- İmralı Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit altında rehin tutulan ve 21 aydır da hiçbir haber alınamayan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmek için 299 kez başvuran avukatlarına yanıt verilmedi. Yıl içerisinde 2 bin 500'ü aşkın avukat ve siyasetçi, Adalet Bakanlığına başvuru yaptı. Yüzlerce eylem ve etkinlikle de Öcalan'ın fiziki özgürlüğü talep edildi.
Uluslararası komplo ile Türkiye'ye getirildiği 15 Şubat 1999’dan bu yana ağır tecrit koşullarında rehin tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’dan 21 aydır haber alınamıyor. HDP Eşbaşkan Yardımcısı Tayip Temel, dün bir kez daha adalet ve hukuka uyma çağrısı yaptığı Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a, “Avukat görüşünün önü açılmalıdır” diye seslendi.
Türkiye'ye teslim edildiği tarihten beri İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'nde tutulan Öcalan'ın etkisinin yayılmasına paralel olarak, üzerindeki tecrit de daha fazla ağırlaştırıldı. Tecrit, her yıl farklı bir boyuta ulaştı. 2022 de Öcalan'a dönük tecridin kesintisiz ve mutlak bir şekilde sürdürüldüğü bir yıl oldu. Öyle ki 25 Mart 2021'den bu yana Öcalan ve İmralı'da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’tan tek bir haber alınamıyor.
Başvurular yanıtsız
Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 24 yıl içerisinde bin 478 avukat, 509 aile görüş başvurusunda bulundu. Kim dönemler avukat ve ailenin İmralı'ya gidişleri sağlanırken, yapılan görüş başvurularının büyük bölümü ise sonuçsuz kaldı. İlk süreçlerde görüş engellerine, “gemi bozuk”, “koster bozuk”, “hava muhalefeti” ve “gemi onarımda” gibi çeşitli gerekçeler sunuldu. Bu yıl da 104 avukat görüş başvurusu ve 52 aile görüş başvurusu yapıldı, ancak ya yanıtsız bırakıldı ya da “disiplin” cezaları gerekçe gösterilerek engellendi. Avukatların "mutlak tecrit" olarak nitelendirdiği durum, yıl sonuna kadar devam etti. Son bir yıl içerisinde Öcalan'a, üçer aylık aile görüş yasağı (3 Şubat-31 Mayıs-9 Eylül) ve 6 aylık bir avukat görüş yasağı (13 Nisan) verildi. Böylece 2018'den bu yana verilen "disiplin" cezalarının sayısı 12'ye yükseldi. Öcalan hakkında 18 Kasım 2021’de spor faaliyetleri sonrasında İmralı’da bulunan diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım ile sohbet ettiği gerekçesiyle disiplin cezası verildiği yıl içerisinde ortaya çıkan farklı bir gelişme oldu. Disiplin cezalarına karşı yapılan itirazlar reddedildi. Verilen cezaların içeriğine dair avukatlarına herhangi bir gerekçe sunulmadı.
29 baroya kayıtlı 775 avukat
Öcalan'dan haber alınamaması üzerine Kurdistan, Türkiye, Ortadoğu ve Avrupa ülkelerinden yüzlerce avukat ve siyasetçi ile çok sayıda hukuk örgütü harekete geçti. Bu başvuruların ilki, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatların da aralarında olduğu 29 baroya kayıtlı 775 avukat tarafından yapıldı. Avukatlar, 10-17 Haziran'da Adalet Bakanlığına imza vererek, görüş başvurusunda bulundu. Bakanlık, avukatların yaptığı bu başvuruya cevap vermeyerek, fiili olarak reddetti.
22 ülkeden 350 avukat daha
22 ülkeden 350 avukat, Öcalan ile görüşme talebiyle 14 Eylül'de Adalet Bakanlığına başvuruda bulundu. Avukatlar, aynı başvuruyu Avrupa Barolar Birliği, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve uluslararası insan hakları örgütlerine de yaptı. Sonrasında Fas, Filistin, Federe Kurdistan, Kuzey-Doğu Suriye, Irak, Lübnan, Mısır, Suriye ve Ürdün’den 756 avukat da Öcalan ile görüşmek için harekete geçti.
HDP ve DBP’den başvurular
Başvurular sadece avukatlarla sınırlı kalmadı. Siyasi partiler de bakanlığa görüş başvurusunda bulundu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile HDP Sözcüsü Ebru Günay ve HDP Milletvekili Ömer Öcalan, 20 Ekim’de görüş için bakanlığa başvurdu. Bakanlık, söz konusu başvuruları yanıtsız bıraktı. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Saliha Aydeniz ile HDP milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Nuran İmir ve Erdal Aydemir, 30 Kasım'da bakanlığa farklı bir başvuruda bulunduklarını duyurdu. Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, bakanlığa dilekçe yazarak, Öcalan ile SEGBİS yoluyla görüşme başvurusunda bulundu.
