Bir çok insan bir turistik bölgede tatilini geçirmeye can atarken, Hamburg’ta yaşayan Kürdistanlı Hulusi Selçuk, Silopi’ye giderek Kardeş Aile Kampanyası’nda tanıştığı ailenin misafiri oldu. Kılınç ailesinin kendilerini büyük bir samimiyet ve içtenlikle karşıladığını belirten Selçuk, bütün baskılara ve zulme karşın insanların son derece onurlu bir şekilde yaşadığını özellikle vurguladı.  


Çocuklar evlerinin demirini satıyorlardı

Selçuk izlenimlerini şu şekilde anlattı: “Kardeş Aile Kampanyası çerçevesinde Kardeş Aile edindiğim Nafiye Kılınç’ın ailesini daha yakından tanımak ve bunlarla olan dayanışma duygularımı güçlendirmek için bavulumu topladığım gibi Silopi’ye gittim. Silopi adeta devlet güçleri tarafından yerle bir edilmiş durumdaydı. Binlerce ailenin oldukça zor koşullarda yaşamlarını sürdürdüğünü gördüm. Bu beni oldukça etkiledi. Çocuklar kendi evlerinin demirlerini satarak geçimlerini sağlıyor. Devlet güçleri bir çok evi harap etmiş. Yurtsever insanların evleri, hedef gözetilerek yerle bir edilmiş. Ama ne hikmetse AKP ve hükümete yakın hiç bir insanın evine tek bir kurşun isabet etmemiş. Evleri harabeye dönüşen insanların çoğu 90’lı yıllarda devletin koruculuk sistemini kabul etmeyip köylerinden zorla sürülen insanlar. Bu insanlara ikinci bir zulüm yaşatılmış. Gördüklerim beni oldukça çok etkiledi. Bir çok çocuk yıkılan kendi evlerinden demirlerini çıkarıp satarak geçimlerini sağlamaya çalışıyor. Bunları anlatmaya gerçekten insanın yüreği el veremiyor.” 


Savaş rantçıları iş başında

Selçuk, öz yönetimlere saldırılardan sonra savaş rantçılığının da yükseldiğini belirtti. 

İzlenimini Selçuk’un ağzından dinleyelim: “Bir çok insan tek başına ev tutma imkanı bulmayınca tutulan evleri oda şeklinde paylaşmışlar. Benim Kardeş Ailem olan Kılınç ailesi tek kişilik bir odada kalarak yaşam mücadelesi veriyorlar mesela. Ayrıca 16 kişilik bir ailenin tek bir odada kaldıklarına tanık oldum. Aynı evde kalan bir çok aile mutfağı, banyoyu ve tuvaleti ortak kullanmak zorunda kalıyorlar. Savaşı ganimet bilen bir çok vicdansız, normal fiyatları 300-400 TL olan evleri, fırsat bilerek 700-800 TL gibi fahiş fiyatlarla insanlara kiralıyorlar. Öz savunma direnişlerinden sonra fiyatlar adeta ikiye katlanmış. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi sokaka çıkma yasakları, devlet güçlerinin baskısı yaşamı adeta cehenneme çevirmiş. Bir çok aile, Kardeş Aile Kampanyası ile yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Tabii bunlar yeterli mi? Tabii ki değil? Domates bile lüks bir sebze olmuş. Düşünün geçimini tarımcılıkla sürdüren insanlar için bile domates lüks bir sebze. Kilosunu 5 TL’den bu insanlara satmaya çalışıyorlar. Silopi halen devlet kuşatması altında. Silopi’den Cizre ya da Nusaybin’e gitmek istediğimde devlet güçleri bana bir sürü zorluk çıkardı. Şırnak’a girmek zaten izne tabii. Dışardan gelen insanların Şırnak’a gitmesi, izne tabi tutulmuş. İzin istememize rağmen bana izin vermeyince bazı insanların yardımıyla gizlice oraya gittim. Kimlik kontrolünde polis ne aradığımı sordu. Ben de gezme amacıyla geldiğimi söyleyince bana ‘Türkiye’de onca güzel Turizm beldeleri varken bula bula Şırnak’ı mı buldun’ dedi. Benimle dalga geçtiler. ‘Beni ajanlıkla itham ettiklerinde buna tepki gösterdim. Hemen orayı terketmemi istediler. Pasaportuma el koyarak bunu bir hafta sonra Amed’ten alabileceğimi söylediler.”


‘Burada bizim hukukumuz geçer’

Şırnak’tan ayrıldıktan sonra Nusaybin’e gittiğini söyleyen Hulusi Selçuk, aynı baskılarla karşılaştığını belirtiyor.

Selçuk “Akşama doğru Nusaybin’e gittiğimde bir polis yanıma yaklaşarak kimliğimi sordu, ilçede ne aradığımı sordu. Gezmek için geldiğimi söyleyince Nusaybin’i bir an önce tert etmemi, aksi durumda hiç bir sorumluluk almayacaklarını söyledi. ‘Bu akşam nereye gidebilirim ki’ dediğimde de bütün otellerin kullanılamaz durumda olduğunu söyleyip, İpek Yolu üzerinde bulunan Aydınlar Tesisi’ne yönlendirdi. Buraya gider gitmez de bir polis arabası ve bir TOMA geldi. Kimlik kontrolü yaptılar. Tesislerde bulunan Mersinli bir arkadaş bunun hukuksuzluk olduğunu belirtince polis, ‘Burası Nusaybin. Burada bizim hukukumuz geçer’ şeklinde arkadaşı tehdit etti. Tüm bunları kendi gözümle gördükten sonra Almanya’ya geldim. Geldiğim günden beri yaşadıklarımı hala unutmuş değilim” ifadelerini kullandı. 


‘Elimizi uzatalım’

O topraklarda büyük bir savaşın yaşandığı ve halkın büyük oranda mağdur bir duruma geldiğini söyleyen Hulusi Selçuk, Kardeş Aile Kampanyası’na her zamankinden daha fazla sahip çıkılması gerektiğinin altını çizdi. 

Selçuk’un son sözleri şöyle: “Geldikten sonra tek bir odada kalan 16 kişilik aile için yardım elini uzatabilecek arkadaşlar buldum. Bu insanlar maddi yardımın yanı sıra kurbanlıklarını bu aileye göndereceklerine söz verdi. Bizler burada çok rahat koşullarda yaşarken bir çok insanımız zor koşullar altında yaşıyor. Tüm halkımıza çağrım imkanlarını zorlayarak bu insanlarımıza yardım elini uzatmaları.”


M.ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG