Kadın ve çocuk alanında çalışan avukat ve aktivistler, Türk Meclisi’nde geçirilmesi planlanan İnfaz Paketi’nin, suçun affedileceği inancının vakaları arttıracağı, çocuklara tecavüzde bulunan failleriyle evlendirilmesi yönündeki bekleyen tasarının da pakete eklenebileceği uyarısında bulunuyor.
AKP’nin koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle öncelikli gündemine aldığı yeni infaz düzenlemesine ilişkin yasa teklifi, Meclis’te grubu bulunan partilere sunuldu. Söz konusu teklifte cinsel istismar suçlarına indirim maddesinin yer alması tepkilere neden oldu. Bununla, cezaevinde kalma süreleri üçte iki oranından yarı oranına (yüzde 67’den yüzde 50’ye) düşürülüyor. Buna göre 10 yıl ceza alan kişi, cezasının 5 yılını çektikten sonra koşullu salıverme hükümlerinden yararlanabilecek.
Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı (ÇAÇAV) Koordinasyon Kurulu Koordinatörü Avukat Şahin Antakyalıoğlu, Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ebru Demirtepe ve Çocuk Hakları Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi Zehra Ateş, suçun affedileceği inancının vakaları arttıracağını, çocuklar ve aileler üzerinde büyük bir kaygıya neden olacağını, faillerin tahliye olmasının ardından çocukların intihara kalkışmasına tanık olduklarını söyledi.
Mezopotamya Ajansı’ndan Zemo Ağgöz’e açıklamalarda bulunan Antakyalıoğlu, “Teklif geçerse, adalete olan güven sarsılacaktır. Yeni suçların işlenmesi söz konusu olacaktır. İstismar faillerine yönelik uygulanacak olan cezasızlık toplumun her ferdinin çok olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalmasına neden olacaktır” dedi.
Saatli bomba gibi gezinirler
İnfaz kanunu kapsamında verilen cezalardaki temel amacın, suçluların “ıslah edilmesi ya da topluma kazandırılması” olduğunu kaydeden Antakyalıoğlu, “Bu anlamda şimdiye kadar ne tür çalışmalar yapıldı, çıkarıcı tedbir açısından neler sağlandı. Topluma yeniden çıkmaları için hazır bir duruma getirildi mi? Yoksa saatli bomba gibi ortalıkta gezinirler. Bu da yeni suçlar, yeni hak ihlalleri anlamına gelebilir” uyarısında bulundu.
Hükümet fırsatçılık yapabilir
Paketin içeriğine dair net bilgilere sahip olmadıklarını dile getiren Antakyalıoğlu, “Çocukların, kendilerine tecavüz edenlerle evlendirilmesi konusu da vardı. Bu kişilerin de yararlandırılması düşünülüyorsa, hükümet son halini verecektir ve son dakika bir teklif ile paketin içerisine girecektir. Dolayısıyla burada bir fırsatçılık durumu söz konusu olabilir. Bunun kabulü halinde, çok sayıda çocuk istismara maruz bırakılmış durumda kalacak” diye belirti.
Devletin rehabilitasyon programı dahi yok
Devletin yaşam hakkını korumak adına önleyici tedbirler alması gerektiğine işaret eden Antakyalıoğlu, “Herkesin yaşam hakkının korunması bakımından cezaevinde kalanların insani boyutta sağlık ihtiyaçlarının karşılanması, ona göre de herkesin mahkemece verilen cezayı sonuna kadar çekmesi gerekiyor. Aksi taktirde cezasızlık, toplumun her ferdinin çok olumsuz sonuçlarla karşı karşıya kalmasına neden olacaktır” diye konuştu.
Devletin, cinsel istismar suçlularına yönelik bir rehabilitasyon programını uygulamadığına da değinen Antakyalıoğlu, “Dolayısıyla tahliye için hazır değiller. Ama koronavirüs nedeniyle kaldıkları kapalı alanda önlemlerin alınması gerekiyor. Bu önlemler alınmadan suistimale açık olacak şekilde ‘bakın tahliye olmadılar, virüs bulaştı öldüler’ yaklaşımı sergilenirse, bu da çok yanlış olacaktır” şeklinde konuştu.
