Öcalan, son görüşmesinde, Demokratik İslam Kongresi için hazırladığı ve büyük heyecan duyduğu 6 sayfalık mesajını, dindarlığı ve yurtseverliği ile bilinen Mele Evdillayê Timoqî’ye (Mele Abdullah Beğik) atfettiğini açıklamıştı. Özellikle Ortadoğu’da, iktidarların siyasetin malzemesi olarak halklar üzerinde baskı, şiddet ve sömürünün aracı haline getirdikleri İslam’ı özüne döndürmek amacı güden ve kongrenin atfedildiği Mele Evdillayê Timoqî, Kürt halkı açısından âlimliğinin yanı sıra yurtseverliği ve bu konuda verdiği mücadele ile tanınıyor. Bu nedenle de yaşamı boyunca birçok kez tutuklanan Timoqî, tüm baskılara rağmen Kürt halkının özgürlüğü için mücadelesini sürdürdü.

Yurtseverlikten ödün vermedi

Mele Evdillayê Timoqî, 1889 yılında Batman’ın Kozluk ilçesine bağlı Timok köyünde dünyaya geldi. 1957 yılına kadar Batman, Silvan ve Kozluk’ta imamlık yapan Timoqî, halka yurtseverlik duygularını ve bilincini aktarma çabası içinde oldu. 1957’de imamlığı bırakarak Sason’a (Qabilcewz) yerleşen Timoqî, 1985 yılına kadar burada çiftçilik yaptı. Timoqî’nin, İslamiyet’in devlet eliyle çarpıtılarak kullanıldığının bilincine varmasıyla bu politikaya hizmet etmemek için imamlığı bıraktığı belirtilir. Timoqî’ye Mele unvanı da bilge bir kişilik olmasından dolayı halk tarafından verilir.
1927 yılında Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta kurulan Xoybûn hareketine üye olan Timoqî, Kürt liderlerle sürekli iletişim içerisinde olur. Yaşamı boyunca halkın yaşadığı sorunların üzerinde durmaya çalışan Timoqî, 1948 yılında devletin dikkatini çeker ve tutuklanır. Delil yetersizliğinden dolayı bir süre sonra serbest bırakılır. Suriye’de, 1957’de kurulan Kürdistan Demokratik Partisi yöneticileriyle de diyalog halinde olan Timoqî hakkında 1961 yılında tekrardan tutuklanma kararı çıkartılır. Ancak Timoqî, yurt dışına çıkar ve hakkındaki bu dava da bir süre sonra zaman aşımına uğrayarak düşer. 1965 yılında Türkiye’de kurulan Kürdistan Demokratik Partisi’nin de yöneticileri içerisinde yer alır.

Teslim olmadı

Tüm baskılara rağmen mücadelesini sürdüren Timoqî, halkı bilinçlendirmeye devam eder. Halkının yanında olmayı sürdüren ve geri adım atmayan Timoqî hakkında 1971 yılında yeniden tutuklama kararı çıkartılır. Teslim olmayarak halkın arasında çalışmalarını sürdüren Timoqî, 9 ay boyunca “kaçak” hayatı yaşar. Bu süre sonunda yeri tespit edilerek tutuklanan Timoqî, bir kez daha delil yetersizliğinden dolayı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılır.

Kulak asmadı

Timoqî, 12 Eylül askeri darbe döneminde bir kez daha tutuklanır. Sason’da bir süre hapis yatan Timoqî, işkencelere de maruz kalır. Bu dönemde PKK’nin silahlı propagandaya başladığını duyar ve cezaevinden çıktıktan sonra o dönemki PKK kadrolarıyla tanışır. 1985’te bir ihbar sonucu evine düzenlenen baskında evinde bulunan PKK’liler yakalanır, ancak Timoqî tesadüfen o sırada evde olmadığı için yakalanmaz. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Timoqî, buna rağmen 8 ay kadar bir süre halkın arasında gezerek, yurtseverlik görevlerini yürütmeye devam eder. Kürt halkının parçalanmışlığını asla kabul etmeyen, Kürt ulusal birliğinin oluşması için çaba sarf eden Timoqî, 1986 yılında Güney Kürdistan’a, oradan da İran’a geçer.

Hep gençti

PKK’nin başlattığı silahlı mücadelenin büyüyerek tüm parçalara yayılmasıyla birlikte Timoqî de ilerleyen yaşına rağmen bir genç gibi çalışmalarını sürdürdü. Ancak yakalandığı hastalık, hayalleri olan Kürt halkının özgürlüğünü ve ulusal birliğini göremeden veda etmesine neden oldu. Timoqî, 1992 yılında vefat etti.