
Ayrıca birçok kurum da basın açıklaması yaparak, yaşanan saldırı ve devletin adalet sistemini kınadı.
Amed'in Licê ilçesinde faaliyet yürüten Nujiyan Kadın Merkezi çalışanları, ilçede yaşayan kadın öğretmene yönelik tecavüz girişimi ve Çewlîk'de E.A. isimli çocuğa 8 askerin cinsel istismar ve tecavüzde bulunması olaylarına ilişkin basın açıklaması yaptı. BDP'lilerin yanısıra çok sayıda yurttaşın destek verdiği açıklamada, son dönemlerde kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzlerin arttığına dikkat çekilerek, Çewlîk'deki hukuk skandalının vebalinin de hükümette olduğunu söyledi.
Vicdan Sahibi Olan İnsanlar
E.A. isimli çocuğa 8 askerin cinsel istismarda bulunmasını protesto edenlerden biri de Vicdan Sahibi Olan İnsanlar adlı grup oldu. Kendilerine 'Vicdan sahibi olan insanlar' adını veren grup, olayı protesto etmek amacıyla Amed'de basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada son dönemlerde taciz ve tecavüz vakalarının artmasının nedeni, devletin bu olaylar karşısındaki tutumuna bağlanarak, "Özgürlük ve adalet için slogan atan mahsum çocukları kısa bir süre içerisinde bulup onlarca yıl ceza yağdıran devlet, aynı hassasiyet ve duyarlılığı neden taciz ve tecavüz vakalarında göstermiyor. Dost düşman herkes bilmelidir ki; bizler bu olayların takipçisi olacak ve mazlum kardeşlerimizin yanında yer alacağız" denildi.
Avukatlar E.A. için durdu!
Diyarbakır Barosu'na bağlı avukatlar da, E.A. isimli çocuğa yapılan saldırıyı 10 dakikalık 'duran insan' eylemi ile protesto etti.
Diyarbakır Adliyesi önünde yapılan eylemde, 'Tecavüzcüyü korumak tecavüze ortak olmaktır', 'Leşker tecaviz kir dadgeh parast' ile birçok mor renkli dövizler taşındı. Eylemden sonra avukatlar, tecavüz vakalarına ilişkin Diyarbakır Barosu'nun yaptığı açıklamaların devlet nezdinde ciddiye alınmadığını, bu nedenle basın açıklaması yapmayacaklarını söyleyerek eylemlerini sonlandırdı.
Meclis araştırması yapılsın
Olaya ilişkin açıklama yapan Diyarbakır Bingöllüler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Koç da, davanın takipçisi olacaklarını ifade ederek, meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirtti. Koç, "Bu coğrafyada yaşayan kadınlar gözaltında tecavüze ve işkenceye uğramanın, 'namus' cinayetlerinin kurbanı olmanın ve şiddettin kurbanı olmanın her daim bedelini ödemek zorunda kalmışlardır. Çocuklara, aralarında asker, korucu, devlet memuru veya amirler tarafından tecavüz veya cinsel taciz uygulanmasına rağmen hak edilen cezaya çarptırılmayan çok sayıda olay mevcuttur. Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde 17 yaşındaki Z.M, Maraş'ta 12 yaşındaki G.K., Mardin'de 13 yaşındaki N.Ç., Siirt'te yurtta kalan çok sayıdaki çocuk, Pozantı ve Şakran Cezaevi'ndeki tutuklu çocuklar ve daha niceleri bunlara örnektir."
'Davanın takipçisi olacağız'
Çewlîk'deki 16 yaşındaki çocuğun da defalarca kez cinsel istismara maruz kaldığını sözlerine ekleyen Koç, "İnsanlık vahşetine tanık olduk. Bu coğrafyada ilk olmayan bu vahşetin boyutunun daha da vahimi küçük bir kız çocuğunun militarist ve adalet mekanizması tarafından bir kez daha mağdur edilmiş olmasıdır" ifadelerine yer verdi.
Olayın faili olduğu iddia edilen kişilerin serbest bırakılmasına tepki gösteren Koç, "Yüzlerce çocuklarımıza taş attılar ve slogan attılar diye onları cezaevine mahkum edip on yılın üzerinde cezaları reva görenler ile E.A.'ya tecavüz eden failleri özgür bırakanlar aynı zihniyetin ürünü değiller mi?" diye sordu. Kamuoyunu konuya duyarlı olamaya çağıran Koç, yaşanan olayın takipçisi olacaklarını söyledi.
