TJA Aktivisti Ayla Akad Ata: Tecridi en iyi anlayanlar kadınlardır. Çünkü dört duvarı en iyi kadınlar biliyor. Bu nedenle tecride karşı en anlamlı mücadeleyi kadınlar yürütüyor. Biz de bu sürecin emekçisi olmaya devam edeceğiz.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Colemêrg Milletvekili Leyla Güven ve cezaevindeki tutsakların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne yönelik başlattıkları süresiz dönüşümsüz açlık grevi yaklaşık iki aydır devam ediyor.  Yine aynı taleple 2012 yılında cezaevlerinde 10 bin tutsağın yer aldığı açlık grevi sonrası İmralı Adası’ndaki görüşmeye katılan TJAAktivisti Ayla Akat Ata, 3 Ocak 2013 tarihli görüşmeyi anlattı.  TJA aktivisti Ayla Akat Ata, 2013 tarihinden bugüne yaşanan sürece, buzdolabına kaldırılan “çözüm süreci” ve kadınların bu süreçteki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çözüm masasında kadın da olmalıydı

Aradan geçen 5 yılın 2 buçuk yılına çatışmasızlığın, son 2 buçuk yıldır da çatışmalı bir sürecin hakim olduğunu hatırlatan Akat Ata, 2013’te yapılan görüşmelerin bir ilk olduğunu belirtti. Görüşmeye bir kadın ve bir erkek olarak gitmelerinin önemli olduğunu söyleyen Akat Ata, “Sayın Öcalan, bir kadın ve bir erkek olarak gitmemizi kendisinin istediğini ifade etmişti. Daha en başında kadın ve erkeği çözüm masasında eşit tutması ki kamuoyuna yansıyan tarafıyla Dolmabahçe deklarasyonunda 10 maddeden birinde kadın özgürlük mücadelesinin konu edilmiş olması çok önemli. ‘Barış sürecinin kadın özgürlük mücadelesi ile ne ilgisi var’ diye devlet aklının aklına gelmiş ve sormuş olabilir. Fakat Sayın Öcalan toplumun özgürlüğünün kadının özgürlüğünden ayrı ele alınamayacağını çözüm masasından önce de sonra da birçok kez dile getirmişti” dedi.

Öcalan KJA’nın örgütleyicisi oldu

Masadaki diyalog süreci müzakereye evrildiğinde kadınlar olarak “Çözüm nedir, barış mücadelesi nedir, masa bileşenlerinin ortaya koymuş olduğu iradenin yanında bir de kadının tüm sorunlara bakış açısı nedir?” sorularına yanıt aradıklarını kaydeden Akat Ata, “Biz kadın sorunu çözülsün diye değil, Kürt sorunu demokratik bir çözüme kavuşsun diye o masadaydık ve Sayın Öcalan bunun örgütleyicisi oldu. 2015’in başında Özgür Kadın Kongresi (Kongreya Jinên Azad-KJA) kuruldu ve kongreden bir arkadaşımız adadaki görüşmelere katıldı“ diye anlattı.

Akat Ata, ardından Türkiye Kadın Hareketi tarafından ilan edilen Kadın Özgürlük Meclisi ile Anayasa Komisyonu, Hakikat ve Adalet Komisyonu, Uzlaşma Komisyonu gibi bu çalışmanın temeli olabilecek komisyonların oluşturulduğunu hatırlattı.

‘Seçim çözüm sürecini bitirdi’

2015 yazında sürecin sonlandırılmasıyla yaşananları aktaran Ayla Akat Ata, “Bu örgütlenme bir ileriki aşamaya taşınabilseydi  sürece bırakacağı etki çok farklı olacaktı. Biliyorsunuz, adadaki görüşmeler bir İzleme Komisyonu’nun oluşturulması noktasına gelmişti. Bunun için isimler belirlenmişti ama tam da o noktada görüşmeler sonlandırıldı. O sürecin üzerine bir de darbe süreci eklenince süreç belki de şuan hiç konuşmadığımız bir noktaya geldi” diye konuştu.

Kadınlar hala örgütlü

“Kadınlar büyük bir örgütlü irade sağlamalarına rağmen erkek egemenliğinin bu süreci bitirmesine engel olamadı” diyen Akat Ata, erkek aklının barış sürecini sonlandırdığını söyledi. Kadınların hala örgütlü olduğunu ve kampanyalarına devam ettiğinin altını çizen Akat Ata, “Toprağımıza, Önderliğimize, Özgürlüğümüze Sahip Çıkıyoruz” ile “Tecrit kaybedecek” kampanyalarını hatırlattı.

2015’ten bu yana hiç durmadılar

TJA Aktivisti, Leyla Güven’in tecridin sonlandırılması talebiyle başlattığı eyleme işaret ederek, “2018’in sonlarındayken yine bir kadın arkadaşımızın öncülüğünde adadaki tecridin kaldırılması için başlatılan bir eylem var. Çünkü kadın iradesi adadaki tecridi Sayın Öcalan şahsında ele almıyor. Bu tecrit çözüme karşı, kadın özgürlük arayışına karşı konulmuş bir tecrittir. Tecridi en iyi anlayanlar kadınlardır. Çünkü dört duvarı en iyi kadınlar biliyor. Karşıdakinin izni olmadan insan olma haklarımızı kullanmamanın ne demek olduğunu en iyi biz kadınlar biliyoruz. Bu nedenle de tecride karşı en anlamlı mücadeleyi kadınlar yürütmüştür. Diyebiliriz ki kadınlar 2015’ten bu yana hiç durmadılar. Yine cezaevinden başlayan bir eylemle bu sürece cevap olmaya çalışıyorlar” dedi.

Sürecin emekçisi olmaya

devam edeceğiz’

Tüm yaşananların kadınlar açısından önemli sonuçlar çıkarılması gereken bir süreç olduğunu ifade eden Akat Ata, şunları ekledi: “Sayın Öcalan kadınların sürecin içinde olmasını, her zaman sürecin sağlıklı yürüyebilmesinin bir ön şartı olarak kabul ettiğini hissettirmiştir, pratiği ile de ortaya koymuştur.  Bugün Kürt sorunu küresel ve bölgesel aktörlerin de etkisiyle sınırları aşan boyutta ele alınıyor. Kaldı ki Türkiye’deki karakteri de değişmiştir. Sınırların ötesinde devam eden bir savaş süreci vardır. Kadın hareketi de bu çerçevede daha örgütlü, daha net sonuçlar çıkartıp bunu bugünkü pratiğine yansıtan bir boyutta ele almaktadır. Biz de bu sürecin emekçisi olacağız ve olmaya devam edeceğiz.”

  JINNEWS/AMED