Korucu olan kayınpederim gerillalara hakaret edince kış ortasında bebeğimle evi terkettim. Eşim gerillaya katıldıktan sonra gecemi gündüzüme katıp çocuklarımı yetiştirdim. Kayınlarım, siyaseti bırakmam halinde kiramı vereceklerini ve çocukların masrafını karşılayacaklarını söylediler. Reddetim. Beni bu sürgünde ayakta tutan şey, parti kültürünü ve ahlakını ilke edinmiş insanların yakınlığıdır.
M. ZAHİT EKİNCİ / BREMEN
Huri Açıkça, eşini Kürdistan özgürlük mücadelesinde şehit vermiş bir kadın. Eşinin şehadetinden sonra üç çocuğuyla zorlu bir yaşam kavgasına giren Açıkça, şimdilerde Hamburg yakınlarındaki Seven’de mülteci bir yaşam sürüyor. “Mülteciliğin bu kadar zor olduğunu bilseydim Türkiye’de cezaevlerinde yatmayı tercih ederdim” diyen Açıkça, dirençli bir kadın. Hayatın tüm zorluklarına karşın asla pes etmediğini söyleyen Huri Açıkça’nın yaşamı, insana mücadele azmi veriyor. Sözü, Açıkça’ya bırakıyoruz.
13 yaşında evlilik
Sêrt’in Şîrvan ilçesine bağlı Endê köyünde 10 çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldiğini belirten Açıkça, hikayesini şöyle anlatıyor: “Ailem Cizre’den buraya gelmiş. Geçimimizi hayvancılık ve çiftçilikle sağlıyorduk. Ailem yurtsever olarak bilinse de feodal özellikleri de vardı. 13 yaşındayken babam beni başka köyden biriyle nişanladı. Abilerim yaşımın küçük olduğunu söyleyince, verdiği sözden geri dönemeyeceğini ve bu evliliğin gerçekleşeceğini söyledi. Eşim 17 yaşındaydı.
Korucu kayınpedere rest
Babası köyde koruculuk yapıyordu hem de azılı bir korucuydu. Sürekli gerillalara ağza alınmayacak küfürler ediyordu. Eşim sessizliğini korurken ben ona karşı çıkıyordum. Sürekli kayınpederimle bu konuda kavgalarımız oluyordu. Küfür ve hakaretlerine dayanamayınca kışın ortasında çocuğum daha bebekken evi terk ettim. Eşim de daha sonra yanıma geldi ve İstanbul’a gittik. Abilerim o esnada İstanbul’daydı. Kayınpederim çıkan bir çatışmada gerillalar tarafından öldürüldü. Çatışma, devlet tarafından boşaltılan köyümüz Endê civarında olmuştu.”
‘Eşim zamanla değişti’
İstanbul’a geldikten sonra HADEP kadın kollarında uzun yıllar çalışma yürüttüğünü belirten Açıkça, “Bir yandan ailenin geçimi için çalışırken bir yandan da halkıma yararlı olabilmek için HADEP kadın kollarında çalışmalar yürütüyordum. Zaman içerisinde eşimin de değişip dönüştüğüne tanıklık ediyordum. Eşim benden daha fazla kendisini halkın davasına adıyordu. Bazen günlerce görüşmediğimiz oluyordu. 2011 yılında gerillaya katıldı. Katılacağını bizimle paylaşmamıştı. Bir yandan kararına saygı gösterirken bir yandan da üç çocukla bir başıma nasıl başa çıkabileceğimi düşünüyordum” diyor.
‘Ya dizini kırar oturursun ya da…’
Eşi gerillaya katıldıktan sonra kayınlarının baskısına maruz kaldığını belirten Açıkça şöyle devam ediyor: “Eşimin gitmesine benim sebep olduğumu söylüyorlardı. 2003’ün 8 Mart etkinliklerinde Gemlik’e gidip denize sembolik olarak karanfil atma eyleminde, arkadaşlarımla birlikte gözaltına alındım, bir gece nezarethanede tutuldum. Ertesi gece eve gelebildim. Eve geldikten sonra eşimin ne kadar akrabası varsa evime gelip beni tehdit etti. Eşimden boşanmamı istediler. ‘Ya dizlerini kırar, bizim hanımlar gibi evde oturursun ya da bizim gelinimiz değilsin’ dediler. Önderliğe dil uzatınca aramızda kavga çıktı. ‘Eve misafir çağırmayacaksın’ dediler.
