Bazı şeyler yaşanırken belki fark edilmeyebilir ama sonradan tarih, bir yürüyüşü kayıtlarına özel bir olay olarak kaydedecektir. Esasında amaca ulaşmak için verilen bir mücadeleyi kastediyoruz yürüyüş derken. Bu mücadeleyi ya da yürüyüşü tarihi kılan, hakikatten yola çıkıp bu temelde bunun ideolojisini, ilkelerini, politikasını, ahlakını, tarzını oluşturmak ve bunları en güzel, en doğru şekilde hayata geçirmektir.

Tarihe baktığımızda, bunun örneklerini görebiliyoruz. Nemrut’un zulmüne karşı İbrahim Peygamberin, Firavun’un ölüm sistemine karşı Musa’nın ve Cahiliye dönemine karşı Hz. Muhammed'in sergiledikleri yürüyüşler, hicretler büyük toplumsal dönüşümleri gerçekleştirerek, tarihin seyrini değiştirmiştir. Bunun sonuçlarını, yaratılan kültürde ve bunun kurumsallaşıp, toplumsallaşmasında görebiliyoruz.
Dahası bir şeyi nerede kaybettiysen ancak orada arayarak bulabilirsin. Çünkü bir şey kökü-özü-üzerinden şekillenir, yaşam bulur; ancak gelişen şeyler, bir zaman sonra gerici, egemen güçler tarafından bastırılıp yaşamla bağı kesilmeye çalışılır. Tüm yöntemlere rağmen öz, tümden yok edilemez ve bir gün birileri o özü, kaybettirilmeye çalışılan yerde arar ve bulur. Sonuçta bir varlık ve özgürlük mücadelesine başvurulur.
Ortadoğu’da da böylesi mücadelelere sıkça rastlıyoruz. Bu mücadelelerin kimi özgün ve başat özellikleri vardır. Bazı mücadelelerin tipik bir özelliği de "önderliksel” olmalarıdır. Önderliksel hareketler, bir önderden şekillenmesini alan; zihinsel, ideolojik, siyasal alanlarda bir kurumlaşma yaratan ve bunu farklı toplumsal dinamiklere aktarabilen hareketlerdir. 40 yıllık bir geçmişi olan Kürt Özgürlük Hareketi de, özünde önderliksel bir harekettir.
Kürt halk önderinin büyük emeği, mücadelesi, yaşam ve zihniyet savaşı, değişim-dönüşüm çabaları, yarattığı kişilik, oluşturduğu ruh söz konusudur. İnsanlık tarihinde çok nadir rastlanılan, kapitalist modernite karşısında yarattığı alternatif toplumsal sistem, özgürlük mücadelesinin özünü oluşturduğundan, bu hareketin önderliksel rolü yadsınamaz.
Bugün bu hareket, önderliği ile tarihe yön veriyor. Ortadoğu somutunda barış ve özgür yaşamın formülünü sunma, komünal-demokratik değerler üzerinde bunu sistemleştirme, halkların hakikatiyle birleşme, tüm bileşenleriyle özgürlük hareketinin evrenselliğini gösteriyor. Dahası 8 Mayıs 2013 günü itibariyle başlayan "Demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa” yürüyüşü gerçek anlamıyla bir tarihtir.  Doğal toplumun komünal-demokratik ruhunu, direnen emekçilerin, kültürlerin, halkların, inançların özgür yaşamda ısrarının canlı tarihi olan bu yürüyüş gerçekleşirken, ister içeride olalım ister dışarıda, bizlere de durmak yakışmaz. Tarihi gelişmeler yaşanırken, biz de toplumsal, vicdani, insani sorumluluklarımızı hatırlayıp, emek ile bilinç ile harekete geçmeli ve demokratik yaşamı inşa etmek için tarihe yürümeliyiz.

Bayburt M Tipi Cezaevi