Gösterilerde insanlarımız fular/kefiye takarlarsa, havai fişek, molotof atarlarsa, devlet güvenliği paketine göre yeni ağır cezalara çarptırılırlar. Dahası da var, polis silah kullanma yetkisine sahiptir. 

Gezi başkaldırısı, silahsız milyonların Erdoğan’ın diktatörlük kurma çabasına karşı görkemli itirazıydı. 

6-8 Ekim serhildanı, Erdoğan’ın, DAİŞ faşist çetelerini, devletsiz Kürt halkımızın bir bölümünü imha etmek için Kobanê‘ye saldırtmasına karşı Kürt halkımızın genç kuşaklarının haklı öfkesinin görkemli itirazıydı.

Erdoğan, burnundan soluyarak, “sonum geliyor mu” kabusu yaşayarak, polis terörünü acımasızca kullandı. Meydanları ve sokakları günlerce kimyasal gaza boğdu. Gaz fişeklerini, öldürücü kurşun gibi kullandı. Yetinmedi, plakasız polis arabalarından kurşun sıktı. Jandarmayı polise ek olarak seferber etti. Arınç aracılığıyla ‘’Olaylar sürerse askeri kışladan çıkarıp kullanırız’’ tehdidini yaptı.

Gezi’de 7, Ekim serhildanında 40’ın üzerinde canımızı aramızdan aldı.

Polisin silah kullanma yetkisi zaten vardı. Bu yetkiyi, Erdoğan-Büyükanıt ikilisi 2006’da meclise emretmiş, polis vazife ve selahiyetleri kanununda değişiklik yaparak yasallaştırmışlardı. Fakat, polis, onlarca sıradan vatandaşı, bu keyfi faşist kanuna dayanarak katledince, halk nezdinde bu yasa meşruluk kazanamamıştı.

Yine, taş kullanan, havai fişek ve molotof atanlara, yüzüne fular/kefiye takanlara karşı, polisin silah kullanma yetkisi yasa katına yükseltilmemişti. Polisin faşist terörü, meşruluk kazanmamıştı. 

Erdoğan, Gezi ve Ekim başkaldırılarından sonra, meclise emrederek, devlet güvenliği paketini yasalaştırdı. Polise “makul şüphe” gibi keyfi gerekçeyle gözaltına alma ve arama; vali ve kaymakamlara OHAL uygulamaları yetkisi verdi. 

Ayrıca gösterilerde, taş, molotof, havai fişek kullanma olasılığı ve fular kullanması karşısında polise silah kullanmayı yasalaştırdı. Kısacası katil Bush’un “önleyici savaş”ı benzeri “önleyici vurma” doktrini uygulamak istiyor. 

Erdoğan, diktatörlük kurmada polis terörünü ve bunun önemli bir yöntemi olarak ateşli silahla saldırıyı genelleştirmeye çalışacak. Bush’un dünya halklarına yaptığının benzeri katilliğini halklarımıza yapmaya, diktatör Sisi benzeri bir katillikle iktidarını korumaya çalışacak.

Erdoğan yalakaları “gösterici eğer yüzünü örter, molotof kullanırsa polis silah kullanacak, yoksa değil” diyerek, önleyici polis katilliğini meşrulaştırmak için harekete geçti. Bu ve diğer argümanlarla kitle desteğini inşa etmeye devam edecekler.

Talat Paşa yüzyıl önce Ermeni halkımıza karşı tehcir kanununu yasalaştırırken de bu ifadeyi kullanarak meşruluk kazandırmaya çalışmıştı. Bu ifadeyle meşruluk örtüsü, pratikte yüzbinlerce Ermeni’nin katledilmesini, soykırım yapılmasını önleyemedi ve gizleyemedi.

Erdoğan yalakaları, devasa medya ve yaygın örgüt imkanını kullanarak polis katilliğine kitle desteği ve meşruluk sağlamaya çalışıyorlar.

Ancak şimdi ne yüzyıl önceki soykırıma, ne de ‘90’lı yılların kontrgerilla terörüne elverişli koşullar, ne de eğerli ifadelerle meşruluk sağlama koşulları var!

Ekim serhildanındaki plakasız polis arabalarından yapılan katliama ilişkin emri veren Erdoğan olduğu halde, yaptığı katillikleri ya “parelelcilere” yükleyerek, ya da göstermelik de olsa idari soruşturma açtırarak gizlemek zorunda kaldı. 

Şimdi Davutoğlu, “yüzünü gizleyenin vay haline” tehditiyle, Erdoğan “paketin geri kalan maddelerini tekrar meclise getirip” çıkararak, faşist hukuku yapılmış bir katillikler sürecini başlatmaya çalışıyorlar.

Ancak, öldürme tehdidinin de öldürmenin de korku yaratma koşulları büyük ölçüde geçti. Erdoğan’ın düşüşü başlamış ve hızlanmıştır. Devasa militarist aygıtlarla örülmüş Erdoğan’ın duygusuz para ve hakimiyet diktatörlüğü, katillikler sürecini hızlandırdıkça, kendi firavunluğunun halk nezdinde iflasını hızlandıracak, düşüşünü çabuk kılacak.

Erdoğan, hükümet içindeki çatlağı bastırmak için de baskın tarzda, “Kürt sorunu yok” diyerek, demokratik haklar üzerine müzakere yapılmasını reddederek, diktatörlüğü sertleştireceğini gösterdi. Veya sertlik gösterisiyle korku salmaya çalışıyor.

Her iki halde de, halklarımız direnerek tehditi de, katillikleri de geri püskürtmekle kalmayacak. 

Seçimde HDP etrafında demokratik odak yaratarak, Erdoğan’ın diktatörlüğünün meşrulaştırıcı manivelası olan parlamento aritmetiğini bozacak. Desteğinin ne derece azaldığını gösterecek.

Buna rağmen rahat durmayıp, düşeceği kabusuyla katillikler sürecini, yaptığı faşist devlet güvenliği yasasına dayanarak ilerletirse, bu kez halkımızın görkemli yeni Gezi ve Ekimleriyle alaşağı edilecektir.