Bazılarınız duymuştur. 7 Ocak’ta Ilısu Barajı Projesi’nin yürütmesi mahkeme kararıyla durduruldu! Kim beklerdi bunu? Ilısu Projesi TC’nin uygulanan en büyük baraj projesi olduğu, büyük ekonomik ve siyasi öneme sahip olduğu ve 15 yıldır buna karşı tepki geliştiğini göz önünde tutarsak, bu karara tarihi bir karar diyebiliriz. Ilısu Projesi’ne karşı 1999 yılından beri bir çok dava açıldı, ancak hiç biri projeyi geçiçi de olsa durduramadı.
Karara bakalım. TMMOB Mimarlar ve Peyzaj Mimarları Odaları’nın açtığı dava sonucu Danıştay 14. Dairesi 7 Ocak’ta Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santralı Projesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı aldı. Danıştayın gerekçesi, Çevre Kanunu ve ÇED yönetmeliğine uygunluk görülmemesi ve daha somut ifadeyle Ilısu Projesi’nin Çevre Etki Değerlendirmesinden (ÇED) muaf tutularak inşa edilmesi.
Ilısu Projesi, 1993’te yürürlüğe giren ÇED yönetmeliğinden önce yatırım programına alındığı gerekçesiyle ÇED’den muaf tutularak inşa edilmeye başlanmıştı (bu yüzlerce baraj ve başka yatırım/altyapı projesi için geçerlidir). 2011’de Çevre Mühendisleri Odası’nın ÇED Yönetmeliğinin muafiyetleri düzenleyen geçici 3. Maddesi ile ilgili itirazı Danıştay tarafından kabul edilmişti. Ilısu Projesi, Dicle Vadisi’nin önemli bir kısmında büyük sosyal, kültürel ve ekolojik yıkıma neden olacağından dolayı ÇED yönetmeliğine uygun olarak inşa edilemeyeceğinin farkında olan Çevre ve Orman Bakanlığı ve Başbakanlık, Ilısu Projesi’ni tüm faaliyetleriyle (yol ve nakil hatlar dahil) ÇED’ten muaf tutan genelgeler çıkardılar. Bunun üzerine, TMMOB Mimarlar Odası ve Peyzaj Mimarları Odası 2012 yılın Mayıs ayında yeni bir dava açarak bu genelgenin iptal edilmesi ve öncelikle yürütmeyi durdurma kararı alınmasını talep etti. Böylece Ilısu Projesi’nin yürütmenin durdurulması kararı aldı.
Ilısu Projesi’ne ÇED uygulanması, projeyi en az birbuçuk yıl durdurması anlamına gelmektedir. Sonra aşılması mümkün olmayan nedenlerden dolayı projenin ÇED’ten geçip geçmeyeceği de belli değil. Her halükarda bizim açımızdan epez bir zaman kazanılacak.
Ancak bu karar sonucu Ilısu Barajı inşaatı yavaşlasa da durmadı. DSİ’nin yaptığı açıklama da kararı küçük görüp hiçe saymasıdır: “Danıştay’ın bu kararı herhangi bir şekilde inşaat faaliyetlerinin devam etmesine engel teşkil edecek nitelik taşımamakta, yalnızca ÇED yönetmeliği çerçevesinde yürütülmesi anlamına gelmektedir.“
İnşaatın tamamen durması biraz şaşırırdı doğrusu, hele konu böyle stratejik baraj olunca. Son yıllarda benzeri projeler için mahkemelerce çok sayıda yürütmeyi durdurma kararları alınmış olmasına rağmen, inşaatler çoğu zaman devam ettiler. Fakat halkın baskısı sonucu bazı projeler gerçekten sonradan durdurulabilindi. Bu durumu davacı odalar, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi ve başka sivil kuruluşlar açıklamalarla protesto ettiler elbette. Ancak bu yetmez, hukuki ve siysi mücadele daha yayılıp sürekli ve yoğun hale gelmesi lazım.
Bu karar bize öncelikle hak ve adalet için mücadelelerin kapsamlı düşünmesi ve uzun soluklu olmasını öğretmektedir. Bir kampanya başlatılınca, tüm boyutları ele almak ve hangisine ne kadar ağırlık verilmesi gerektiğini iyi tartmak ve bu boyutlar birbirini nasıl destekleyebileceğini de düşünmek lazım. Bununla birlikte mücadelede ısrarlı ve sabırlı olmak da önemlidir. Karşındaki güç senden genelde daha zengin olup çok sayıda insanı kendisi için çalıştırmakta ve senin performansını iyi izlemektedir. Sen ne kadar uzun dayanırsan ve belli aralıklarla yeni hamleler gerçekleştirebilirsen o kadar başarı ihtimalin artar. Ilısu Projesi’ne karşı mücadelede ek bir avantaj, çok sayıda kuruluşun aktif olması ve projenin çok boyutlu tartışmalı olmasıdır.
Gelecek yazıda Dersim’de durdurulan Bozkaya barajı ve iptal edilen Pülümür barajını ele alacağız.
TC’de bile barajlar iptal edilebilir...
Son haftalarda iki büyük barajın durdurulduğu ve hatta birinin iptal edildiği için suyun özelleştirilmesiyle ilgili yazılara ara veriyoruz.