
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Roboskî Katliamı'nın yıldönümü vesilesiyle açıklamada bulundu. Tüm dünyanın gözü önünde açık açık yapılmış olan bu vahşi katliamın üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen, sorumluların açığa çıkarılma- masının Türk sömürgeciliğinin gerçek yüzünü bir kez daha açığa çıkardığı vurgulanan açıklamada, "Geçen zaman içerisinde gerek Türkiye’deki, gerekse de Kürdistan’daki birçok sivil toplum kuruluşunun ve demokratik çevrenin sorumluların açığa çıkarılması için geliştirdiği yoğun çabalara rağmen, AKP Hükümeti tarafından bu yönlü hiçbir girişimin yapılmamasının nedeni, bu katliamın devletin başı olan hükümetin kararıyla gerçekleştirilmiş bir katliam olmasıdır" denildi. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana süregelen Şêx Said İsyanı sırasında yapılan katliamlar, Geliyê Zîlan, Dêrsim, Sason ve 33 Kurşun katliamları gibi toplu katliamlar dizisinin sonuncusu olan Roboskî Katliamı’nın hesabını sormanın tüm Kürdistan ve Türkiye demokrasi güçleri için bir insanlık borcu olurken özellikle Kürdistan halkı için bir namus ve onur meselesi olduğunun altı çizildi.
Türk sömürgeciliğinin her gün Kürdistan sokaklarında, şurada burada Kürt gençlerini katlettiği belirtilen açıklamada, "Ancak Roboskî Katliamı, son dönemlerde devlet tarafından gerçekleştirilen en açık, en büyük ve toplu bir katliam olması nedeniyle çok önemlidir. Kürt halkının özgürlük mücadelesinin önüne geçmek ve halkımıza gözdağı vermek için gerçekleştirilen bu katliama gereken cevabın mutlaka verilmesi gerekmektedir" diye vurgulandı.
Devam edeceklerini gösterdiler
Açıklamaya şöyle devam edildi: "Katliamın açığa çıkarılması için yapılan tüm çağrılara ve kamuoyu baskısına rağmen, Türk Başbakan Erdoğan’ın katliamın hemen ardından bizzat Türk Genelkurmayı’nı ve tüm mensuplarını kutlaması ve ardından Hava Kuvvetleri Komutanı’na ödül verilmesi, Türk devletinin bundan sonra da soykırım politikasını ve bu tür katliamları yapmaya devam edeceğinin en açık göstergesidir. Bu katliamın talimatını verenler olarak gerçekleri itiraf ederek kamuoyundan ve halkımızdan özür dilemek yerine, Türk Başbakanı’nın, 'bu tür olaylarda kişi başına 23 bin lira gönderilir, biz ise 123 bin lira gönderdik, eşimi de oraya gönderdim, daha ne istiyorlar?' demesi ve en acısı da katledilen gençlerimizi suçlu gösterme çabaları bir devletin yapabileceği en büyük pişkinlik örneğidir. Oysa herkes biliyor ki burada yaşamını yitiren tüm insanlarımız bölge halkının tanıdığı-bildiği köylülerdir ve yapmış oldukları sınır ticareti, halkımızın imkansızlıklar nedeniyle yapmak zorunda kaldığı ve bölgedeki tüm askeri ve sivil devlet yetkililerinin bilgisi dahilinde yapılan bir ticari faaliyettir. Kimisi genç yaşına rağmen evine bakmak zorunda olduğu için, kimisi okul masraflarını karşılamak için, kimisi ise kardeşini okutabilmek için bu işi zorunlu olarak yapmak durumunda kalmıştır. Buna rağmen bu insanlarımızın üzerine savaş uçaklarının gönderilmesinin, çok bilinçli ve sistemli bir sömürgeci uygulama olduğu ve bununla yurtsever Botan halkı şahsında tüm Kürdistan halkına gözdağı verilmek istendiği açıktır. Bu nedenle bunun hesabını sormak, Kürt halkı için bir onur meselesi olduğu gibi aynı zamanda geleceğini belirleme tutumudur."
Anma etkinliklerine dikkat çeken KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, sessiz kalmanın, katliamı onaylamak anlamına geldiğini belirtti. Bu nedenle sessiz kalmayıp hesap sormanın tüm yurtsever demokratlar için çok önemli bir görev olduğunu belirten Yürütme Konseyi Başkanlığı, "Bu sorunun tek çözüm yolu ise 1990’dan bu yana Kürdistan’da gerçekleşmiş olan tüm katliamları açığa çıkartmak ve gerçekleştirenlerden hesap sormak ve böylece Kürt sorunun çözüm yolunu açmaktır" dedi.
Önüne geçilmezse son olmayacaktır
KCK açıklaması şu hatırlatma ve uyarılarla sürdü: "1994 yılının Nisan ayında Şırnak’a bağlı Çırav Dağı’nın eteklerinde bulunan Gîver Köyü’ndeki yerleşim yerlerine yapılan hava saldırısında da tıpkı Roboskî gibi köy halkından 34 kişi yaşamını yitirmişti. O dönem bu olayın kamuoyuna çok sınırlı yansıması ve kimsenin hesap sormaması nedeniyle bu tür katliamları yapmak Türk devleti açısından sıradan bir şey haline gelmiştir. Çünkü bu katliamlar ilk değildir ve eğer önüne geçilmezse son da olmayacaktır. Bu açıdan bu katliam zihniyetine karşı mücadele etmek bir insanlık görevi olduğu gibi aynı zamanda bir haysiyet meselesidir.
