Gazeteci Hediye Levent,  Türkiye’nin sadece İdlib değil, bir bütün olarak Suriye politikasının çıkmazda olduğunu söyledi. Levent,  Suriye’de Türkiye’ye yönelik protestoların artabileceğini belirtti.

Suriye ve Rusya’nın Türk devletinin himayesindeki çetelerden Xan Şeyxun (Han Şeyhun) kentini alması, Morek’teki Türk askeri gözlem noktasının Suriye rejim güçlerinin ablukasında kalması, Türk Cumhurbaşkanı Recep T.Erdoğan’ın apar topar Moskova yolculuğu ve geçen Cuma günü de İdliblilerin ‘Hain Türkiye’ sloganlarıyla Hatay’daki sınır kapısına yürümesi, Türkiye’nin İdlib’de tam bir çıkmazda olduğunu gösteren işaretler.

Türkiye’nin İdlib’de çıkmazda olduğunu belirten sadece Suriye’deki gelişmeleri başından beri izleyen Hediye Levent gibi gibi gazeteciler değil,  bizzat Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan da  açıklamalarıyla bir nevi itirafta bulunuyor.  Geçen hafta bir açıklamasında “İdlib’de işler iyi gitmiyor” derken, önceki gün de Çekya Başbakanı Andrej Babis ile ortak basın açıklamasında “Artık İdlib yavaş yavaş yok oluyor” ifadesini kullandı ve gelecek mülteciler için Kürtlerin bulunduğu alanları işgal süretiyle bir ‘güvenli bölge’den bahsetti.

Sadece İdlib değil Suriye politikası çıkmazda

Mezopotamya Ajansı’ndan Ferhat Çelik’e konuşan gazeteci Hediye Levent, Türkiye’nin İdlib dahil bütün Suriye politikasının bir çıkmaza girdiğini söyledi.

Başta Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) ve diğer çete gruplarının işgalindeki İdlib’de uzun süredir çatışmaların yaşandığını ifade eden Levent ancak son zamanlarda çatışmaların yoğunlaştığını hatırlattı. Hem Rusya’nın hem de Şam’ın İdlib’deki durumun askeri yolla değil, siyasi çözümden yana oldukları için şimdiye kadar operasyonlarını artırmadıklarını dile getiren Levent, “Özellikle Rusya, İdlib konusunda siyasi ve diplomatik süreçlere ağırlık veriyordu. Çünkü Rusya ile Türkiye arasında bazı konularda işbirliği var. Bu çerçevede Rusya, Türkiye’ye şimdiye kadar İdlib’de daha esnek davrandı. Peki, İdlib’de çatışmalar neden yoğunlaştı diye sorulabilir. Bunun en önemli nedeni Türkiye ve ABD arasında Suriye’nin Kuzeyinde oluşturmak istediği ‘güvenli bölge’ye ilişkindir. Bu hem Rusya’yı hem de Şam’ı çok rahatsız etti. Çünkü Rusya, ABD’nin Suriye’deki varlığından zaten rahatsız. Kalıcı olmasından ise tamamen rahatsız” diye belitti.

 Türkiye’nin çıkmama ihtimali var

Şam’ın Suriye’nin kuzeyi ile ilgili sorunu Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde çözmek istediğini dile getiren Levent, şöyle devam etti: “Oluşturulmak istenen ‘güvenli bölge’ hem Şam’a hem de Rusya’ya rahatsızlık veriyor. Çünkü oluşturulacak ‘güvenli bölge’den Türkiye’nin çıkmama ihtimali var. Hem Şam hem de Rusya buna yönelik tepkilerini İdlib üzerinden gösterdi. 2 seneden fazladır devam eden askeri operasyon birden bire hızlandı. Hatta Türkiye’nin bir gözlem noktasını da içine alacak şekilde Suriye ordusu kontrol ettiği bölgeleri genişletti. Bu gelişmeler üzerine Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan Rusya’ya gitti. Şimdilik gerginlik nispeten yatışmış gibi görünüyor. Ancak önümüzdeki günlerde İdlib’e yönelik bir askeri operasyonun yoğunlaşarak devam edebilir.”

