"Bu hareket Allahın bize büyük bir lütfu." Tayyip'in 15 Temmuz gecesi yani hükümete karşı bir darbe girişimi yaşanırken daha ayağının tozuyla, havaalanına iner inmez söylediği söz bu. Henüz ne olup bittiği güya bir muamma iken, an itibariyle; darbeci pilotlar jetlerle havada fink atmakta, Meclis bombalanmakta, darbeci tanklar ortalarda dolaşmakta, TRT ve pek çok TV binası işgal edilmiş, komutanlar elleri kelepçeli rehin alınmışken, söylediği söz bu.
Gerçek bir darbeye maruz kalmış bir iktidar temsilcisinin o an itibariyle bu sözü sarf etmesi, mümkün değil. Ama etti. Ve devamında günahlarına günah ekleyerek sürdürdü iktidarını.
OHAL ilanı ardından çıkarılan KHK'ler ile yasaklar hayatı çekilmez hale getirdi. Baskı, tehdit ve işkence tavan yapıverdi. On yıllardır mücadeleyle kazanılmış haklarımız bir anda yalan oluverdi. Yasanın hukukun koltuğuna siyasi iktidarın keyfiyeti kuruldu, hem de bu kez resmen.
Fetö’yle yollarını bıçakla keserek ayıran iktidar yeni güç ittifaklarına yöneldi, dünün vatan haini darbecileri olan Ergenekoncular, Balyozcular baştacı yapılarak ordunun başına konduruluverdi.
Ve evet; Tayyip, görüp görebileceğiniz en kolay şekilde izah ediverdi her şeyi. "Kandırıldık" dedi.
Kandırıldık? 30 yıldır? Ne kanmakmış be birader! Elini eteğini öpmekten dudaklarını eskittiği Fetö kandırmış, PKK kandırmış, ABD kandırmış, AB kandırmış, daha kimlere kandı da ne yaşadı kasetleri çıkınca öğeneceğiz artık.
"Yanılıp da yüz almışım bilemem karam" diye bir şarkı var o geldi aklıma. Tayyip bundan sonra "beraber yürüdük bu yollarda" şarkısından vazgeçip bu şarkıyı söyler herhalde, yalakalarıyla beraber.
15 Temmuz'u beş geçe Hrant Dink davasında yeni tutuklamalar oluverdi. Fetö yaptırmış ya bu cinayeti, fetö gidince sorumluları da bir bir yakalanıyor demek istiyor. Artık kanmıyorum, aydım demek istiyor. Yerseniz.
Hadi Tayyip kandı diyelim. Peki Ergenekon ve Balyoz davalarının "savcısıyım" derken, Roboskî’nin "emrini ben verdim" derken zorla mı söylettiler?
Kürtler bugün halen şehirleri içinde yaşayanlarla beraber yakılır, yıkılır, yok edilirken, katledilirken, bu vahşetin, bu insanlık dışı işkencelerin, zulmün sebebi bu iktidar yani Tayyip değil mi?
15 Temmuz için "Bu bize Allahın bir lütfu" dedirten çokça sebep sayılabilir. Ama gerek içerde gerek dışarıda, gerek siyasi gerek ekonomik alanda başlarını yiyecek çetrefillikte açmazlardan kurtulmak için bir fırsat olarak işe yarayacağı hesabıyla tezgahlanan ya da ortak olunan bir hareket olarak görünmesi de Fetö'nün işi mi?
Öte yandan; Tayyip kendi ağzıyla söyledi Fetö'ye kandığını, yardım ettiğini, kendisinin de olan bitene dahil olduğunu. Suçlarını tek tek itiraf etmeden, gerçek sorumluluk almadan mağdur koltuğunu kimselere kaptırmamayı da başardı ama. Diğer kandırılanlardan hesabı işkenceli sorgularla, mahkemelerle, ağırlaştırılmış ağır hapis cezalarıyla soracak, kendisine gelince işi Allaha havale edecek. Oh ne ala! Ala gerçekten; hele Tayyip için, hele peşinden giden sürüye bunu da Allahın bir lütfu olarak yedirirken.
Ama bu kadar kolay değil bu iş. İşi Allah'a havale etmek istemeyenler de var. Bu yüzden değil mi muhalif aydınları, akademisyenleri, siyasetçileri gözaltına almalar, işlerinden etmeler, ceza vermekle tehdit etmeler. HDP İstanbul İl binasının bu sabaha karşı basılması, darmadağın edilmesi, yöneticilerinin gözaltına alınması bundan değil mi? Gerçekleri haykıracak, AKP''yi ve Tayyip'i de gericiliğini de faşizmini de yerin dibine gönderene kadar durmayacak olanlar var.
Mücadele pek çok kanaldan sürecek illa ki, ama dokunulmazlıklarının arkasından çıkıp siyasi sorumluluklarının yanında cezai sorumluluklarıyla da yüzleşmelerini sağlamak açısından şimdiden söyleyebileceklerimizden biri şu: Tayyip istifa, Hükümet istifa.