Kamil Atak'ın bırakılması
1994 yılında Cizre merkezinde ve Şırnak civarında yüzlerce Kürt gencini kaçırarak gerek işkence yoluyla gerekse de direkt bir şekilde katleden Albay Cemal Temizöz ve Kamil Atak çetesinin süren davasında Kamil Atak’ın bırakılmış olması, AKP’nin faili meçhul cinayetlerin üstünü nasıl örtmek istediğini gösteren en çarpıcı örneklerden birisidir. Bu çetenin yüzlerce Kürt gencini türlü türlü yöntemlerle nasıl katlettiği belgelenemese de en az 52 kişinin bu çete grubu tarafından açık bir şekilde kaçırılıp infaz edildiği kimsenin doğruluğundan kuşku duymadığı bir husustur. Bu kadar açık bir şekilde işlenmiş olan bu cinayetlere rağmen çete başının bırakılmış olması faili meçhul adı altında devletin işlediği hiçbir suçtan hesap sorulmayacağının en açık kanıtıdır.
Açık ki AKP, Kürdistan’da JİTEM’in, Hizbullah’ın ve değişik devlet güçlerinin işlediği cinayetlerin açığa çıkmaması için her türlü çabayı sergilemektedir. Çünkü, kendisi de değişik biçimlerde ve usta bir tarzda aynı çizgiyi takip etmektedir. Bunun açık örneği ise Roboskî Katliamı’dır. Bu açıdan Roboskî Katliamı’ndan hesap sormak Kürdistan’da işlenen tüm cinayetlerden ve katliamlardan hesap sormak anlamına gelmektedir. Bu nedenle Türkiyeli ve Kürdistanlı tüm insani ve barışçıl çevreleri bu katliama karşı ortak mücadele etmeye ve sesini yükseltmeye çağırıyoruz."
ANF/BEHDİNAN
KONGRA GEL: Erdoğan hesabını verecek
KONGRA GEL Başkanlığı, “Roboskî’nin vicdanlarda yaktığı ateşten Erdoğan’ın kurtulma şansı yoktur” dedi.
KONGRA GEL Başkanlığı, Roboskî Katliamı'nın birinci yıldönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı. Bir yıl geçmesine rağmen hala katliam emrini kimin verdiğinin açıklanmadığına işaret edilen açıklamada, "Bir yıldır başta anneler olmak üzere Roboskî köylülerinin feryatlarını duymazdan geliyorlar. AKP devleti üç maymunları oynuyor. Ama Roboskî’nin feryadı tüm Kürt halkının ve vicdan sahibi herkesin feryadı ile buluştu, büyüdü ve tüm dünyaya yayıldı. Giderek daha da büyüyecek. Katillerin kurtulma şansı yok. Roboskî hakikatinden kimsenin kurtulma şansı yoktur” denildi.
Katliamın emrini vereni, her şeyin sorumlusu olanı herkesin çok iyi bildiği de kaydedilen KONGRA GEL açıklamasında şunlar belirtildi: “Şüphesiz bu kişi, Roboskî kelimesini duyunca panikten dengesini kaybeden başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan başkası değildir. Sorumlu kendisi olduğu için gerçeği itiraf etmiyor. Ama itiraf etmeyinceye kadar da Roboskî Tayyip Erdoğan’ın kabusu olmaya devam edecek.”
O devir geçti
Tarihten bugüne kadar yapılan Kürt katliamlarının üstünün kapatıldığı, hesap sorulmadığı da vurgulanan açıklamada, “Belki Erdoğan bunun da üstünün kapatılacağını düşünüyor. Ama çok büyük yanılıyor. O devir geçti. Artık Kürt halkı sahipsiz değildir. Başta Roboskî olmak üzere yapılan katliamların hesabı sorulacak. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın” diye kaydedildi.
Yalan ve talan politikaları ile yanıltılan ve aldatılan insanların, Roboskî katliamı ile AKP ve Erdoğan gerçeğini açıkça gördüğü belirtilen açıklamada, şunlar ifade edildi: "Roboskî Katliamı ile asıl korkutulmak ve sindirilmek istenen Kürt halkıydı. Halkımız bu bilinçle ortaya çıkardığı toplumsal ve ulusal dayanışması ile, Roboskî nin acılarını paylaştı ve azalttı. Roboskî’nin vicdanlarda yaktığı ateşten Erdoğan’ın kurtulma şansı yoktur. Şêx Seîd, Geliyê Zîlan, Dêrsim, Sason, 33 kurşun, Sivas, Maraş... Türkiye Cumhuriyeti tarihinde katliamları yapan zihniyet ile Roboskî Katliamı'nı yapan zihniyet aynıdır. Bir kez daha Roboskî şehit ailelerinin acılarını içtenlikle paylaşıyor, onurlu direnişlerini saygıyla selamlıyoruz."