geçmişten beri derin devlet denen güçler olabilir. Yani HDP’ye karşı derin devletin faşist terörü harekete geçirilmiş durumdadır.
Bir kere daha ifade ediyorum: Saldırıların amacı seçimlerde HDP’nin önünü kesmek ve HDP’nin başarılı olmasını engellemektir. Çünkü 30 Mart yerel seçiminde HDP’nin büyük bir başarı elde edeceğinden korkulmaktadır. Türkiye’nin dört bir yanında yapılmakta olan seçim mitingleri bunu açıkça göstermektedir. Özellikle gençler ve kadınlar tarafından HDP’nin gittikçe daha yoğun bir biçimde desteklendiği görülmektedir.
Oysa derin devlet denen güçlerin hesapları farklıydı. Onlar 30 Mart yerel seçimlerini kendileri için yeni bir başlangıç yapmak istiyorlardı. AKP’yi gerileterek dış ve iç güçlerin çıkarlarını daha güçlü savunacak yeni bir hükümeti iş başına getirmeyi umut ediyorlardı. AKP-Fethullahçı çatışmasını bunun için gündeme getirmişlerdi.
Ancak amiyane deyimle evdeki hesap çarşıya uymadı. AKP-Fethullahçı çatışmasının hayal kırıklığına uğrattığı kitleler önemli oranda HDP-BDP ittifakına yönelmeye başladı. Söz konusu çatışma tarafları zayıflattıkça HDP’nin temsil ettiği demokratik hareketin güçlü bir siyasal çıkış yapma şansı arttı. Gelişmeler bunu açıkça gösteriyor. HDP-BDP ittifakının yerel seçimlerde büyük bir başarı kazanma şansı artıyor.
İşte korkulan ve engellenmek istenen bu tarihi gelişmedir. Bu temelde Türkiye’nin demokratikleşmesinin ve Kürt sorununun çözümünün önü alınmak istenmektedir. Ülkemiz yeniden faşist ve sömürücü bir oligarşinin egemenliği altına sokulmaya çalışılmaktadır.
AKP-Fethullahçı Hareket koalisyonunun bozulması ve bütün kirlilik ve kokuşmanın açığa çıkması halkta çok önemli bir tepki ve bilinçlenme ortaya çıkardı. İktidar gerçekleri konusunda ve özellikle de Kürt sorunu konusunda kitleleri aydınlatmanın önünü açtı. Kimlerin ve niçin savaş istediğini, savaştan ne tür kazançlar elde ettiğini, buna karşı barışı ve demokrasiyi isteyen güçlerin kimler olduğunu anlamayı daha kolay hale getirdi.
HDP’ye yönelik artan saldırılar işte böyle bir aydınlatma faaliyetinin yürütülmesini engellemeye yöneliktir. Çünkü Türkiye’de gerçekleri söyleyen tek bir parti var. Barışı ve demokrasiyi savunan tek bir parti var. Başta Kürt sorunu olmak üzere ülkemizin temel sorunlarını çözebilecek tek bir parti var. Halkların kardeşçe birlikte yaşamasını sağlayacak tek bir parti var. Bu da BDP tarafından desteklenen HDP’dir.
HDP’ye saldıranlar işte bu gerçeklerden korkmaktadır. Bunlar, başta kadınlar ve gençler olmak üzere Türkiye toplumunun aydınlatılmasından korkmaktadır. Çünkü onlar yarasalar gibi aydınlıktan korkan faşist sürülerdir. Halk kitlelerinin aydınlanmasının kendi sonlarını getireceğini çok iyi bilmektedirler. Bu nedenlerle halkın gerçekleri görür hale gelmesinden korkmaktadırlar.
O halde ne pahasına olursa olsun HDP ve BDP halkı aydınlatma çalışmasını kararlılıkla yürütmelidir. Özellikle Türkiye toplumunun ülke gerçekleri konusunda aydınlatılması çok büyük ve tarihi önem arz etmektedir. Türkiye toplumuna nasıl bir faşist baskı ve sömürü altında tutulduğu, ne tür yalan ve demogojilerle aldatıldığı, nasıl bir kirli savaş içine sürüklendiği tüm yönleri ile anlatılmalıdır.
HDP ülkeyi kent kent, kasaba kasaba gezmeli ve herkesle, toplumun tüm kesimleriyle doğrudan ilişki kurarak ülke gerçeklerini onlara kavratmalıdır. Bu konuda yılgınlığın, umutsuzluğun, korkunun zerresi bile kendilerinde olmamalıdır. Çünkü günümüzün en kutsal ve tarihi görevi Türkiye toplumunu aydınlatmaktır.
Gençlere, kadınlara, işçilere, memurlara, tüm emekçilere ve herkese gidilmelidir. Kendi başlarına nasıl bir çorabın örülmüş olduğu onlara anlaşılır bil dille anlatılmalıdır. Ülkemizin zenginliklerinin nasıl soyulup soğana çevrildiği, nasıl para babalarına peşkeş çekildiği, başta Kürtler olmak üzere değişik halk toplulukları üzerinde nasıl bir baskı ve katliam uygulandığı ve bütün bunları kimin yaptığı kitlelere iyice kavratılmalıdır.
Ülkemize yöneltilen dış müdahale ve amaçları, Fethullahçı Hareketin iç yüzü, AKP gerçeği, CHP ve MHP’nin aldatıcılığı, bunların nasıl savaş ve sömürü yanlısı olduğu ve halkın sorunlarını çözen değil tersine sorun üreten konumda bulunduğu konusunda halk kitleleri derinliğine bilinçlendirilmelidir.
Bunlarla birlikte HDP kendisini de halk kitlelerine iyi anlatmalıdır. Ülke sorunlarını çözecek demokrasi programını ve çözüm yöntemlerini halka yeterince taşımalıdır. Yine Kürt gerçeği, Kürt sorunu ve bu temelde yaşanan savaş konusunda, bunları kimlerin yarattığı ve neyi amaçladığı hususunda Türkiye toplumunu bilinçlendirmelidir. Bu konuda kendisinin barış ve çözüm programını, halkların kardeşliğini içeren yaklaşımını ortaya koymalıdır.
HDP Türkiye’yi barış, kardeşlik ve birlik içinde tutacak tek gücün kendisi olduğunu ve bunu nasıl yapacağını Türk halkına iyi anlatmalıdır. 30 Mart yerel seçiminden HDP’nin başarılı çıkmasının ülkeye barış ve özgürlük getirirken, diğer partilerin başarılı çıkmasının ülkeyi yeni bir savaş içine sürükleyeceğini net bir biçimde ortaya koymalıdır.
Bilinmelidir ki, 30 Mart yerel seçiminin nasıl sonuçlanacağını halkın bu temeldeki aydınlatılma durumu belirleyecektir. İşte bu nedenle, yani halkın gerçekler konusunda aydınlatılmaması için HDP’nin seçim çalışmaları engellenmektedir. Böylece demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünün önüne geçilmek istenmektedir.
30 Mart yerel seçimlerinin ülkemiz ve halkımız açısından tarihi önem arz ettiği tartışma götürmez bir gerçektir. Seçim sonuçlarının nasıl olacağını da halkın aydınlatılma durumu belirleyecektir. O halde HDP’nin halkı gerçekler konusunda aydınlatmayı içeren seçim çalışmaları tarihi öneme sahiptir. Bu temelde HDP’nin kararlı tutumu ve sonuç alıcı çalışmaları 30 Mart’tan sonraki tarihi yapacaktır.