DAİŞ saldırıları Avrupa ülkelerinde rutin bir hal aldı. Neredeyse haftada bir her hangi bir Avrupa ülkesinde gerçekleşen DAİŞ saldırısı basın-yayın organlarına geçen ve günlerce üzerine tartışmaların/ yorumların yapıldığı bir haber olarak geçmektedir. Öyle anlaşılıyor ki, bundan sonra da büyük bir olasılık olarak, DAİŞ saldırılarına ara vermeden devam edecek.
Ancak DAİŞ saldırılarının şöyle bir özelliği de dikkat çekmektedir. Her ne hikmetse bu saldırılardan daha çok zarar gören halk olmaktadır. Ölen ve yaralananlar, psikolojik olarak travma yaşayanlar genellikle sokaktaki, yada her hangi bir etkinliğine katılan sıradan insanlardır. Bunalar dışından ne bir devlet kurumuna nede devlet güçlerine doğrudan bir saldırı söz konusu olmamaktadır. Zaten DAİŞ’in asıl olarak hedefleri arasında bu şekilde, devlet güçleri değil, savunmasız insanlar/topluluklar bulunmaktadır.
DAİŞ sadece Avrupa ülkelerinde değil, daha değişik coğrafyalarda gerçekleştirdiği saldırılarda da benzeri bir şekilde hareket etmektedir. Oralarda da sivil, savunmasız insanları/toplulukları hedef almaktadır. Kürdistan, Türkiye, Mısır vb. ülkelerdeki saldırılarda dikkat çeken hep bu yön olmuştur. Hep gösteri yapan, ibadet eden, topluluk halinde bulunan topluluklara saldırmışlardır. Özelliklede iktidar, devlet güçleri ile karşı karşıya gelmekten ısrarlı bir şekilde kaçınmışlardır. Gerçekleştirdiği saldırılarda bazen devlet görevlileri vb. ölmüş veya yaralanmış olsa da, onlarda bir tesadüf olarak yaşanmışlardır.
Avrupa ülkelerine mensup olup ta, farklı ülkelerde DAİŞ’in hedefi haline gelmiş olanlar içinde benzeri bir değerlendirmede bulunmak mümkündür. Buralarda da sokakta bulunan turist olarak değerlendirilebilecek olan insanlar hedef alınmıştır. Türkiye’de DAİŞ’in saldırıların katledilen Alman, İsrail vb. uyruklu kişilerin durumu böyledir. Onun içindir ki, DAİŞ’ in daha da gerçekleştirme olasılığı olan saldırılarda sivil insanlar/topluklar bundan sonra da hedef olmaya ve zarar görmeye devam edeceklerdir.
Tabii bu saldırılardan sorumlu olan DAİŞ ve onun iplerini elinde bulunduran TC devletidir. Ancak DAİŞ saldırılardan sadece bunları sorumlu tutmakta eksik kalacaktır. İzlemiş oldukları politikalar ile Avrupa devletleri de bu saldırılardan sorumludur. Bu sorumluluk sadece güvenlik tedbirlerinin alınmasında yaşanan sorunlarla da sınırlı değildir. DAİŞ’e, TC devletine fırsat ve güç vermelerinin yine onlara karşı tavizkar davranmalarının da bu tür saldırıların yaşanmasında önemli bir rolü vardır.
Dikkat edilirse, DAİŞ saldırılarının ardından Avrupa devleri sadece açıklamada bulunmaktadırlar. Bununla birlikte bazen bu saldırıları dramatize eden yaklaşımlara ve DAİŞ’in Suriye’deki, Irak’taki mevzilerine yönelik uçak saldırılarına da tanık olunmaktadır. Fakat bunların hiçbiri de DAİŞ tarafından gerçekleştirilen saldırıların önüne geçmemektedir. Aksine bir çaresizlik olarak algılanmaktadır. Sadece bununla da sınırlı kalmamaktadır. DAİŞ’in her saldırısının ardından TC devletinin Avrupa devletlerinden istediği tavizleri koparıyor olması, onları daha fazla taviz koparmak için saldırıya geçmek için cesaretlendirmektedir.
Avrupa devletlerinin, onlara hakim olan egemen güçlerin, DAİŞ bu ülkelerde gerçekleştirdiği saldırılarda konumlarını sarsan/tehdit eden fazla bir yönü olmayabilir. Ya da bu güçler DAİŞ ve onun ipini elinde tutan TC devletini kendileri için bir tehlike olarak görmeyebilirler ya da DAİŞ’in saldırılarında sivil insanların ölmesini, yaralanmasını kendi çıkarlarına görebilirler. Geçmişte yaşanan savaşlarda, saldırılarda olduğu gibi bir yaklaşımında sahibi olabilirler. Fakat bu saldırılardan doğrudan zarar gören sokaktaki insan ve topluluklar olmaktadır.
Onun içindir ki, Avrupa ülkelerinde veya başka coğrafyalarda gerçekleşen DAİŞ saldırılarına karşı koyacak ve ona cevap verecek olan da sokaktaki insanlardan/topluklardan başkası olmayacaktır. Bu da sokaktaki insanların/toplulukları kendi kendilerini savunması ile olanaklı bir hale gelecektir. Bunun dışında da DAİŞ saldırıları karşısında sivil/savunmasız insanların kendilerini korumaları da mümkün değildir. DAİŞ’in saldırırken, o an devlet görevlilerinin, polislerinin içerisine girdikleri tavır ya da o an orada bulunmuyor olmaları da bunu gerekli kılmaktadır.
Eğer sivil/savunmasız insanlar/topluklar kendi kendilerini savunmaya, korumaya başlarsa, o zaman belki o ülkelerdeki devletleri de DAİŞ’e ve onu ipini elinde tutan TC devletine karşı harekete geçirmek bir olasılık haline getirilebilir. Yine Avrupa devletlerinin DAİŞ tehditleri ve saldırıları karşısında geri adım atarak, TC devletine verilen taviz üstüne tavizlerin önüne geçilebilir.