YPG ile Ceyş El-Suwar savaşçılarından oluşan Demokratik Suriye Güçleri (QSD), Türkiye’nin topçu ateşine rağmen ilerleyişine devam ediyor. QSD güçleri, stratejik önemde görülen Tel Rıfat ile Mare’nin kontrolünü de ele geçirdi.  

Türk devletinin saldırılarına rağmen ilerleyişine devam eden Kürtler ile müttefikleri, çete örgütlere karşı Halep ve çevresinde önemli hamleler yapıyor. QSD savaşçıları stratejik önemdeki Tel Rıfat’ı (Arpêt) da AKP güdümündeki çetelerden aldı. Böylece El Nusra, Ahrar El Şam ve MİT’in kurduğu Sultan Murat Tugayı’ndan oluşan Türkiye destekli çete örgütler stratejik önemdeki bir mevziyi daha kaybetmiş oldular. “Türkiye istediği kadar saldırsın, El Nusra ve DAİŞ’i yenmeden durmayacağız” diyen QSD güçleri, 24 saat içinde Tel Rıfat ile Ezaz arasındaki yolu kesen Ayn Deqna ve Kefr Nasih ile Kefr Naya köylerini de ele geçirdi. 


QSD denetimini güçlendirdi

Som hamleleriyle Tel Rıfat’ın doğusundaki DAİŞ kontrolü altındaki bölgenin sınırına dayanan YPG ile müttefikleri, Türkiye sınırına kuş uçuşu yaklaşık altı kilometre mesafedeki Ezaz etrafındaki kontrolünü de güçlendirmiş oldu. 

 

QSD Mare’ye girdi

QSD savaşçıları Tel Fırat’ın ardından dün Ezaz’ın güneydoğusunda bulunan DAİŞ‘in kontrolündeki Mare’ye yöneldi. YPG ile müttefikleri Tel Rıfat ile Mare arasındaki Sheikh Isa’yı da alarak hedeflerine doğru kararlı biçimde ilerledi. Dün öğlen saatlerinde ise QSD güçlerinin Ahrar El Şam ve Şam Cephesi’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda çete örgütün bulunduğu Mare’yi ele geçirdiğine dair haberler de geldi. 

Ancak gazetemiz baskıya girdiği saatlerde bu bilgi QSD tarafından henüz doğrulanmamıştı. Eğer bu bilgi doğru ise QSD güçleri şu anda insanlık düşmanı DAİŞ’in elindeki bölgelerin sıfır noktasında bulunuyor.


Erdoğan’ın planları alt üst oldu

Kürtler ile müttefikleri bu hamleleri ile Türkiye’nin bölge halkları aleyhindeki planlarını da bozuyor. QSD savaşçıları, Tel Fırat’ın ardından Mare’yi de de alırsa Türk devletinin DAİŞ ve diğer çete örgütlere koruma sağlamak için bu hatta oluşturmak istediği ‘tampon bölge’ planını da yerle bir etmiş olacak. 

9 Şubat’ta Türk Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan başkanlığında Ankara’da yapılan zirvede Halep ve Azez’e dair kirli planların masaya yatırıldığı ortaya çıkmıştı. AKP Hükümeti’ne yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak gazetesinin köşe yazarı Abdülkadir Selvi’nin 11 Şubat’taki yazısında ifşa ettiği plana göre Rusya’nın desteğindeki rejim ordusu ile YPG’nin Halep’teki ilerleyişinden rahatsız olan Erdoğan ve güdümündeki Türk hükümeti çeteleri ayakta tutmak için Tel Rıfat- Mare arasındaki 20 km’lik hattı işgal etmeyi karara bağladı. Selvi köşesinde bu planı şöyle anlatmıştı: “…İkinci kritik noktayı ise muhalefetin nefes almasını sağlamak için Mare hattının açık tutulması gerekiyor. Mare hattı kesilirse muhalefetin tüm ikmal kanalları kapanmış olacak. Bunun için fiili olarak bir güvenlik hattının çekilmesi gerekiyor.  Artık tampon bölge ya da güvenlik bölge seçeneklerini geçtik, güvenli hat dahi stratejik öneme haiz hale geldi. O nedenle Tel Rıfat- Mare arasındaki 20 km’lik güvenli hat oluşturulmaya çalışıyor.” 


