Biz Guatemala’da, El Salvador’da, Doğu Timor’da, İrlanda’da barış sürecinin nasıl başarıldığını, nasıl ilerletildiğini okuyup Kürdistan’dan özgülünde ne gibi dersler çıkarılabilir diye düşünüp duralım Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi de İsrail-Filistin barış süreçlerindeki İsrail politikalarını kopyalayıp yapıştırsın.
Türkiye’nin PKK’ye karşı uyguladığı politikaların İsrail’in, El Fetih’in kendine uzak bulduğu fraksiyonlarına uyguladığı politikalardan hiçbir farkı yok.
Türkiye hala barış süreciyle silahlı çatışmanın son bulmasını değil, PKK’nin tasfiyesini amaçlıyor. Bu çok açık bir gerçek.
Barış sürecini yürütecek heyeti, kimin adaya gidip gitmeyeceğini dahi sürecin bir tarafının yürüttüğü yerde barış olmaz. Sürecin asıl taraflarını bu kadar dışlayıp, taleplerine hep minimum seviyede yanıt verirseniz sizin barış niyetinizden şüphe edilir.
Kaldı ki mevcut durum şüphe değil, direkt tespiti ortaya koymaktadır.
İmralı’da yürütülen görüşmelerde üzerinde anlaşma sağlanan noktalar bugün Tayyip Erdoğan’ın iki lafıyla kestirilip atılıyorsa daha alınacak çok yol var demektir.
***
Şimdi birçokları da kızıp köpürüyor, “neden bu kadar şeye rağmen bu süreçte ısrar ediliyor, neden Öcalan, PKK masaya yumruğunu vurup kalkmıyor” diye. Kürt hareketini bu sürece mahkum gören, hatta güdüme girmekle itham edenler dahi var.
Abdullah Öcalan’ın, savaşın en şiddetli olduğu günlerde dahi barış imkanlarını, fırsatlarını en ciddi şekilde değerlendirmek için büyük bir çaba gösterdiğini yakın tarihi biraz bilen herkes ifade edecektir.
Bu süreç en başından beri gösterdi ki barış, Türkiye’de halkların ortak talebidir. Barış sürecine toplumun birçok kesiminden ciddi bir destek bulunmaktadır. AKP’nin barış sürecinde ayak direyen tavrı ve Kürt hareketinin barışta ısrarcı politikaları ülkedeki demokratik muhalefeti genişletmektedir.
Bununla birlikte Kürt hareketi gericiliğe, ırkçılığa ve şovenizme karşı en etkin ve en sert muhalefeti sergilemektedir. AKP Hükümetine karşı en etkili muhalefet bugün Kürt hareketinden gelmektedir. Kürt hareketinin başarısı AKP’nin çöküşü olacaktır. Bu denklem bu kadar nettir. İstenen kitlesel genişliğe henüz ulaşmamasına rağmen demokrasi hareketinin böylesi kritik bir noktaya gelmesi bu sürecin getirilerinden biridir.
AKP seçimlere doğru gidilen süreçte Kürt hareketinin kitlesel açılımını, HDP’nin geniş kitlelere ulaşmasını engellemek için milliyetçi, kontra, AKP tetikçisi çevreleri hareket geçirecek. Erdoğan’ın açıklaması bunun sinyalidir.
***
Kürt tarafından kimse Erdoğan’ın açıklamalarıyla tedirgin olmadı. Bu AKP’nin sorunu. AKP ne kadar barış sürecinden uzaklaşırsa, ne kadar köstek olursa o kadar kaybedecek. Kürt hareketi bugün tarihinin en güçlü dönemini yaşıyor. DAİŞ gibi küresel bir tehdide karşı direnecek gücü, barış için kitleleri harekete geçirecek kadar dinamik bir yapısı var.
Bu harekete, bu halka Tayyip Erdoğan’da dahil olmak üzere kimse kendi barışını dayatamaz. Bu dayatmalar Kürt halkının barış iradesinden bir şey eksiltmez. Çünkü bu aşamada artık her ihtimalde Kürtler kazanan olacaktır.