
Mevcut taslak dahi daraltılıyor
Kadın Dayanışma Vakfı gönüllüsü Gülsen Ülker, kadına verilecek her türden desteğin, ancak kadının arzusuyla ve onunla birlikte yapılabileceğini söyledi. Türkiye'de yaşayan milyonlarca kadının şiddete maruz kaldığını belirten Ülker, "Başbakanlığın 'yakın ilişki içinde yaşayanlar' ifadesini yasa taslağından çıkarması, yukarıda sözü edilen kadınları iki-üç kat mağdur etme sonucunu doğuracaktır. Biz 1996 yılından beri mücadelesini verdiğimiz bu yasa taslağının önerilerimizle biraz daha geliştirilmesini beklerken, Başbakanlıktan eldeki taslağı bile daraltan bir müdahalenin gelmiş olması vahimdir" dedi.
Yasa taslağının bu haliyle şiddeti önlemede son derece yetersiz olduğunu dile getiren Ülker, hazırlanan taslakta kadın örgütlerinin içinde olduğu etkin bir izleme ve denetleme mekanizmasının olmamasının büyük bir eksiklik olduğunu belirtti. Ülker, "İstanbul Sözleşmesi'nde kadına karşı şiddet vakalarında yargının hiçbir aşamasında 'uzlaşma ve arabuluculuk' girişiminde bulunulmaması gerektiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, taslakta aile içi şiddet vakalarına özgü özel dinamikler gözardı edilerek, ısrarla bu yasağa yer verilmemektedir" dedi.
Şiddete sıfır tolerans için yasalar uygulanmalı
Her kurumun, yasalarını bakanlığın hazırlayacağı yasaya göre değiştirmesi gerektiğinin altını çizen Ülker, "Bizim deneyimlerimizin İstanbul Sözleşmesi'ne yansıdığını düşünüyoruz. Bu hükümet de o yasaya imza atarak bu yükümlülüğü kabul etti. Madem 'Kadına şiddete sıfır tolerans' diyorlar, o zaman bu yasaları uygulayacaklar" diye konuştu. Kadınların ölmesini beklemeden yasanın bir an önce çıkarılması gerektiğini ifade eden Ülker, bu yasanın kadın örgütlerinin istediği şekilde çıkması konusunda ısrarcı olacaklarını dile getirdi.
Bakanlar Kurulu bir kez daha erkek olduğunu gösterdi
Uçan Süpürge Genel Koordinatörü Sevna Somuncuoğlu da, herşeyden önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın kadına yönelik şiddetle doğrudan ilgilenen bakanlık olduğunun altını çizerek, ilgili olan bu bakanlığın taslağını hazırlayacağını, Başbakanlık'ta onaylandıktan sonra Meclis'e gideceğini ve ardından ilgili komisyonların yasanın içeriği ile ilgileneceğini söyledi. Türkiye'de bu yasa tasarısının geri gönderilmesinde bir ilk ile karşılaştıklarının altını çizen Somuncuoğlu, "Bir bakansınız, göreve geldiğiniz ilk günden itibaren kadın örgütleri ile yaptığınız görüşmeler sonucunda bir tasarı hazırlanıyor. Ama Bakanlar Kurulu bunu geri gönderiyor. Bizim anlamadığımız nokta budur. Aslında Bakanlar Kurulu erkek olduğunu bir kez daha gösterdi" ifadesinde bulundu. Bu konuda ilgili olan ve çalışma yürüten bir kadın olarak Başbakanlık Bilgilendirme Servisi'ne bu yasanın neden geri gönderildiğine dair dilekçe yazdığını ifade eden Somuncuoğlu, bütün kadınların böyle bir bilgilenme hakkı olduğunu ve olayın takipçisi olduklarını göstermeleri gerektiğini belirterek, herkesin dilekçe yazmasını istedi.
Mevcut yaklaşım umut kırıcı
Başkent Kadın Platformu yöneticilerinden Nesrin Semiz ise, bu yasanın çıkması için çok çalıştıklarını belirterek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın bugüne kadar kadın örgütlerinin belirttiği hiçbir öneriye "olmaz" demediğini, ama pratikte somut bir adımın olmamasının canlarını sıktığını kaydetti. Mevcut yaklaşımın umut kırıcı olduğunu dile getiren Semiz, kadın örgütlerinin görüşleri alındığı halde tasarının geri dönmesinin kadınların her an öldürüldüğü bir ortamda kabul edilemeyeceğini kaydetti. Bu durumun takipçisi olacaklarını belirten Semiz, mücadelelerini sürdüreceklerini ve görüşleri esas alınıncaya kadar, komisyonlar da dahil olmak üzere her kesimle görüşmeye devam edeceklerini belirtti.
ZUHAL TEKİNER/NAGİHAN AKARSEL - DİHA/ANKARA