Türkiye işgal derdinde

Halihazırda Türkiye ile müttefikleri Suudi Arabistan ve Katar’ın, Halep ve Ezaz bölgesinde stratejik bölgeleri teker teker yitirerek köşeye sıkışan DAİŞ, El Nusra ve Ahrar El Şam’e yardım için Suriye’yi işgal hayalleri kurduğu da biliniyor. Türkiye’nin DAİŞ’e karşı uluslararası koalisyon nezdinde Suriye’ye kara harekatı yapılması için bastırdığı belirtiliyor. 


Tek başına girmeye cesareti yok!

Reuters’ın dünkü haberine göre gazetecilere Türkiye’nin Suriye’ye yönelik olası adımlarıyla ilgili konuşan bir Türk yetkili, koalisyon üyeleriyle Suriye’de kara harekatı için görüşüldüğünü belirterek, “Suriye’deki savaşı kara harekatı olmadan durdurmak imkansız hale geldi, ABD ve Batı ülkeleri de bu harekatta yer almalı’ dedi. Aynı yetkili, müttefikler arasında anlaşma olmadan Türkiye’nin tek başına kara harekatına girişmeyeceğini de ekledi. Türk yetkili “YPG’nin Azez’de ve Suriye’nin kuzeyinde kontrolünü genişletmesini istemiyoruz” sözleriyle asıl hedeflerinin Kürtlerin Suriye’de statü elde etmesini engellemek olduğunu da yinelemiş oldu.


Rusya: Savaş istiyorlarsa buyursunlar!

Aynı cephede yer alan Rusya, Suriye ve İran ise Türkiye’nin Suriye’ye girmesi halinde durumun daha da kötüleşeceği uyarısında bulunuyor. Hatta Rusya Başbakanı Dimitri Medyedev, “Kara operasyonu uzun süreli savaşa dönüşür. Hatta Üçüncü Dünya Savaşı dahi çıkabilir” diyerek Türkiye ile müttefiklerine “bunu istiyorlarsa buyursunlar” mesajı vermişti. 


Türkiye yenilginin acısıyla saldırıyor

YPG ile müttefiklerinin ilerlemesinden rahatsız olan Türk devleti ise tehditlerini son günlerde saldırıya dönüştürdü. 11 Şubat’ta El Nusra’nın Minag askeri üssünden çıkarılmasından bu yana Türk devleti, sınırdan tank ve topçu ateşiyle QSD güçlerinin denetimdeki bölgeleri yoğun biçimde bombalıyor. 


AKP çılgına döndü

Cumartesi gününden beri devam eden bombardıman, stratejik öneme sahip Tel Rıfat’ın çetelerden alınmasıyla daha da şiddetli hale geldi. Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ‘YPG Fırat’ın batısına, Afrin’in doğusuna geçemeyecek’ tehditlerinden hemen sonra Tel Rıfat’ın özgürleştirilmesi AKP’yi çılgına çevirdi. 


Tel Rıfat obüslerle vuruldu

AKP’nin emriyle Türk işgal güçleri hem Tel Rıfat’ı hem de Halep, Ezaz ve Efrîn’de bulunan QSD ile Kürtlerin denetimindeki bölgeleri bombalamaya devam ediyor. Türk devletinin saldırılarında, onu aşkın obüsün Efrîn’e bağlı Qîbarê ve Stêr köyüne düştü. Saldırıda birçok evin zarar gördüğü öğrenildi. Can kaybı olup olmadığı konusunda ise gazetemiz baskıya girdiği saatlere kadar herhangi bir bilgi mevcut değildi.  Türk askerleri YPG’nin kontrolünde bulunan Girê Spî’ye de ağır silahlarla saldırdı. 


TSK tanklarını Kobanê’ye çevirdi

Türk ordusu ayrıca dün YPG’nin konrolündeki Kobanê’nin tam karşısına da tank ve toplarını yerleştirdi. TSK dün akşam saatlerine kadar 4 tank yerleştirildiği sınır bölgesine hendek de kazmaya başladı. 


Çeteleri Şêxmeqsûd’a saldırdı

Türk devletiyle eş zamanlı olarak Kürt bölgelerine saldıran çete örgütler ise sivilleri hedefliyor. El Nusra ve Ahrar El Şam’ın çetelerinin toplarla saldırdığı Halep’in Şêxmeqsûd mahallesinde en az 3 sivil yaralandı. 