Türkiye İdlib’de Rusya’ya bağımlı

Türkiye’nin İdlib’de oluşturduğu 12 ‘askeri gözlem noktası’nın Rusya’nın inisiyatifiyle gerçekleştiğini belirten Levent, Türkiye İdlib’de tamamen Rusya’ya bağımlı hale geldiğine dikkat çekti. Türkiye’nin İdlib’de büyük bir çıkmaz içerisinde olduğunu ifade eden Levent, “Türkiye orada varlığını koruyabilmek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bu açıdan bütün fırsatları, hem Rusya hem de ABD açısından değerlendirmeye çalışıyor. Ama sahadaki gerçeklere bakacak olursak en azından Suriye ordusunun denetimi altına geçen bir gözlem noktası (Morek’teki 9.gözlem noktası) var. Şimdilik bunun korunmasını da Rusya üslendi. Operasyon yoğun ya da yoğunluğu düşse bile devam edecek ve önümüzdeki günlerde ya da haftalarda Türkiye’nin en az iki gözlem noktası daha Suriye ordusu kontrolüne geçecek. Bu açıdan değerlendirecek olursak Türkiye’nin İdlib’de manevra alanı tamamen Rusya’ya bağımlı. Burada operasyonlar neden bir anda hızlandırılıp bitirilmiyor diye sorulabilir. Burada da Türkiye ile Rusya arasında farklı dosyalar da söz konusu. Türkiye bir NATO ülkesi ve Rusya’nın da NATO üyesi olan bir dosta ihtiyacı var. Çünkü Rusya’nın da Kırım’dan Ukrayna’ya kadar birçok meselesi var. Bu açıdan Rusya’nın hassasiyetlerini gözetip, nispeten elini rahatlatarak hareket etmeye çalışıyor” şeklinde düşüncelerini dile getirdi.

Protestolar artar

İdlib’deki bazı grupların Hatay-Suriye sınırındaki Cilvegözü Sınır Kapısı’nda düzenledikleri Türkiye karşıtı protestoları da değerlendiren Levent, bunun beklenen bir durum olduğunu ifade etti.

İdlib’e yönelik operasyonların devam etmesi halinde bu protestoların daha da şiddetleneceğini söyleyen Levent, “Çünkü İdlib’deki silahlı gruplar Suriye ordusunun güneyden Kuzeye doğru yani Hama ve Lazkiye kırsalından Türkiye sınırına doğru ilerledikçe buradaki cihatçı gruplar daha da sıkışacaklar. Türkiye’nin oradaki cihatçılara ne olup ne olmayacağına ilişkin bir çözüm bulması gerekiyor. Bu kolay değil, hatta imkansıza yakın. Bu noktada oradaki silahlı grupların ve sivillerin Türkiye’den beklentilerin çok yüksek. Onların alanları daraldıkça Türkiye’ye daha fazla baskı yapmak isteyecekler. Bu beklenmeyen görüntüler değildi ve son da olmayacak” dedi.

   

Saldırının nedeni Moskova ziyareti olabilir

ABD’nin hafta sonu İdlib’de Hurras El Din çetelerine dönük saldırısıyla ilgili Levent şunları dile getirdi: “ABD’nin neden böyle bir şey yaptığını bilmiyorum. Buna ilişkin sadece tahmin yürütebilirim. ABD ile Türkiye ilişkileri uzun süredir iyi değildi. Ancak güvenli bölge çalışmaları üzerinden nispeten de olsa yakınlaşmış gibi oldular. Ama hemen ardından Erdoğan Moskova’ya gitti. Belki ABD buna tepki olarak, ‘Sahada ben de varım’ diye İdlib’i vurmuş olabilir. İkinci bir şey daha var. Şimdi oradaki silahlı gruplar gerçekten çok sıkıştığı için kendilerine alan açmak isteyebilirler. Halep ve Hama kırsalına sarkmak için hamlelerde bulunabilirler. Belki de ABD müttefik ilişkisi yürüttüğü Kürtlere yönelik olası bir saldırıyı önlemek için bunu yapmış olabilir. Ama ben bunu daha çok hem Rusya’ya hem de Türkiye’ye mesaj vermek için yaptığını düşünüyorum.”

Türkiye’nin şu anki politikasının, 2011’deki duruma göre olduğunu ancak Esad rejiminin düşmediği ve Suriye ordusunun da varlığını koruduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin Suriye politikasının bir revizyona ihtiyacı olduğunu söyledi.

 

HABER MERKEZİ