
Cizre halkı bir yandan yaralarını sarmaya çalışırken, kendilerine yaşatılan bu zulmün hesabının sorulmasını istiyor. Devlet ise geçmişte olduğu gibi hesap vermek yerine "5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun" ile sadece tazminat ödeyerek gerçekleştirdiği katliamın üstünü örtme peşinde.
Türk devletinin AB süreciyle birlikte imzaladığı Katılım Ortaklığı Belgesi'nde bulunduğu taahhüt doğrultusunda uygulamaya koyduğu kanun şimdi Cizre'de katliamların sorumluluğundan kaçmak için kullanılmak isteniyor.
Cizrelilerin gündeminde yok
Buna karşın yakınları katledilip yaralanan ya da mal ve mülkleri zarar gören Cizre halkının sıkıyönetimin kaldırıldığı günden bugüne bu yönde bir başvurusu olmadı. Talep edilen tek şey, en üstten en alta kadar tüm sorumluların gerçekleştirdikleri bu katliam, saldırılar ve yol açtıkları yıkım için hesap vermesi. Bu yüzden de "Tazminat Kanunu"na başvuru yapılmasına dair bir gündemleri yok.
Elbirliğiyle inşa
Mağdurlar açısından sorumlulardan hesap sorma konusundaki ısrarcı yaklaşımların yanı sıra diğer önemli bir durum ise maddi boyutta yaşanan zararların yine kolektif bir biçimde giderilmeye çalışılması. Kolektif bir yaşam için gösterdikleri irade beyanıyla devletin hedefi olan halk, kendisine yönelen saldırı sonrasında bu tutumundan vazgeçmeyerek, yaşanan yıkım ve ortaya çıkan zararları el birliğiyle giderme çabası içinde.
Suç duyurusu yanıtsız
Cizre'de yol açılan yıkımın hesabını sormak üzere Şırnak Barosu'nun Vali Ali İhsan Su, Kaymakam Ahmet Adanur ile sıkıyönetim boyunca yaşanan hak ihlallerinde sorumluluğu tespit edilecek kolluk kuvvetleri hakkında Cizre Cumhuriyet Savcılığı'na yaptığı suç duyurusuna ise hala yanıt verilmiş değil.
DİHA/ŞIRNAK