
Türkiye'de yıllardır görünmeyen ancak kamyon kasalarında yaşamlarını yitirdikleri trafik kazaları ile gündeme gelen mevsimlik tarım işçilerine yönelik yetkililerin duyarsızlığı devam ederken, kadın işçilerin yaşadığı sorunlarla yaşamları iki kat daha çekilmez hal alıyor. Kendileri gibi emekleri de görünmeyen kadın işçilerin Manisa'daki büyük bölümünü, 1990'lı yıllarda devlet tarafından köyleri yakılan, Suriye'nin Hesekê kentinde rejimin saldırılarından kaçan ve ekonomik nedenlerden dolayı yıllar önce topraklarını terk eden kadınlar ile Kürdistan'da köyleri yakıldıktan sonra Manisa'nın Saruhanlı ilçesine göç eden kadınlar oluşturuyor. Suriye ve Türkiye'de devlet şiddetinin ardından emeklerinin görünmemesi noktasında da aynı dertten muzdarip olan Manisa Saruhanlı'daki kadınlar, yaşamlarını idame ettirmek için yaz, kış demeden tarlalarda çalışıyor. Mevsimine göre yaz aylarında daha çok üzüm, domates, kış aylarında ise ıspanak işlerinde çalışan kadınlar, özellikle kış aylarında yağışlı havalarda çalıştıkları için kadın hastalıkları başta olmak üzere bel fıtığı ve ödem gibi birçok hastalığa rağmen yaşam mücadelesi veriyor.
30 kasa için 40 TL
Sabah saat 06.00'dan akşam 17.00'a kadar tarlalarda çalışan kadınların mesaisi eve gitmekle de bitmiyor ve bu defa geç saatlere kadar ev işleri yapmak zorunda kalıyor. Ekonomik nedenlerden dolayı 36 yıl önce ailesiyle Amed'den Manisa'ya göç eden Ayşe Karagöz, tıpkı diğer kadınlar gibi üzerlerine yağan yağmura rağmen 30 kasa ıspanak toplamak zorunda olan kadınlardan sadece biri. Günlük 40 TL yevmiye alabilmek için 30 kasa ıspanak toplamak zorunda olduğunu söyleyen Karagöz, ıslak toprakta kimi zaman çömelerek kimi zaman da oturarak çalışmak zorunda olduğu için birçok hastalığı bulunduğunu belirtti. Kimi zaman kasalarını doldurmak için yemek bile yiyemediklerini dile getiren Karagöz, yılın bütün aylarında mevsimine göre çalıştıklarını kaydetti. Karagöz, kendilerinin 30 kasa ıspanak toplayarak 40 TL aldıklarını kendileri ile birlikte çalışan erkeklerin sadece kasa yüklemesi yaptıkları halde 50 TL aldıklarını söyledi. Karagöz, sadece tarlada çalışmakla işlerinin bitmediğini, eve gidince de gece saatlerine kadar ev işi ile uğraştıklarını vurgulayarak, kimi zaman hasta oldukları halde tarlaya çalışmaya geldiklerini aktardı. Karagöz, her şeye rağmen saatlerce verdikleri emeğin görünmesini istedi.
Diz ağrısı zorluyor
Ekonomik nedenlerden dolayı 10 yıl önce ailesiyle Manisa'ya göç etmek zorunda kalan 2 çocuk annesi Emine Aydemir de, yağışlı havalarda ara vermediklerini ve yağmurluklarla çalıştıklarını ifade etti. Birçok sıkıntı çektikleri halde çalışmaya mecbur olduklarını söyleyen Aydemir, eşlerinin inşaat ve fabrikalarda sezonluk olarak çalıştıklarını, kirada oturduklarını ve bunun da geçinmelerine yetmediğini kaydetti. Hem dışarıda hem de evde çalışmanın zor olduğunu aktaran Aydemir, "Akşamları eve gittiğimde ayaklarımın ağrısı beni çok zorluyor. Ayaklarımız, dizlerimiz hep yerde bundan dolayı ıslanıp çamur oluyor" diye belirtti.
Hastalıklarına rağmen çalışıyor
43 yaşında 6 çocuk annesi Remziye Aydemir de, yaşadıkları sömürüyü şöyle özetledi: "Kirada oturuyoruz. Elektrik, su faturaları var. Bunları ödemek zorundayız. Yağışlı havada bile tarlaya geliyoruz. Erkekler de inşaatlarda çalışıyorlar. Eve gidince de hamur yapıyoruz, ortalığı topluyoruz, çocukları yıkıyoruz, yemek yapıyoruz. Anlayacağınız yine durmuyoruz. Guatr ve migren hastasıyım. Hastalıklarım olduğu halde mecburiyetten gelip çalışıyorum."
Evin tek çalışanı
1995 yılında Mêrdîn Dêrika Çiyayê Mazî ilçesine bağlı köylerinin asker ve korucular tarafından yakılmasının ardından birçok metropol kentini dolaştıktan sonra Manisa'ya göç ettiklerini söyleyen 4 çocuk annesi Sosin Esen de, 9 yıl önce eşi yaşamını yitirdikten sonra ailenin tüm geçimini omuzladığını anlattı. Evde tek çalışanın kendisi olduğunu belirten Esen, çocuklarının okuduğunu ve yevmiye işlerinde çalışarak ayakta kalmaya çalıştığını dile getirdi. Fiziki koşullarının göz önünde olduğunu ve yağmur altında sabahtan akşama çalıştıklarını vurgulayan Esen, "Yaz, kış sürekli böyle çalışıyoruz. Bu da fiziki olarak oldukça zorluyor. Var olan koşullara baktığında günlük 40 TL 5 kişilik bir aileyi ne kadar geçindirebilir ki? Bende bel fıtığı var, bacak damarlarında çatlak var; ödem oluşuyor genelde. Bu tür sağlık sorunları ile de boğuşuyoruz ancak yine de çalışmak zorundayız" dedi.
'Topraklarıma dönmek istiyorum'
Bir yıl önce Esad rejiminin saldırılarından dolayı topraklarını terk ederek burada ikamet eden ağabeyinin yanına geldiğini söyleyen üniversite öğrencisi Cihan Rumo, topraklarına geri dönmek istediğini dile getirdi. Kendi topraklarında daha rahat bir yaşamları olduğunu kaydeden Rumo, orda okulunu okurken burda yaşamını idame edebilmek için tarlalarda çalışmak zorunda kaldığını söyledi.
DİHA/MANİSA