Barolar da devreye girdi
ÖHD'li avukatlar, bakanlığın görüş başvurulara cevap vermemesinden kaynaklı Türkiye ve Kurdistan'daki barolara başvurular yapmaya başladı. İstanbul, Riha, Mersin, Şirnex ve Amed’deki yüzlerce avukat, barolara yaptıkları başvuruda, tecrit koşullarının sona erdirilmesi, avukat görüş yasağının kaldırılması, müvekkillerin iç hukuk ve uluslararası mevzuattan kaynaklanan haklarının temini ile avukatlık görevinin yerine getirilmesi için barolar ve TBB'nin hareket geçmesini istedi. Amed ve Şirnex baroları, bunun üzerine 14-15 Aralık tarihlerinde Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi ve hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için Adalet Bakanlığı ve TBB başvuru yaptı.
CPT'ye başvuru ve çağrılar
Asrın Hukuk Bürosu avukatları, müvekkillerinden haber alamadıkları için 16 Nisan'da Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’ne (CPT) başvuruda bulundu. CPT’ye "derhal göreve" çağrısı yapıldı. Avukatların yanı sıra Ortadoğu ve Avrupa’dan birçok hukukçu, hukuk örgütü, aydın ve yazar da CPT’yi benzer çağrılarda bulundu. Başvuruların sürmesi sonrası CPT'den dikkat çekici bir açıklama yapıldı. İmralı’yı en son 2019'da ziyaret eden CPT, son ziyaretini 20-29 Eylül tarihlerinde gerçekleştirdiğini duyurdu. CPT, söz konusu ziyareti, 3 Ekim’de yaptığı yazılı açıklamayla duyurdu. Heyet içerisinde yer alan CPT 2. Başkan Yardımcısı Therese Rytter, İmralı’ya yaptıkları ziyarete dair bilgi vermekten kaçınarak, hazırladıkları raporu 6 ay sonra (Mart) Türkiye’ye göndereceklerini aktardı. Kamuoyunun kaygılarını gidermeyen CPT’nin ziyaret sonrası, HDP harekete geçti. Partinin Dış İlişkiler Komisyonu Eşsözcüleri Feleknas Uca ve Hişyar Özsoy ile Avrupa Konseyi Temsilcisi Faik Yağızay ve yerine kayyum atanan Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Bedia Özgökçe, 12 Eylül'de CPT'yi ziyaret etti. Genel Sekreter Régis Brillat ve CPT Türkiye Masası yetkilisi Elvin Aliyev ile görüşen heyet, bu görüşmeden bilgi alamadıklarını duyurdu. Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 29 Kasım günü “CPT’nin Eylül 2022 tarihinde İmralı Adasına yaptığı ziyarette Sayın Öcalan’ın görüşmeye çıkmadığı duyumuna sahibiz” açıklaması yaptı. Açıklama sonrası kaygılar daha da büyüdü, ancak CPT'den herhangi bir açıklama yapılmadı. Yunanistan, Rusya ve Bulgaristan'a dair birçok açıklaması bulunan CPT, ağırlaşan tecride rağmen yıl içerisinde Türkiye'ye dair açıklama yapmaktan imtina etti.
Öcalan'a özgürlük eylemleri
Hukuk örgütleri ve siyasetçilerin başvuruları sürerken, Öcalan'ın fiziki özgürlüğü ve tecridin kaldırılmasına dönük yıl içinde yapılan eylem ve etkinlikler yıla damgasını vuran gelişmelerin başında geldi. Kurdistan, Avrupa ve Ortadoğu’nun birçok ülkesinde uluslararası komplonun yıl dönümü olan 15 Şubat'a on binlerce kişi alanlara çıktı. Kürtler ve dostlarının düzenlediği yürüyüşlerle komplo kınandı.
Tecride karşı yapılan eylemlerden en etkilisi ise Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Özgür Kadın Hareketi (TJA), HDP, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) tarafından 12 Haziran’daki organize edilen "Büyük Gemlik Yürüyüşü" oldu. “Tecrit siyasetine karşı özgürlüğü savunmak için Gemlik’e yürüyoruz!” şiarıyla yapılan yürüyüşlerde bir kez daha Öcalan'ın fiziki özürlüğü talebi öne çıktı.
Yıl içerisinde tecrit ve Öcalan'ın fiziki özgürlüğü için onlarca kentte yüzlerce açıklama ve etkinlik yapıldı. Kaygıların büyümesi ve halen herhangi bir adım atılmaması üzerine son olarak Ankara'da yeni bir eylem başlatıldı. HDP'li milletvekilleri, 21 Aralık'tan bu yana Öcalan ile avukat görüşmesinin sağlanması talebiyle Adalet Bakanlığı önünde oturma eylemi gerçekleştiriyor. Eylemin, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması halinde sona ereceği belirtiliyor.
