Hak ihlallerinin sınır tanımadığı; kadınların tecavüzle tehdit edilerek işkenceye maruz bırakıldığı Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde 12 kadın, dün itibariyle süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladığını duyurdu.

Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki 52 kadın, devam eden işkenceler nedeniyle cezaevi yönetimine uyarı amaçlı 8 Ağustos’ta 5 günlük açlık grevi başlatmıştı. Taleplerin karşılanmaması ve koşulların düzeltilmemesi üzerine 12 kadın, süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladıklarını duyurdu.

Kadınların talepleri şöyle:

* Cezaevine sevk sırasında işkence ve darp uygulayanlar hakkında soruşturma açılması,

* Tek tip kıyafet tasarısının geri çekilmesi,

* Hasta tutsakların tedavi edilmesi, hastaneye sevklerinin yapılması,

* Koğuş içi tacize varan aramalara son verilmesi,

* Kapalı görüşlerde kimlik numarası girişine son verilmesi,

* Hücre ve disiplin cezalarına son verilmesi,

* 2 kişiden oluşan temsilciliklerin kabul edilmesi ve cezaevi idaresinin diyaloga açık olması,

* Hobi ve spor aktiviteleri gaspından vazgeçilmesi,

* İç ve dış postanın kabul edilmesi,

* Savcılıklara ve bakanlığa yapılan suç duyurularının engellenmemesi,

* Fiziki koşulların düzeltilmesi,

* El konulan kişisel eşyaların geri verilmesi.  


 MERSİN





Tulumla koğuşları geziyor


İşkence ve darp iddialarıyla gündemden düşmeyen Van T Tipi Cezaevi 2. müdürünün, elinde tulumla koğuşları gezerek, “Sizin için çok güzel elbise hazırlıyoruz, yakında bunları giymeye başlayacaksınız” dediği öğrenildi. 

Günlerdir işkence ve darp iddialarıyla gündemden düşmeyen Van T Tipi Cezaevi’ndeki tutuklularla dün kapalı görüş yapan aileler, cezaevinde yaşananları anlattı. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme getirdiği ”tek tip elbise” tartışmalarının ardından cezaevi 2. müdürünün, elinde tulumla koğuşları gezerek, “Sizin için çok güzel elbise hazırlıyoruz, yakında bunları giymeye başlayacaksınız” dediğini aktaran aileler, 5 Ağustos’ta kadın koğuşunda başlayan darp olayının erkek koğuşlarında devam ettiğini ve jandarma ile gardiyanların saldırısında 24 kişinin yaralandığını paylaştı. 

Kent merkezine 22 kilometre uzaklıkta bulunan T, F ve Yüksek Güvenlikli cezaevine Muş, Bitlis, Van ve başta olmak üzere çevre il ve ilçelerden gelen aileler, cezaevi girişinde bulunan kantinde saatlerce bekledi. Kapalı görüş gerçekleştirebilen her aile, cezaevinde yaşananları aktararak, yaralı gördükleri tutsaklardan konuştu. Çoğu aile ise saatlerce beklemenin ardında, “Yakınlarınız burada değil” denilerek, geri gönderildi. Görüş esnasında her tutsağın başında bir gardiyan beklediğini söyleyen aileler, olay günü 3’er kişinin kaldığı 3 koğuşu basan yaklaşık 100 asker ve gardiyanın tutsakları darp ettiğini söyledi. 

Torununu görmeye gelen Halime Özdemir, yoğunlaşan baskıyla birlikte direnişin de yükseldiğini aktararak, “İlk bu olaylar yaşandığında, biz de televizyondan duyduk. Birçok tanıdığım aile hemen cezaevi önüne gelmiş çocukları için. Geçen Salı günü sabah erken saatlerde gardiyanlar jandarma ile birlikte önce sayıları az olan koğuşlara girerek darp etmeye başlamışlar. 4’ü ağır olmak üzere 24 tutuklu yaralanmış. Bazı tutuklular da hücreye atılmış” dedi. 

Ailesi ile görüşen Y.U. isimli tutuklu ise, darp sonucunda bir tutuklunun kolundan, birinin belinden, birinin gözünden ve birinin de kafasından yaralandığını belirtti. Uğradığı şiddet sonucu kafasına 8 dikiş atılan Y.U., götürüldüğü Van Bölge Eğitim Araştırma Hastanesi’nde istediği darp raporunun ise “Savcılıktan resmi kağıt ile gelmeniz gerekiyor” denilerek, verilmediğini söyledi.


Cezaevleri yarışıyor

Erdoğan’ın cezaevlerine yönelik yaptığı konuşmaların ardından tutsaklara dönük hak ihlalleri artıyor. Cezaevlerinde işkence artık olağan bir hale geldi.

Rize Kalkandere L Tipi kapalı Cezaevi’nde kalan Onur Karaca, ailesi aracılığıyla gönderdiği mektupta yaşadıkları hak ihlallerine dikkat çekti. Karaca mektubunda şunları aktardı: ”Cezaevinde tek tip kıyafet dayatması sonrası sayımlar askeri tekmil verilerek alınıyor. Defalarca çıplak aramaya maruz bırakılıyoruz. Çıplak aramaya karşı direnenler cezalandırılıyor. Yaşadıkları hastalıklar nedeni ile tedavi talep edenler, cezaevi ring aracına 18 kişi bindirilip çarşı merkezde sıcak havada bekletilenler önce işkenceye maruz bırakıldıktan sonra hastaneye götürülmeden geri getiriliyor. Emanette bulunan birçok eşyamız ‘kayıp’ denilerek bize verilmiyor. Biz o kıyafetler yerine kefeni tercih ediyoruz, tabutlarımız dahi çıksa o kıyafetleri giymeyeceğiz. Sonuna kadar direneceğiz.”

Mesut Eren de yakınları aracılığı ile gönderdiği mektupta son dönemlerde hak ihlallerinin sınır tanınmadığı cezaevlerinden birisinin ise Kırıkkale F Tipi Cezaevi olduğuna dikkat çekiyor. Eren şunları belirtti: ”Üzerinde yazı olan tüm elbiselerimizi topladılar. Kitaplarımıza, enstrümanlarımıza el koydular. İçinde bulunduğumuz zindanları aramaya gelen özel güçlerin Adalet Bakanlığı’nın talimatı ile bu baskıların yapıldığını söylemesi bizleri pek şaşırtmadı. Mesut Taş isimli müebbet cezası alan bir arkadaşımız ters kelepçe edildikten sonra işkenceye maruz kaldı. Ardından tek kişilik hücreye konuldu. Burada baskılar her geçen gün artarak devam ediyor.”