
DEP milletvekillerinin Meclis kapısından yaka paça çıkarılarak tutuklanmalarının üzerinden 18 yıl geçti. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, devletin Kürt hareketine karşı tasfiye konseptinde bugüne kadar bir değişiklik olmadığını belirterek, "2 Mart darbesini yapanlar kaybetti. Artık onların esamesi okunmuyor" dedi.
Kürt sorununda AKP'nin uyguladığı tasfiye ve inkar politikaları gün geçtikçe derinleşirken, Kürt siyasetçilere dönük baskılar ise geçmişten günümüze hiç değişmedi. Hükümetin önce "Kürt açılımı" dediği ardından "Demokratik açılım" en son "Milli Birlik ve Beraberlik Projesi" adını verdiği "açılım!" projelerinden Kürt sorununun çözümü yerine askeri ve siyasi operasyonlar çıkarken, son 9 yıllık süre içinde yaşananlar; Kürtlerin legal alanda siyaset yapmaya başladıkları 1989 yılından beri uygulanan politikalarda değişen bir şeyin olmadığını gösteriyor. 1989 yılında Halkın Emek Partisi'nin (HEP) kurulmasıyla başlayan siyasi geleneğe karşı yürütülen baskı politikası ÖZDEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTP ve en son BDP ile devam etti. DEP milletvekillerinin Meclis kapısından yaka paça çıkarılarak tutuklanmalarının üzerinden 18 yıl geçti. DEP milletvekilleri Orhan Doğan ve Hatip Dicle, 2 Mart 1994'te Meclis'ten çıkışta sivil polisler tarafından yaka paça gözaltına alındı. Aynı gün Meclis Genel Kurulu'nda yapılan oylamada DEP milletvekilleri Orhan Doğan, Hatip Dicle, Leyla Zana, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve bağımsız milletvekili Mahmut Alınak'ın dokunulmazlıkları kaldırılmış ve Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Kürt milletvekilleri hakkında "derhal sorguya alma" emri vermişti. Orhan Doğan ve Hatip Dicle'nin ardından 4 Mart 1994'te Leyla Zana ve diğer milletvekilleri gözaltına alındı ve 17 Mart'ta Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'ne konuldu. 16 Haziran 1994'te Anayasa Mahkemesi, 7 Mayıs 1993'te kurulan DEP'in kapatılmasına ve 5'i cezaevinde bulunan 13 milletvekilinin tümünün dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verdi. 1 Temmuz 1994'te Selim Sadak da gözaltına alındı ve 12 Temmuz'da tutuklandı. 3 Ağustos 1994'te tutuklu bulunan 6 eski milletvekiliyle başlayan DEP davası, 8 Aralık 1994'te sonuçlandı. Mahkeme sonunda Amed milletvekilleri Hatip Dicle ve Leyla Zana ile Şırnak milletvekilleri Orhan Doğan ve Selim Sadak'a Türk Ceza Kanunu'nun "Örgüt üyesi olmak" fiilini düzenleyen 168/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun ceza artırımını öngören 5. maddesi uyarınca 15'er yıl ağır hapis cezası verdi. Karar, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından da onandı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2001 yılında DGM'nin tarafsız ve bağımsız olmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle, Türkiye'nin tutuklu vekillerin her birine 25 bin dolar ve mahkeme masrafı için ise toplam 10 bin dolar ödemesine karar verdi. Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Selim Sadak, 9 Haziran 2004'te serbest bırakıldı. Orhan Doğan ve diğer bazı DEP'liler, 22 Temmuz seçimlerinde bağımsız milletvekili adayı olmuşlardı. Hatip Dicle, 15 yıl sonra yeniden tutuklandı. 2,5 yıldır cezaevinde olan Dicle, 12 Haziran 2011'de yapılan genel seçimlerde Amed'de yüksek bir oyla seçildi ancak milletvekiliği Yüksek Seçim Kurulu tarafından düşürüldü. Dicle'nin yerine AKP'li Oya Eronat Meclis'e gönderildi.
Demirtaş: Devlet aynı devlet
Bugün Kürt siyasetçilerine yönelik yapılan operasyon, gözaltı, tutuklama ve onlarca yıla varan hapis cezaları göz önünde bulundurulduğunda, DEP milletvekillerini tutuklayıp ceza veren zihniyetin hala mevcut olduğu görülüyor. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, devletin DEP döneminde uyguladığı teslim alma ve tasfiye politikalarının bu güne kadar değişmeden devam ettiğini belirterek, "Devletin Kürt hareketine yönelik konsepti o gün de tasfiye konseptiydi, bugün de aynıdır. Ama Kürt siyasi hareketinde değişen çok şey oldu. O dönem 90'lı yıllarda arkadaşlarımız faili meçhullere kurban gittiler. Yaka paça tutuklandılar, ama yılmadılar. Partiyi bugünlere kadar getirip bize devrettiler, bize büyük bir deneyim ve mücadele mirası bıraktılar. Arkadaşlarımız bu uğurda şehit oldular. Mehmet Sincar'dan Vedat Aydın'a kadar yüzlerce yönetici arkadaşımız katledildi ama bu mücadeleden yılmadılar" dedi.
Devlet meşruluğunu yitirdi
DEP milletvekillerinin toplum nezdinde küçültülmeye çalışıldığını, yapılan gözaltıların da bundan kaynaklı şiddet içerdiğini söyleyen Demirtaş, "Orhan Doğan gibi halkın demokrasi şehidi olmuş birisi son nefesini özgürlük ve demokrasi sahnesinde verdi ama hiçbir zaman geri adım atmadı. Bu nedenle bize büyük bir miras bıraktılar. Bizdeki değişiklik, biz geçmişten dersler çıkararak deneyimlerden yararlanarak büyüdük. Karşımızdaki devlet değişmedi, meşruluğunu yitirdi. O dönemde zor şartlarda olan arkadaşlarımız devletin faşizan yönelimlerini teşhir ettiler" değerlendirmesinde bulundu. Demirtaş, DEP milletvekillerinin gözaltına alındığı günü "2 Mart darbesi" olarak değerlendirerek, "Biz 2 Mart darbesini değerlendirdiğimizde o darbeyi yapanlar kaybetti. Hatip Dicle tutuklu, Orhan Doğan aramızda yok, ama o darbeyi yapanların esamesi okunmuyor" ifadesini kullandı.
ALPER ATALAY - DİHA/ANKARA
487 siyasetçiye soruşturma
Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı, Bismil'de "Kendimi ihbar ediyorum. Ben de bu suçu işledim, işliyorum" kampanyasına katılan 487 Kürt siyasetçi hakkında soruşturma açtı.
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) tarafından "KCK" adı altında yapılan operasyonlara karşı başlatılan "Kendimi ihbar ediyorum. Ben de bu suçu işledim, işliyorum" kampanyası kapsamında kendini ihbar edenler hakkında soruşturmalar açılıyor. 2 Kasım 2011'de başlayıp 2011 yılı Aralık ayı sonuna kadar devam eden kampanyada 5 bini aşkın siyasetçi kendisini ihbar ederken, Bismil'de kampanyaya katılan 487 siyasetçi hakkında Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldı. Siyasetçiler, dün davet üzerine Bismil Emniyet Müdürlüğü'ne giderek ifade verdi.