Antakyalıoğlu, cezasızlığa son verilmesi gerektiğini ve bunun başlı başına bir hak ihlali olduğunu vurguladı.
Hatadan geri dönülsün
MA’dan Özlem Yayan’a konuşan Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Ebru Demirtepe de, “Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs (Kovid-19) salgını fırsat bilinerek adeta cinsel suç sanıklarına bir af, bir ödül tasarısına dönüşmüştür” diyerek tepki gösterdi.
Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “devletin ancak kendisine karşı işlenen suçları affedebileceğine” yönelik açıklamalarını hatırlatan Demirtepe, yeni infaz tasarısının bu söylemlerin aksine adli suçlulara tahliye yolunu açtığını dikkati çekti. Siyasi suçluların tamamen düzenleme dışı bıraktığını belirten Demirtepe, “Akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler cezaevindeyken uyuşturucu ve cinsel suç sanıklarının erkenden tahliye edilmesi toplum vicdanını nasıl rahatlatacaktır? Yine bir defaya mahsus olmak üzere 3 yıllık denetimli serbestlik süresi öngörülmüş, örgüt suçları, kasten öldürme ve özel hayatın gizliliğine karşı suçlar bu madde kapsamı dışında tutulurken uyuşturucu ve cinsel suçlar madde kapsamında yer almıştır. Bu demek oluyor ki halihazırda ceza infazının bitmesine 3 yıl kalan cinsel suç sanıkları tahliye olacaktır. Düşünce suçluları tamamen dışarıda bırakılırken, cinsel suçlara bu tür indirimlerin öngörülmesi tarafımızca kabul edilebilecek bir durum değildir. İktidarın olabilecekleri göz önünde bulundurarak bir an önce bu hatasından dönmesini umuyoruz” diye konuştu.
Önce mağdur korunmalı
Yeni yargı paketindeki infaz tasarısının tamamen ayrımcı, intikamcı fikirlerle hazırlandığını ve hukuka aykırı bir tasarı olduğunu belirten Demirtepe, “Bir infaz indirimine gidilecekse, toplum vicdanına ve hukuka uygun bir şekilde siyasi suç ayrımı yapılmadan düzenleme yapılmalıdır. Cinsel suçlara ilişkin yapılacak indirimler gözden geçirilmeli ve öncelikle mağdurun korunmasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır” şeklinde konuştu.
Adalet inancı zedelenir
Uyuşturucu ve cinsel istismar suçlarının indirim kapsamına alındığına işaret eden Van Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi Zehra Ateş ise her iki suçun da topluma, özellikle çocuklara zarar verici eylemleri düzenleyen suç tipi olduğuna dikkati çekti. Bu suçların indirim kapsamına alınmasının son derece tehlikeli olacağını belirten Ateş, yargıya güvenin daha da azaldığını ve adalet inancının zedeleneceğini söyledi.
Türkiye’de cinsel istismar vaka sayısının çok fazla olduğuna dikkat çeken Ateş, “Bu suçun eninde sonunda affedileceği inancının oluşması halinde vakaların artacağı kanaatindeyim” dedi.
İyi hal indiriminin hangi hallerde uygulanacağı konusunun da tartışmalı bir konu olduğunu ifade eden Ateş, “Bu husustaki sorunu henüz çözememişken üstüne infaz indiriminin uygulanması tüm olumsuzlukları doğuracağı gibi toplum vicdanını derinden yaralayacaktır. Caydırıcı cezalar içeren yeni düzenlemeler yapılmalı ve elbette infaz indirimi gibi lehe düzenlemelerde bu suçlar kapsam dışı bırakılmalıdır” diye belirtti.
HABER MERKEZİ