‘İradem satılık değil’
‘Siyaseten uzak duracaksın ve kimseyle tokalaşmayacaksın’ dediler. Hakaretlerini kabul etmeyeceğimi söyledim ve hepsini evimden kovdum. Köle bir insan olup köleliği yaşamaktansa pes etmeyerek yaşama devam etmek istiyordum. İki gün sonra tekrar gelip benimle uzlaşmak istediklerini söylediler. Siyaseti ve kadın çalışmalarını bırakmam halinde kiramı vereceklerini ve çocukların masrafını karşılayacaklarını söylediler. ‘Ya yaptığınız hakaretler, değerlerime uzattığınız diller’ deyince sus pus oldular. ‘İradem satılık değildir’ dedim ve reddettim.”
Beyaz tülbentli şoför
Huri Açıkça bir yandan gerici ve feodal erkek zihniyetle mücadele eder diğer yandan da çocuklarını büyütme kavgası verir. Çalışabilmek için ehliyet alır ve şoförlük yaparak geçimini sağlar. Çevresinde cesaret ve yiğitliğinden dolayı takdir edilirken, “beyaz tülbentli şoför” olarak tanınır. Açıkça, “Birçok işte çalıştım. Gecemi gündüzüme katık edip çocuklarımı büyüttüm. Kardeşlerimle beraber ayakkabı atölyesi açtım. Yanımızda 70-80 insan çalıştı” dedi.
Kaçak hayatı
Açıkça, daha sonra gerilladaki eşini ziyarete gider. Ziyaret sonrası sınır kapısında gözaltına alınır ve hakkında dava açılır. Açıkça, “2 yıl 8 ay ceza aldım. Dava yargıtay aşamasındayken bu kez hakkımda PKK’ye yardım ve yataklıktan dava açıldı. Bundan da 3 sene 9 ay ceza geldi. Bu cezalardan sonra doğru dürüst evimde kalamıyordum. Her an cezaevine girme tehlikem vardı. Her gün başka adreslerde kalıyordum” diye anlattı.
Oğula torunlar önünde dayak
Bir gece eş zamanlı olarak kendi evi ve 24 akrabasının evine baskın yapıldığını ve 14 akrabasının gözaltına alındığını aktaran Huri Açıkça şöyle devam etti: “Ben şans eseri kurtuldum. Evimizin kapısını kırarak girmişler ve diyaliz hastası olan oğlumu, ikiz çocuklarının önünde darp etmişler. Torunlarım bu durumdan o kadar çok etkilenmiş ki eve gelen yabancılara ‘babama vurmayın’ diyorlarmış.”
Eşi şehit düştü
Son çare olarak yurt dışına çıkma kararı alan Huri Açıkça, Yunanistan üzerinden Almanya’ya gelerek iltica eder. İltica mahkemesinde hakimin ısrarla kendisine PKK’li olup olmadıgını sorduğunu belirten Açıkça, bu soruya şöyle yanıt verdiğini aktardı: “Siyasi kimliğimden önce bir anneyim. Anneliğin siyaseti olmaz. Köyümüz devlet tarafından yakıldı ve milyonlarca insan gibi bize sürgünden başka bir yol ve tercih bırakılmadı.” Eşinin 2012 yılında Qendîl’in Dola Kokê mıntıkasında çığ düşmesi sonucu şehit düştüğünü aktaran Açıkça, “Çığ altında kalan sekiz kadın arkadaşın cenazesine ulaşmaya çalışırken ikinci bir çığın düşmesi sonucu yaşamını yitirdi. Tüm bunları anlatınca hakim sesini çıkarmadı” dedi.
Sürgünde de mücadeleye devam
“Ülkemden zorla koparıldığım için sürgünlüğü asla kabullenemiyorum” diyen Açıkça, “Bazen diyorum böyle sürgün yaşamaktansa keşke Türkiye’de cezaevinde olsaydım. Beni burada tutan, ailelerin bana göstermiş olduğu yakınlıktır. Her aile gelip misafirleri olmamı istiyor. Belki de beni ayakta tutan bu samimi ve yoldaşça duygulardır. Dünyanın neresine gidersek gidelim parti kültürünü ve ahlakını kendisine ilke edinmiş insanlarla karşılaşıyoruz” diye ekledi. Sürgünde de mücadele etmeye devam edeceğinin altını çizen Açıkça konuşmasını şöyle tamamladı: “Bir yandan bu yaşama adapte olmaya çalışırken diğer yandan da yapılan tüm eylem ve etkinliklerde elimden geldiğince yer almaya çalışıyorum. Kadınların burada da örgütlü olması ve birlikte hareket etmesi beni sevindiriyor. Ben de bu mücadelenin bir neferi olarak tabii ki üstüme düşeni yapmaya hazırım.”