Güven’e destek amacıyla 4 Kasım’da HDP İl binasında açlık grevi eylemine başlayan HDP Mardin Milletvekili Ebru Günay, tecrit sisteminin 20. yılına girdiğini belirterek, ”Biz sadece son birkaç yıldır fiziki teması kuramadığımız tecritten bahsediyoruz. İmralı‘da bir fiziki temasın kuruluyor olması tecrit sisteminin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Türkiye’de tecrit derinleştiği zaman savaş, savaş derinleştiği zaman tecrit derinleşiyor. Bu ikisini birbirinden ayırmak ve bir bağ yoktur demek olmaz. Doğrudan hayatımızı etkileyen, hayatımıza olumsuz etkiler yaratan bir sistemden bahsediyoruz” dedi.
Günay, seçimden sonra hukuksuz bir şekilde henüz cezaevinden çıkamadan yeniden tutuklama kararı ile rehin tutulan Leyla Güven’in eylemine dikkat çekti: ”Leyla Güven’in eyleminin bir özgünlüğü var. Bağımsız ve farklı bir şekilde İmralı’da devam eden bir tecridi protesto etmek için bu eyleme başlamıştır. Bu anlamıyla tarihi bir önemi var. Kendisi arkadaşları ile beraber insanlık dışı uygulamalara karşı bir açlık grevi başlatmıştır. Leyla güven bundan farklı olarak direniş tarihi açısından başka bir yerden ve başka bir tarih yazıyor. Cezaevinde olan bir milletvekili olarak bir direniş eylemi gerçekleştiriyor. Leyla şuan muazzam bir tarih yazıyor.”
Kürt kadınları için önemli
Güven’in eyleminin Kürt kadınlar için önemine işaret eden Günay, ”Leyla Güven’in bir kadın olarak açlık grevi başlatması Sayın Öcalan’a kadın kimliği açısından bir cevap oluyor. Özgür kadın felsefesi Leyla Güven şahsında bir karşılıktır. Bu anlamda Leyla Güven’in bir ayrıcalığı var. Ortadoğu coğrafyasını düşündüğümüzde direnen ve mücadele eden kadın gerçekliği var. Leyla Güven bu anlamıyla güçlü ve direniş çıkışıyla cevap veriyor” diye konuştu.
Bir de ideolojik savaş var
Tecridin kadınlar ve gençler üzerinde büyük bir etki yarattığını dile getiren Günay, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Devletler ve egemenler bir işi yaparken ideolojik haklar üzerinden kendilerini var ederler. Bizim için çok basit ve sıradan görünen bazı şeyler toplumun dokusuna çok ciddi müdahaleler demektir. Sayın Öcalan İmralı’da kadın özgürlükçü bir paradigmayı hayata geçirdi. Egemenler ve devletler buna karşı bir hamle geliştirmek istiyorlar. Toplumun hiç olmadığı kadar kadın üzerinden taciz ve tecavüzün yoğunlaştığı, kadını eve hapsetmeye çalışılıyor. Bu demokratik özgürlükçü paradigmaya karşı başlatılmış bir hamledir. Cephe savaşları dışında bir de ideolojik bir savaş var. Leyla Güven’in karşı çıkmasının buradan da bir anlamı var. Leyla Güven ‘bütün dayatmalarınıza karşı, kadın özgürlükçü çizgiden vazgeçmiyorum ve dayatmalarınıza karşı ben burada oturuyorum’ diyor. Tecavüz ve tacizin artması ile bir irade kırmaya ve yok sayılmaya çalışılıyor. Son birkaç yıl olmadığı kadar vaka var.”
Bu eylemler başlangıçtır
Güven’in eylemiyle beraber 5 il ve Meclis’te açlık grevi yapıldığını anımsatan Günay, on olarak şöyle dedi: ”Bizim başlatmış olduğumuz bu eylemler bir başlangıç ve bir tepki. Bütün çabalarınıza karşı bir şey düzelmiyorsa, bunun tıkandığı yerde direnme hakkı da olabilir. Bizler de direnme hakkımızı kullanıyoruz. Direnmekten başka bir yol kalmadı. Eylemlerimize devam edeceğiz.”
MARDİN
Kobanê tecride karşı yürüdü
Öcalan üzerindeki tecrit, Kobanê’de yürüyüşle protesto edildi.
Özgür Kadın Meydanı’nda bir araya gelen binler, Öcalan posterleri ve tecridi kınayan pankartlarla yürüyüşe geçti. Öcalan’a özgürlük talebinin haykırıldığı yürüyüş, Şehit Egîd Meydanı’nda mitinge dönüştü. Burada konuşan PYD Yöneticisi Ayşe Efendî, uluslararası toplumun devam eden tecrit karşısındaki sessizliğine tepki gösterdi. Öcalan’ın Ortadoğu halkları için en somut çözüm projesini geliştirdiğini, buna Kuzey Suriye halkları olarak sahip çıktıklarını belirten Ayşe Efendi, “Önder Apo ile aramızdaki ruhsal birliği hiçbir güç bozamaz ve bu özgürlük perspektifi haklarımızın bu kaostan başarıyla çıkmasını sağlayacaktır” dedi.
PYD yöneticisi Ayşe Efendi konuşmasında Leyla Güven şahsında Kuzey Kürdistan halkının gösterdiği onurlu tutum ve direnişi de selamladı ve Leyla Güven’in talebinin başta kadınlar olmak üzere tüm halkın talebi olduğunu kaydetti.
Öcalan tarafından geliştirilen demokratik ulus projesinin egemen sistem tarafından bir tehlike olarak ele alındığına dikkat çeken Sirîn Şehit Aileleri Meclisi Yöneticisi Hisên Elî ise bu projenin başarıya ulaşması için mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.
Eylem, sloganlar eşliğinde sona erdi.
Tutsaklara ‘açlık grevi’ soruşturması
Türk cezaevlerindeki PKK’ ve PAJK’lı tutsakların sürdürdüğü açlık grevi, dün 10. gününü tamamladı. Cezaevi idareleri, tutsaklar hakkında soruşturma başlattı. Bazı cezaevlerinde ise tutsakların ihtiyaçları engelleniyor. Açlık grevindeki tutsaklara cezaevi yönetimi tarafından su, tuz ve şekerin verildiği ama verilmesi gereken vitamin ilaçları ve meyve suyunun engellendiği öğrenildi.