Rusya’nın yanıtı ağır oldu

Türkiye’nin bombardımanlarına karşı misillemede bulunan Rusya da Halep ve Ezaz bölgesindeki çeteleri havadan vurmaya devam ediyor. “Suriye’de ateşkes olsa da Halep’te bombardımanlara devam edeceğiz” diyen Rusya’nın savaş uçakları Ezaz ve Tel Rıfat’daki El Nusra ve Ahrar El Şam’a ait mevzileri yoğun bir şekilde bombaladı. Çetelerin bombardımanda ağır darbe alması QSD’nin işini de kolaylaştırdı.


Davutoğlu çığrından çıktı

Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu ise güdümündeki çetelerin bombardımanlarda ağır darbe almasına ve QSD’nin ilerlemesine çok içerlemiş olacak ki dün AKP Grup Toplantısı’nda yaptığı açıklamada ‘Bu bombardımanları alçak, hain, barbar Rus uçakları yaptı’ diyerek kendini komik duruma düşürmekten alıkoyamadı. Davutoğlu, Suriye halklarının yaşam güvencesi olan YPG’yi ise ‘Rusya’nın kuklası ve paralı askeri’ ilan etme gafletine düştü. Suriye’de tüm planları suya düşmesine ve QSD güçlerinin büyük ilerleme kaydetmesi gerçeğine karşın “derin hayaller” içinde olan Davutoğlu, operasyonlarının YPG’nin Ezaz’daki ilerleyişini durdurduğunu savunarak, ‘Azez’e yaklaşırlarsa bizden müdahaleyi göreceklerdir’ tehdidini savurdu. 


Çeteler kaybediyor

Ancak AKP ile Erdoğan’ın aksi yöndeki tüm çabalarına rağmen Kürtler ile müttefikleri bölgede önemli askeri başarılar elde ediyor. Çoğunluğunu Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) oluşturduğu QSD’nin içinde Kürtler, Araplar, Süryaniler de var. 

Halep’e bağlı Ezaz’da stratejik bir hamle yapan QSD güçleri, Tel Fırat ve Mare’den öncesi ise 11 Şubat’ta Minag (Menag) üssü ile çevresindeki köyleri alarak çetelerin ikmal yollarını da kesmişti. Bu hamle ile El Nusra, Ahrar El Şam ve MİT’in Sultan Murat Tugayı’ndan oluşan Türkiye destekli radikal dinci çete örgütler Halep bölgesinde kontrol ettikleri son askeri üssü de kaybetmişti. 


 HABER MERKEZİ




Rusya BMGK’yi devreye soktu


Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dün Rusya’nın talebiyle Türkiye’nin Suriye’deki hedeflere top ateşi açmasını görüştü.

Rusya, Türkiye’nin Suriye topraklarını ağır silahlarla bombalamasını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıdı. Üst düzey bir Rus BM yetkilisi konu hakkında dün Güvenlik Konseyi’ne bilgi verdi. Kapalı oturumda Türk devletinin Halep, Ezaz ve Efrîn’de YPG ile müttefiklerinin mevzilerine ve sivil halka tank ve obüslerle saldırması eleştirildi.  Türkiye’nin obüs ateşlerine karşı harekete geçen Rusya Dışişleri Bakanlığı Suriye’nin kuzeyindeki birçok yerleşim biriminin Türkiye tarafından vurulduğunu, çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını, altyapı tesislerinin ve evlerin yıkıldığını açıklamıştı. 

Rusya’nın yanısıra ABD, Fransa ve Almanya ile Avrupa Birliği de Türkiye’ye saldırıları sonlandırma çağrısı yapmıştı. 


 NEW YORK




Türkiye El Nusra’ya cephane verdi


Türk devletinin, 13 Şubat’ta Bab El Selam Sınır Kapısı’nda gizlice geçirdiği 4 kamyon cephaneyi El Nusra çetelerine teslim ettiği belgelendi. ANHA'ya konuşan bir gümrük memuru cephaneler üzerinde Türkiye Makine Kimya Enstitüsü’nün “MKE11D201-016" sayılı mührünün olduğunu açıkladı. Memur ayrıca cephaneleri gösteren fotoğrafları da ajansa verdi. 


 HABER MERKEZİ