Süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren PKK ve PAJK’lı tutuklu ve hükümlerin sağlık durumları her geçen gün kötüye giderken, tutsakların 5 Kasım itibariyle aldıkları kararla, cezaevlerindeki açlık grevi eylemcilerinin sayısı 10 bini buldu. Tutuklu bulunduğu Siirt E Tipi Kapalı Cezaevinde 30 Ekim’de süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayan Dêrîk Belediye Başkanı Çağlar Demirel, eylemdeki talep ve amacına yönelik yazdığı mektupta, taleplerinden taviz vermeyeceklerini belirtti.
Kürt halkının tüm haklarının yıllarca ‘gasp’ edildiğini dile getiren Çağlar Demirel, halkın hakları için mücadelede hiçbir zaman geri adım atmadığını belirtti. Demirel, “Hiçbir baskıya, kırıma boyun eğmeyen Kürtler, bugün de taleplerinde net, ilkeli ve karalı bir tutum sergileyerek onurlu ve dik durmuşlardır” dedi.

Talepler etrafında kenetlenelim

Tutsakların ve Kürt halkının talepleri karşısında AKP hükümetinin yine şiddet yöntemlerine başvurduğuna dikkat çeken Demirel, Kürt halkı ve Mardin halkının bu saldırılar karşısında talepleri ve iradesine sahip çıkacağını belirtti. Mektubunda, “Biz Kürt Siyasetçilerin cezaevlerinde rehin tutularak mekânlarımız daraltılsa da, halkımızdan aldığımız güçle, inanç ve morallimiz tamdır’’diyen Demirel, açlık grevlerine ilişkin taleplerini şöyle ifade etti: ‘’Arkadaşlarımızın cezaevlerinde yaşam mücadelesi verdiği bu günlerde, sesiz kalınmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu duruma gözlerini kapatan, kulaklarını tıkayanları tarih affetmeyecektir. Tüm halkımızı, kadınları, gençleri, siyasetçileri, aydın, yazar, sanatça ve tüm sivil toplum örgütlerini bu çığlığa kulak vermeyi çağırıyorum. Bugün halkımızın demokratik bir hak olan bu talepleri desteklemelerini ve her zamanki gibi kadınların bu öncülük rolünü selamlıyorum... Siirt cezaevlerinden Kürt kadın siyasetçileri olarak bu insanlık onuru karşısında, herkesi sorumluluk almaya ve talepler etrafında kenetlenerek seslerimizi birleştirmeye davet ediyorum.”

JİNHA/SÊRT




Talepler tanınmalı


İzmir’in Aliağa İlçesi’ndeki Şakran Kadın Cezaevi’nde kalan Azadiya Welat Muhabiri Dilşah Ercan, açlık grevi eylemcisi Sabah Oğur ile röportaj yaptı. Şırnak’ın İdil İlçesi’nde dünyaya gelen Sabah Uğur, Aralık 2011’de KCK gençlik yapılanması gerekçesiyle yapılan gözaltı operasyonları ardından tutuklandı. Uğur, 13 Ekim’de cezaevlerindeki süresiz-dönüşümsün açlık grevine katıldı.
Sabah Uğur, DİHA’da yer alan röportajında eylemdeki amacını ‘’Benim bu eylemde yer almam, direniş meşalesinin bir kıvılcımı olabilme istemimdir’’ sözleriyle özetliyor. Tecrit ve anadil konusundaki taleplerinin dışarda da daha güçlü serhıldanlarla sahiplenilmesi çağrısında bulunan Uğur, ‘’Dilinin yasal güvenceye alınması, resmi olarak kabulü halkın coğrafyasının, kimliğinin ve varlığının tanınması anlamına gelmektedir. Eğer Kürt halkına saygı duyuluyor ve varlığı da kabul ediliyorsa öncelikle dil üzerindeki yasakçı zihniyetin kalkması, anadilde eğitim yasal güvenceye alınması ve savunma hakkının tanınması sağlanmalıdır’’ dedi.

Söylem değil, pratik
Sabah Uğur AKP Hükümeti’nin açlık grevleri karşısındaki kayıtsızlığının da çözümsüzlüğü derinleştireceğini belirterek, talepler için adım atılması gerektiğini kaydetti. Uğur şöyle konuştu: ‘’Birçok kez söylemler söylemiş ve hiçbir pratik adım atılmamıştır. Söylemden ziyade pratik adımların atılması insan yaşamına ve vatandaşım dediği Kürt halkına verdiği değeri samut ortaya koyacaktır. Şunu da iyi bilmeleri gerekiyor ki, biz kendi irademizle bu eyleme girdik ve sonuç alıncaya kadar da bu kararlılıkla devam ettireceğiz. Ailelerimize çağrı yapmaları da politikalarının bir parçası ve demagojidir. Ailelerimiz onurunu, kimliğini, halkını ve değerlerini koruyan onun için yaşamından vazgeçen evlatlarıyla gurur duyuyor ve sahipleniyor. Ailelerimizin devlete çağrısı onun faşist, inkârcı, imhacı ve katliamcı saldırılarından, zihniyetinden vazgeçmelidir.’’