
Beyanlar gerçeğe aykırı
ÇED raporları tamamlayan şirketler, bu raporlarda da gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmaktadırlar. Altınoba köyü ve Üçevler mezrası arasında kalan Tayhember Dağı'ndaki bitki örtüsü, 10 cm olarak gösterilmektedir halbuki seyrek de olsa burada ardıç ağaçları bulunmakta. Zamanla seyrekleşen bu orman yeniden gürlenirken, şimdi de bu ocaklar geldi. Taş ocakları doğayı tahrip ederken işleri bittiğinde çekip gittiklerinde kocaman bir dağın yarılmış olduğunu görürsünüz, ekosistem tamamen tahrip edilir. Kullanılan kırıcı aletlerin saldıkları karbondioksit ve eritme işleminde kullanılan kimyasallar doğaya öylece bırakılır.
İşi biten terkedip gidiyor!
Akçal köyünde yapılacak olan Çinko Madeni Zenginleştirme Tesisi, ÇED Raporu'nda bitki örtüsünün sonradan düzenlenmesi ile ilgili aşağıdaki ifadeler yer alıyor:"Bu alanda üretim yapılacak kısımlardan bitki örtüsü kaldırılacaktır ve işletimi biten alanlara serilerek bitki örtüsünün yeniden oluşması sağlanmış olacaktır. Faaliyetten sonra, bitkisel toprak üzerinde yer alan bitki örtüsü, toprakta mevcut olan tohum, rizom, soğan vb. vejetatif organlar vasıtasıyla tekrar önceki mevcut örtüyü oluşturacaktır."
Her ne kadar ÇED Raporu'nda bunlar yazılsa da, hemen hemen hiçbir şirket bu maliyeti karşılamaya yanaşmıyor. Çünkü çalıştıkları bölgede binlerce ton toprağı kaldırıyorlar ve bunu örtmek için o kadar toprağa ihtiyaçları var. İşleri biten şirketler öylece terk edip gidiyor.
Köylüler istemiyor
Görüşme yaptığımız köylüler, kesinlikle taş ocaklarına karşı olduklarını, anne-babalarının mezarlarının üzerine taş ocaklarını yaptırmayacaklarını, bu dağları talan işleri böyle devam ederse köylerinden, topraklarından olacaklarını dile getiren köylüler sonuna kadar direniş diyor.
Sarız’a bağlı Kırkısrak köylüleri madenlere karşı direnişe geçti. Kuşkayası mevkiinde açılan mermer işletmesine karşı eylem yapan çoğunluğu kadın yaklaşık 500 kişi madenler kapatılıncaya kadar mücadele edeceklerini ormanlarını ve sularını maden işletmelerinden kurtaracaklarını belirtiyor.
Kırkısrak köyünde başlayan maden işletme çalışmaları, köy yerleşim alanına kadar girdi. Köy yerleşim alanında bulunan Kuşkayası mevkiinde maden işletmesinin açılması üzerine Kırkısrak köylüleri madene karşı tepkilerini gösterdi. Geçtiğimiz hafta çalışmalarına ara veren maden işletmesinin Jandarma gözetiminde çalışmalarını tekrar başlatması üzerine Kırkısrak köylüleri, maden önünde bir araya gelerek maden işletmesinin köylerini terk etmesini istedi.
Eylemlerini sürdürecekler
Köyün bütün mahallelerinden minibüslerle maden sahasının önüne toplanan köylüler, maden işletmelerinin ormanları ve su kaynaklarını tahrip ettiğine dikkat çekti. İş makinelerinin çalışmasını engelleyen köylüler işletme kapatılıncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini belirtti.
Başta mermer olmak üzere, krom, çinko, mangan gibi onlarca çeşit maden için verilen ruhsatların büyük bir kısmı henüz arama ruhsatı olmakla birlikte, son 3 yıldır mermer ve krom firmaları ruhsatlarını birer birer işletme ruhsatlarına çevirerek işletmeye başladılar.
Maden üssü olarak düşünülüyor
Dünyanın önemli mermer rezervlerinden birinin Binboğa Dağları'nda olduğu belirtiliyor. Şu anda Sarız ilçesinde 7 mermer ocağı, Afşin'de 6 mermer ocağı bir yıl içerisinde faaliyete başladı. Çeşitli köy ver ilçelerde ise krom madeni çıkarılması için çalışmalar yapıldığı Afşin'e bağlı Topaktaş köyünde ve Dağlıca (Marabuz) beldesinde ise, krom işletmelerinin iki yıldır faaliyette olduğu bildiriliyor.
Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün ruhsatları Kırkısrak köyünün adeta maden işletmelerinin üssü olarak düşünüldüğünü gösteriyor. Kırkısrak köyünün maden rezervinin bulunduğu Binboğa Dağları üzerinde merkezi bir konumda olduğu geniş alanı ve yaylaları ile Binboğa Dağları'nın önemli bir bölümünü kapsıyor olması bu konumunu güçlendiriyor.
Kürt ve Çerkez köylerinde yapılıyor
Tufanbeyli-Sarız-Göksun üçgeni tam bir maden bölgesine dönüştürülmek isteniyor. Bölgede 40’ı aşkın Kürt Alevi köyü, bir o kadar Çerkez köyü, Avşarlar, Muhacirler ve Yörükler ikamet etmektedir. Eskiden Zeytun–Hacin bölgesi yoğunlukla Ermeni nufusu barındırırmış. Fakat Tehcir’den sonra kimse kalmamış. Bir diğer dikkat çekici unsur ise, taş ocakları genelde Kürt Alevi ve Çerkez köylerine yapılmaktadır. 1970 ve 1980’lerde bölgeden göç edilmesi sağlanan Kürtler, vatanları tamamen ellerinden gidecek korkusunu yaşıyor.
Kültür kaybolmakla yüz yüze
Projeler böyle devam ederse, doğduğumuz, büyüdüğümüz, oyunlar oynadığımız, her bir taşında anımız olan bölge yüzlerce kocaman çukura dönüşecek. Aslında oraya vurulacak her kazma tarihimize, doğamıza, geçmişimize, kültürümüze vurulmuş olunacak. 1850’li yıllarda 'memleketa jor' dan gelip Binboğa eteklerine yerleşen Kürt kültürel yapısı da 150 yıl sonra, hiç dönememek üzere kaybedilmekle karşı karşıya.
Bölgenin tabiat yapısı
Binboğa Dağları ve civarındaki irili ufaklı dağlar 3 bölgenin geçiş noktası üzerinde bulunmaları, bu bölgeyi dünya çapında özel bir konuma getirmiştir. ENCYLEPEDIA BRİTANNİCA, Binboğa’yı Kuzey Yarım Küre’deki tek iklim geçiş noktası olarak tanımlamaktadır. Binboğa’da hiç bir bölge iklimi hakim değildir.
FLORA (Bitki örtüsü); Binboğa Dağları'nın flora ve fauna bakımından Türkiye’nin en zengin yöresi olduğu bilinmektedir. 3 bölgeyi kapsaması, çok çeşitli bitki yetişmesine sebep olmaktadır. Başlıca ağaçlar; kayın, gürgen, meşe, ardıç, ibreli ardıç, karaçam, kızılağaç, sedir, kızılçam, köknar (kamalak) ve ladindir (Mezdeği).
Baran Cücesi sadece burada
Muscari glumaceum (Baran Cücesi) isimli sümbül yeryüzünde sadece Kayseri ile Maraş arasındaki Binboğa Dağları’nda yetişiyor. Mayısta açmaya başlıyor, Haziranda tüm kırları kaplıyor. Anadolu zıpzıpı ve Bavius kelebekleri, sürüngenlerden Baran Cücesi de bölgenin endemik canlılarından.
Bavius Kelebeği
Bu sıradağlar, Orta Toroslar’da Göksu ve Göksun ırmakları arasında güneybatı-kuzeybatı doğrultusunda uzanıyor. Yükseltisi güneyden kuzeye artıyor. En yüksek noktası 2935 metreyle Işık Dağı. Güneye doğru vadilerle parçalandığı için, geçilmezmiş gibi görünüyor. Doğuya doğru yüksekliği 1500-2000 metre arasındaki platolara dönüşüyor. Bir zamanlar boylu boyunca uzanan ormanlar katledilmiş. Güngeçtikçe bozkıra dönüşen dağlar hala önemli bir endemik bitki alanı. Ancak hiçbir koruma önlemi alınmıyor. Göknar, ardıç, karaçam, meşe ve tek tük karışık iğne yapraklı ormanlarda 44 bitki taksonu tespit edilmiş. Muscari glumaceum adlı sümbülün yanısıra, nesli tehlike altındaki anthemis adonidifolia, centaurea, haussknechtii, ferula longipedunculata, graellsia davisiona, silene balansae bu bölgede gözlemlenebiliyor.
FAUNA (Vahşi hayvanlar); Ormanlık yapı, yaban hayatını da zenginleştirmektedir. Başlıca yaban hayvanları; kurt, tilki, ayı, yaban domuzu, porsuk, çakal, ada tavşanıdır. Kuşlar ise; Kartal, çaylak, doğan, baykuş, toy, yaban ördeği, keklik, leylek, ibibik gibi kuşlardır.
UÐUR ADSIZ