HDP Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, zindandan özgürlük, direnişi ve zaferi müjdeleyen mesajlarını topluma ilettiler. 

Figen Yüksekdağ mesajında şunları belirtiyor:

“Her şeye rağmen umudumuzu tüketemez, direncimizi kıramazlar. İçeride ya da dışarıda HDP ve bizler yine Türkiye için biricik özgürlük ve demokrasi seçeneğiyiz. İşte bütün korkuları bundandır. Kimse moralini bozmasın, gardını direncini düşürmesin. Bu nefret ve saldırganlığın korkudan olduğunu unutmasın. Mutlaka sevgi ve cesaret kazanacaktır. Sevgi ve selamlarımla.”

Selahattin Demirtaş’ın direniş, mücadele ve zaferi içeren mesajı ise şöyle:

„Bizlere yönelik bu saldırının bütün demokrasi güçlerine yapıldığı unutulmamalıdır. Baskıcı her koşulda yan yana durma ve faşizme karşı ortak mücadeleyi büyütmek tek çıkış yolumuzdur. Bu korku imparatorluğu en kısa sürede dağılacaktır. Bizler demokrasiye olan inancımızı kaybetmeden her koşulda mücadeleye devam edeceğiz. Dört duvar arasında da olsak aynı gökyüzü altında olduğumuzu unutmadan mücadeleye ve süregelen özgürlük halayının neşesinden faydalanmaya devam edeceğiz. Dışarıda çalışma yürüten yoldaşlara, gençlere ve kadınlara selamlarımı iletiyorum.“

Direniş mesajları böyle. Dünya ise Erdoğan zavallısının gerçeğini bütün yönleri ile görüyor.

Recep Tayyip Erdoğan’ın azılı bir diktatör olduğunu artık bütün dünya alem kabul ediyor. Bunu açık açık ifade ediyor. Erdoğan ve AKP’nin totaliter, diktatör bir yapı olduğunu ilk olarak Kürt Özgürlük Hareketi ve bileşenleri ortaya koymuştu. Bu yapıya karşı devrimci ve demokratik direnişi de yine Kürtler başlatmış ve ağır bedeller ödeyerek Tayyip Erdoğan’ın gerçek yüzünü ortaya koymuşlardı. 

Ama Türkiye’de başta Fethullahçılar, liberaller hatta Avrupa Birliği vb yapılar Tayyip Erdoğan ve AKP’nin desteklenmesi gerektiğini söyleyip duruyorlardı.

Oysa Tayyip Erdoğan, Kürtlerin katledilmesi, kentlerinin yıkılması, muhaliflerin tutuklanması, basının susturulması konusunda sürekli yeni planlar yapıp hayata geçiriyordu. Erdoğan ve AKP bu politikaları sürekli olarak ‘Ordu, JİTEM, Ergenekon, Fethullahçılar’ yapıyor diyerek kendini gizlemeye çalışıyordu. Birçok çevre de buna inanır gibi yapıyordu. Oysa Tayyip Erdoğan, gerçekten Kürt düşmanı, mezhepçi, kadın düşmanıydı. Kendi yanına aldıkları ile de bu düşmanlığını perdeleyerek sürdürüyordu. Ama artık kendisini perdeleyecek yapı da kalmadı. 

Teslim olmayan Kürt halkı direnişini her alanda ölümüne ortaya koyunca Tayyip Erdoğan bütün yönleri ile ortaya çıktı. Erdoğan’ın diktatörlük gerçeği bütün yönleri ile ortaya çıkınca pervasızca sağa sola saldırmaya çalıştı. Ama hesap etmediği bir durum var. Tayyip Erdoğan’ın baskı altına alıp yok etmeye çalıştığı Kürtler, kesintisiz direnişleri ile düzinelerce Tayyip Erdoğan gibi isimleri siyasetten, askeriyeden tasfiye ettiler. Erdoğan, ‘ben yaparım, ezerim’ diyerek savaşı derinleştirip sürdüreceğini ve kendi hayatının garanti altına alabileceğini sanıyor. Ama bu kesinlikle olmayacak ve gerçekleşmeyecek. 

Çünkü öyle bir direniş ile karşılaşmış ki, hem bütün dünyaya rezil oluyor hem de Türkiye’de büyük bir güç kaybı yaşamaktadır. Tayyip Erdoğan ve AKP öyle bir duruma düşüyor ve düşecek ki, bizzat AKP’liler Erdoğan’ı ve yakın çevresini linç edecekler. Çünkü Erdoğan kendisi ile birlikte milyonlarca insanın hayatını tehlike altına almıştır. Bunun karşısında milyonlarca insan Tayyip Erdoğan’a karşı büyük bir öfke biriktirmiştir. Ve sonuçta Tayyip Erdoğan ve ekibine karşı her alanda ama her alanda direnerek büyük kazanacaktır. 

Kimsenin endişelenmesine gerek yok, on milyonlarca Kürt Kürtlüğünden, HDP’sinden, gerillasından, önderliğinden vazgeçmeyecektir. Direnerek kazandığı varlığını koruyacak ve özgürlüğünü sağlayacaktır. 

Avrupa’da, Kürdistan’da, Türkiye’de sokağa çıkan her insanın haykırdığı ‘MUTLAKA KAZANACAÐIZ!’ sözü bir slogan değil, gerçekliktir. Bir halkın gerçekliğidir. Çünkü Tayyip Erdoğan Diktatörlüğü kaybedecek ve Kürdistan halkı ve dostları kazanacaktır. Hem de direne direne büyük kazanacaktır.