Tecride karşı kesintisiz mücadele Avrupa kentlerinden de yıl boyunca devam etti. Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için 25 Haziran 2012'de Fransa’nın Strasbourg kentinde Avrupa Konseyi (AK), CPT ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kesiştiği noktada başlatılan “Özgürlük Nöbeti” eylemi bu yıl da devam etti. KCDK-E, Öcalan’dan haber alamama durumuna dair en son 7 Aralık’ta CPT binası önünde üç gün eylem başlattı.
Dünyaca tanınmış aydın, yazar ve siyasetçilerin sanal medyada yaptıkları paylaşımlarla PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 73’üncü yaş gününü kutlaması da yıl içindeki önemli gelişmelerden oldu. Verilen mesajlarda, Öcalan'a özgürlük çağrısı yapıldı. MA/İSTANBUL
*****
Meclis önünde tecrit eylemi
HDP milletvekillerinin, Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle Adalet Bakanlığı önünde başlattıkları nöbet eylemi, 4. gününde devam etti.
Adalet Bakanlığına doğru yürüyüşe geçen HDP milletvekilleri Tayip Temel, Abdullah Koç, Kemal Peköz, Muazzez Orhan, Celadet Gaydalı ve Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis Dikmen Kapısı’nda polislerce engellendi. “Talimat” aldıklarını söyleyen polisler, HDP’li vekillerin Adalet Bakanlığı önüne gitmelerine izin vermeyeceklerini söyledi. Polis, yürüyüşü takip etmek isteyen gazetecileri de tehdit ederek alandan uzaklaştırdı.
Meclis Kapısı’nda açıklama yapan HDP Eşbaşkan Yardımcısı Tayip Temel, İmralı Adası’nda hukukun uygulanması ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle bir haftadır Adalet Bakanlığı önünde nöbet eyleminde olduklarını belirterek, “Bugün yeni bir uygulamayla karşılaştık. Meclis’in Dikmen Kapısı'nda hiçbir yazılı karar olmaksızın, hiçbir yasal dayanak olmaksızın önümüz kesildi. Adalet Bakanlığına gitmemiz engellendi. Biz de hukuksuzluğu, keyfiliği, hukuk dışı uygulamaları protesto etmek için burada duruyoruz. Biz bu nöbette ısrarlı ve kararlı olacağız. Bunu herkes bilmelidir” şeklinde konuştu.
HDP milletvekilleri, engelleme üzerine Meclis Basın Kapısı’nda açıklama yaptı. Yaklaşık bir haftadır Türkiye’de bir hukuksuzluğu anlatmak için Adalet Bakanlığına adalete ve hukuka uyma çağrısı yaptıklarını söyleyen Temel, “İmralı’daki tecridin, Türkiye'deki yönetim şekline dönüştüğünü bugün tekrar anladık. Uzun bir süredir biz bu ülkede çözüm, diyalog, demokratik yollarla sorunların çözülmesi gerektiğini vurguluyoruz. Ancak iki yıldır bu konuda en önemli rolü oynayacak aktör tecrit altında, iki yıldır Türkiye'de bütün halklar, Sayın Öcalan’ın ailesi, diğer mahpusların ailesi, İmralı’da ne olduğu bilmiyor. 21 aydır haber alınamayan bir Ada’dan bahsediyoruz. Bu hukuksuzluk Türkiye’de savaş politikalarının büyümesine, darbe zihniyetinin mevcut iktidar şahsında bütün topluma dayatılmasına, savaş politikalarının içeride ve dışarıda toplumu ve bütün mekanizmaları esir almasına neden oldu. AKP- MHP iktidarı tek sığınağı olan savaş politikalarını toplumsal kesimlere, komşu ülkelerin tümüne yansıtmış durumda. Bu savaş politikalarına karşı öncelikle tecridin kalkması, çözüm projeleri olan aktörlerin konuşmasının koşullarının sağlanması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Tecridin bütün halka, topluma özellikle Kürt halkına düşmanlık olarak döndüğünü ifade eden Temel, bu politikaları her an, her gün yaşandığını kaydetti. Temel, “Fransa’daki katliam, Kuzey- Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar, Semra Güzel arkadaşımızın vekilliğinin düşürülmesi, özü itibarıyla uzun yıllardır Kürt sorununa, bastırma, inkar ve isyan denklemi dışına çıkarmama politikasının sonucudur. Bu nöbetimizi sürdürmeye kararlıyız. Bu ülkenin yasaları uygulanana kadar bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Çağrımız net; avukatlar bir an önce İmralı’ya gitmeli. Herkesin ‘durum kritik’ dediği bir süreçte, siyasal çözüm için aktörlerin önü açılmalı. CPT’nin ziyareti sonrası başlayan kaygılar bir an önce giderilmelidir. Bunun sorumlusu Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve iktidarın diğer kurumlarıdır. Bekir Bozdağ’a bir kez daha çağrı yapıyoruz; İmralı’da avukat görüşüne dair Bekir Bozdağ açıklama yapmalı, gereğini yapmalı, avukat görüşünün önünü açmalıdır.” ANKARA