Mizgîn AGIRÎ

Toplumların yaşadığı ve unutamadığı acılar vardır... Bunlar öyle acılardır ki, kapanmayan bir yara, kökleri derinlere uzanan, yüzyıl, bin yılı bugüne taşıyan, güncelleyen kor bir ateş misalidir. Tarihi güncelleyen acılar... Sorgulayan, sorgulatan acılar, kayıplar...

Tıpkı Şehit Diyar Xerîb yoldaşın şehadeti misali...Karıncayı dahi incitmeyen, mütevazi, yurtseverliğin özü, halkçı ve yoldaş aşığı güzel bir insan... Tanıyanın sohbetine, birlikte yaşamaya doyamadığı, Serok Apo’nun özgürlük militanı... Tarihsel toplumun müstesna bir izdüşümü, bir derwêşi misali Mazlumların, Kemallerin, Viyanların yol arkadaşı Diyar Xerîb. Şehadeti isyan vesilesi yoldaşımız...

Hevam Diyar Xerîb nasıl şehit düşürüldü? Halkımız der ki, “kurmê darê ne ji darê be fenabuna darê nîne…”

T.C.’nin Başurê Kurdistan’ı işgal pĺanını boşa çıkarmak amacıyla halkımızı bilinçlendirme çalışmaları kapsamında yürüttüğü toplantı ve tartışmalar esnasında T.C.’nin savaş uçaklarınca şehit düşürüldü. Özgürlük Hareketi tüm açıklamalarında bu saldırıda Peşmerge Parastın’ın parmağı olduğunu ve hesap sorulacağını belirtti...

Kürdistan’ın işgal edilişi, talanlar, gasp hareketleri öyle bilinmeyen bir durum değil. Ata-analarımızın Roma Reş tanımlaması hepsinin bir özeti gibidir... Kürdistan anamız Semitiklerden Romalılara, İskender’den Moğollara, Selçuklulardan Osmanlılara birçok uygarlığın zulmüne tanık olmuştur.

T.C. şu sıralar çağdaş Osmanlıcılığa oynuyor... Arkasına NATO’nun ve Rusya’nın zımmî desteğini de alarak önce Efrîn’i işgal etti, sonra da ‘97’den beri Başur’daki askeri üsleriyle arasındaki mesafeyi kapatmaya çalışıyor... Esas hedefi Efrîn’den Rojhilat sınırına kadar işgal etmek... Yani diğer bir deyişle Musul-Kerkük’ü alarak Misak-Milli planını gerçekleştirmek... Yavuz hızsız misali Kürtlerin evine girip işgal etmek, gaspetmek...

Toplumsal genlerindeki at sırtı kültürünü çağdaş ölüm makineleriyle gerçekleştirmek, gaspettiği her karış toprağı atalarının mirasıymış gibi hoyratça talan etmeyi, yoketmeyi bir sanat haline getirmek... Peki AKP-T.C.’nin bu hırsı nereye kadar gidecek?.. Altındaki at tökezlemez mi bir gün?..

Diyar Xerîb Başur’un Süleymaniye şehrindendi... Süleymaniye şehri tarihsel-toplum dokusu, özgür Kürtlüğün nefes aldığı, aydınlanmacı, siyasal kimlik arayışı güçlü bir geleneğe sahip... 1806’da Babanzadelerin Osmanlı’ya isyan ettiğini biliyoruz... Ya da 1920’lerde Mahmut Berzenci’ni o zamanın siyasal bilinci çerçevesinde kendini kral ilan ederek İngiltere’ye kafa tuttuğu yakın tarihin anekdotlarından...

Rojhilat’tan Simko Şikakî’nin Süleymaniye ziyareti ve Mahmut Berzenci’yle halkın görkemli karşılayışı toplumsal hafızalarda canlılığını koruyor... Sürgüne gönderilse de bu idealinden vazgeçmeyişini ve son nefesinde dahi iç ihanete sitem ettiğini okumuşuzdur...

Bu topraklardan nice Kürt yiğidi çıkmıştır....

Ranya civarlarunda bir tabur işgalci İngiliz askerinin imha eden yiğitlerden tutalım, Saddam faşizmine meydan okuyan Leyla Qasimlara, kendini ateşinin küllerinden yaratan Ş.Viyan Soranlardan kadar, Gencolara ve en son Diyar Xerîblere kadar çok güçlü bir direniş kültürü hakimdir bu topraklara...

KDP Şengal ihanetiyle gerçek yüzünü gösterdi... Binlerce Kürt kadını Şeddadê’de, Reqa’da, Mimbic’te satılırken, kesilirken KDP’nin tarihsel ihaneti teşhir oldu... Bu anlamda Şeladizê serhildanı bir devrim niteliğindeydi... KDP’nin AKP’yle ihanetçi işbirliğine bir cevaptı... İlkel milliyetçiliğin çözüme gelmeyen, tam tersine düşmanla işbirlikçiliğinde Türk askerine Başurê Kürdistan’ı peşkeş çeken KDP, artık AKP’ye göbekten bağlı olduğunu bir kez daha göstermiştir....

Şehit Diyar Xerîb’in hedeflenmesi işte bu AKP-KDP işbirliğe  dayalıdır... Fakat nafiledir bu çabalar...

T.C. üslerinin kalkması için bir milyon imza toplayan, hergün uçak saldırılarında şehit verse de toprağını terketmeyen, en önemlisi de Şeladizê’de T.C. askerini esir alan halkımız Diyar Xerîb’in anısına sadece Başur’da değil tüm Kürdistan’da sahip çıkmasını biliyor ve bilecektir....