Kadınlar 'gürültü eylemi' yapacak
Diyarbakır Kadın Platformu da yaptığı basın toplantısı ile, 'Tecavüz kültürüne dur demek için' 24 Haziran'da gürültü eylemi yapacaklarını duyurdu. BDP'lerin yanısıra, DÖKH aktivistleri, KESK, ESP, Hebun LGBT, BDP Kadın Meclisi, BES, Yerel Gündem 21, İHD, MAZLUM-DER, Barış Anneleri İnisiyatifi ve Keskesor LGBT üyelerinin destek verdiği açıklamada, asker, erkek, tecavüz, hukuksuzluk kavramlarının cinsiyetçiliğin, milliyetçiliğin ve militarizmin ittifakıyla kadın bedenini işgal etmeye devam ettiği belirtilerek, "Tecavüz eden erkektir, tecavüze uğrayan kadın; tecavüz eden askerdir, tecavüze uğrayan Kürt. Tecavüz edilmek istenen sadece bir beden değil; bir halkın kültürüdür, direnişidir" denildi. Açıklamada ayrıca, sivil toplum örgütleri olarak erkek egemen sisteme karşı mücadele edeceklerini dile getiren kadınlar 24 Haziran'dan itibaren süresiz akşam saat 20.00'dan, 20.30'a kadar ışık söndürme, tava, tencere ve düdük çalarak olayı her gün protesto edeceklerini ifade edilerek, tüm Amed halkına eyleme katılma çağrısı yapıldı.
KESK: Sessiz kalmayacağız
KESK Danışma Meclisi kadın üyeleri de, Çewlîk'de E.A. adındaki çocuğa cinsel istismarda bulunan uzman çavuşlar hakkında mahkemenin verdiği serbest bırakma kararına sessiz kalmayacaklarını belirtti.
Konuya ilişkin yapılan açıklamaya, KESK'lilerin yanısıra, SES, Eğitim Sen, BES üyesi çok sayıda kadın katıldı. 'Tecavüz insanlık suçudur sessiz kalmayacağız' pankartı açan kadınlar sık sık 'Tecavüzcü devlet hesap verecek', 'Yaşasın kadın dayanışması', 'Jin jiyan azadi' sloganları attı. "Hepimizin hafızasında hala canlılığını koruyan ve tüm toplumun vicdanını derinden yaralayan N.Ç. davasında 13 yaşındaki bir çocuğun 'tecavüze rızası olduğunu' söyleyen de yine aynı erkek yargı değil miydi? diyen kadınlar, mahkemeler farklı olsa da zihniyetin aynı olduğunun bu dava ile bir kez daha ortaya çıktığını kaydetti.
Binlerce kadına tecavüz edildi
Özellikle savaşın tırmandığı 90'lı yıllarda yüzlerce ya da binlerce kadının gözaltı ya da kaçırılarak tecavüz edildiğinin aktarıldığı KESK açıklamasında, "Yaklaşık 30 yıldır savaşın en ağır bedellerini ödeyen biz kadınlar, savaş ve militarizmin toplumsal yapıda zaten yerleşik olan egemen erkekliği daha da palazlandırdığını, eril şiddetin çatışma alanlarıyla sınırlı kalmayarak ülkede yaşayan tüm kadınları hedef aldığını hep söyledik. Tam da bu nedenle savaşın karşında olduk barış için mücadele ettik" ifadelerine yer verilerek herkese duyarlılık çağrısı yapıldı.
Avukatın açıklaması
E.A. soruşturmasıyla ilgili kamuoyunda oluşan tepkilerden sonra basın açıklaması yapan E.A'nın avukatı Canan Çakabay, şüphelilerin tekrar tutuklanması ve dosyadaki gizlilik kararının kaldırılmasına ilişkin Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulunduğunu söyledi. Olaydan sonra kamuoyunda bilgi kirliliğine meal vermemek için açıklama yaptığını belirten Çakabay, "11 Mayıs 2013 tarihinde mağdurenin ailesi kızlarının bir uzman çavuşun evinde olduğuna dair kolluk kuvvetlerine şikayette bulundu. Kolluk kuvvetleri tarafından ailenin ve mağdurenin ifadesi alındıktan sonra olayda ismi geçen 8 şüpheli savcılık makamınca gözaltına alındı. Bunlardan 4'ü savcılık makamınca tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Türk Ceza Mahkemesi tutuklama kararı verdi. Fakat daha sonraki tarihlerde şüpheliler tarafından nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne itiraz etmesi sonucu şüpheliler tahliye edildi" dedi.
'Koruma talebinde bulunmadık'
Mağdurenin şuan itibariyle ailesinin yanında bulunduğunu ve ailenin kızlarına destek verdiğini belirten Çakabay, şunları söyledi: "Koruma talebiyle ilgili bir başvuruda bulunmadık. Biz mağdurenin psikolojik tedavi görmesi için koruma talebinde bulunduk. Mağdure şuan ailesiyle birlikte kalıyor. Ailenin çok ciddi bir desteği söz konusu." Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından görevlendirilen hukuk müşavirleri ve uzmanların mağdurenin ailesiyle görüştüğünü ve gerekli işlemlerin hızlandırıldığını belirten Çakabay, uzman çavuşların, yeterli delillerin toplanmadığı ve şüphelilerin kamu görevlisi olduğundan dolayı kaçma ihtimallerinin bulunmadığından dolayı serbest bırakıldığını söyledi.
BDP'li heyet gitti
Öte yandan BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ve beraberindeki heyet, E.A adlı çocuğa askerler tarafından cinsel istismarda bulunmasına ilişkin çeşitli temaslarda bulunmak üzere Çewlîk'e gitti. Aralarında BDP Amed İl Eşbaşkanı Zübeyde Zümrüt ve ilçe yöneticileri, BDP Amed Milletvekilli Nursel Aydoğan'ın da bulunduğu BDP'li heyet çeşitli temaslarda bulunduktan sonra, akşam saatlerinde gerçekleştirilecek protesto yürüyüşüne katılacak. Haberimiz yayına hazırlandığı saatlerde yürüyüş hazırlıkları devam ediyordu.
DİHA/HABER MERKEZİ
KJB ve YJA'dan Çewlîk açıklaması
Kürt Kadın Hareketi KJB, Rojava'daki savaş, Afrin’deki saldırılar ve ambargo dönük yayınladığı yazılı açıklamada, Çewlîk'de yaşanan tecavüz olayını da değerlendirdi. Çewlîk'de tecavüzcü sanık askerlerin serbest bırakılmasını 'Devlet ve AKP’nin kadın kırım politikasının somut örneği' olarak nitelendiren KJB, Kürt kadınları ve Kürt halkını da tepkilerini daha güçlü ortaya koymaya çağırdı. Açıklamada şöyle denildi: "Kürdistan’da soykırım çok yönlü bir biçimde uygulanmaktadır. Toplumda en savunmasız durumda olan çocuklara dönük uygulamalar soykırımın en vahşi yüzü olmaktadır. Kadınlara, çocuklara yönelik taciz ve tecavüz, teslim almanın, düşürmenin aracı haline getirilmiştir. Bu ahlaksız saldırılar esasta özgürlük mücadelesine, özgür kadın ve özgür Kürt kimliğine yönelik yapılan saldırılardır. Başta N.Ç davası, YİBOLAR, cezaevlerindeki taciz ve tecavüz skandalları olmak üzere bütün bu uygulamaların özel bir devlet politikası olduğu Türk devleti ve AKP hükümeti yetkilileri tarafından açıkça itiraf edilmiştir. Kürt çocuklarına ve kadınlarımıza dönük bu alçakça saldırılar kıyamet koparılması gereken durumlardır. Kürt kadınlarını ve halkımızı failler yargılanana kadar mücadelelerini yükseltmeye çağırıyoruz."
'Hesap sormayı görev biliyoruz'
Yekitiya Jinen Azad (YJA) Koordinasyonu da, Çewlîk’de Türk ordusu askerlerinin tecavüzüne uğrayan E.A. isimli çocuğa yapılanları soykırımcı zihniyetin kirli, alçak ve katliamcı politikaların bir kez daha açığa çıkmış hali olarak değerlendirildi. YJA açıklamasında, "E.A. adlı çocuğa yapılan saldırıyı alçak, kirli politika olarak görüyor, kınıyor ve bu zihniyetten hesap sormayı görev bildiğimizi ifade etmek istiyoruz. Bu politikaların soykırımcı ve kadın katliamcı zihniyet tarafından son derece planlı bir temelde gerçekleştirildiği tecavüzcülerin devlet tarafından açık sahiplenilmesi, korunması ve hiçbir cezai uygulama ve yaptırıma tabi tutulmadan serbest bırakılmasından anlaşılmaktadır. Türk askerinin Kürdistan’da işgalci güç olduğu, esas amacının halkımızın güvenliğini sağlama değil, tam tersi kültürel soykırımı gerçekleştirme olduğu bu olayla bir kez daha açığa çıkmış bulunmaktadır" denildi.
'Kıyamet koparılmalı'
YJA başta kadınlar olmak üzere, tüm Kürt halkını katliamcı zihniyetten hesap sormaya çağırarak şunları belirtti: "Tam da kıyametin koparılması gereken noktadır. Kadınlar öncülüğünde halkımızın olay karşısında ortaya koyduğu tavrı, bu olay tüm boyutları ile açığa çıkarılıp, tecavüzcülerden hesap soruluncaya ve devlet özür dileyinceye kadar kesintisiz sürdürmelidir. Duyarlı, demokrat, yurtsever, devrimci tüm kadın ve insanları ayağa kalkmaya ve hesap sormaya çağırıyoruz. Hesap sormamak bu katliamcı, soykırımcı ve tecavüzcü politikaların devam etmesi anlamına gelir. Bu olay somutunda bir kez daha bu katliamcı, tecavüzcü ve soykırımcı zihniyeti ve uygulamaları kınıyor ve mücadele kararlılığımızı ortaya koyuyoruz."
BEHDÎNAN