
Dr. Devorah Hailey, insan hakları karnesi zayıf birçok ülkede mahkumların tecrit altında tutulduğunu hatırlattı. Dr. Devorah Hailey, bu ülkelerde devletlerin cezaevlerini arka bahçeleri gibi kullandığını belirterek „Ne yazık ki bunu denetleyecek hiçbir ciddi uluslararası uygulama yoktur“ dedi.
Hiçbir mahkumun işlediği hangi suç olursa olsun tecridi hak edemeyeceğini belirten Hailey, cezası kesinleşmiş bir mahkum cezaevi koşullarında hiçbir nedenle sosyal yaşamından koparılamayacağını söyledi. Hailey, „Devletler mahkumlara istediği gibi davranamaz, iç tüzüklerine ve yasalarına dayanarak kişiyi yaşamda ve bulunduğu ortamda tecrit edemez. Bir devletin insana yaklaşımının ölçütü, devletin evsahipliğini yaptığı bu ve benzeri ortamlarda ortaya çıkar“ dedi.
Mahkumların tüm sorumluluğunun devlete ait olduğunu belirten Hailey, devletlerin yasaların öngördüğü cezalar dışında kişiye ikinci bir ceza vererek onları tecrit edemeyeceğini ve tüm devletlerin bu gibi suçlarına ve keyfiyetlerine karşı uluslararası kurum ve kuruşların ciddi bir şekilde önlemler alması gerektiğini vurguladı.
Sıradan bir mahkum değil
Dünya cezaevlerinde bulunan tüm mahkumların tecrit edilmelerine şiddetle karşı çıktıklarını belirten Tecrite Karşı İnsan Hakları Platformu Basın Sözcüsü Dr. Devorah Hailey, tecride karşı bir mahkumu diğerinde farklı görmediklerini açıkladı. Hailey, devamla „Kitlelere mal olmuş, bulunduğu ülkenin sosyal ve siyasal dengeleri içinde yer alan en önemlisi savaş ya da çatışmalarda taraf olarak görülen mahkumların tecritleri doğal olarak önemsenmesi gereken kişiler olarak kamoyunda önplana çıkıyorlar“ şeklinde konuştu.
Hailey, Öcalan’ın da bu kategoride bulunduğunu ve sıradan bir mahkum olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizdi. Hailey, Öcalan’ın sürmekte olan çatışmalarda kilit bir pozisyona sahip olduğunu belirterek, „Onun söyleyecekleri milyonları, en önemlisi ölüm ve yaşamı ilgilendiriyor. Onun tecrit ve izole edilmesi, sağlığı ve yaşam koşulları, hitap ettiği kitlelerle sağlıklı iletişimi, cezaevi koşulları veya mevcut politik uygulamalarla açıklanamaz“ dedi. Hailey, devamla ‘Öcalan, çatışmaların kontrol altına alınması ve Kürt sorununun siyasal çözümü için önemli bir aktör. Şüphesiz Öcalan aynı zamanda Türkiye’nin istakrarı ve toplumsal barış içinde dialoga geçilmesi gereken bir şahıstır. Hangi nedenle olursa olsun böyle bir aktörün tecrit altında tutulması çözüm ve barışı rizike edecektir“ diye konuştu.
Yaklaşık iki aydır Öcalan’ın avukatları ve yakınlarıyla görüştürülmemesine ilişkin olarak Hailey, bunun iktidarın politik yaklaşım- larında kaynaklandığını vurguladı. Hailey, şunları söyledi: „Aslında bu yöntem aynı zamanda Öcalan’ı bir savaş esiri olarak kabul etmektir. Savaş esirlerinin durumu ise BM başta olmak üzere birçok uluslararası sözleşmelerde yer alır. Sözleşmelerin gerekleri yerine getirilmelidir. Gerek otuz yıllık bir iç çatışma durumu, gerek sosyal ve siyasal muhataplık ikili tarafları ortaya çıkarmıştır. Zannadersem PKK doksanlı yılların başında BM savaş sözleşmelerinde taraf olduğu taahüt etmişti. Türkiye’nin fiili olarak Kürtleri ve Kürt siyasetçilerini taraf olarak gördüğü açıktır. Bence sorunun düğümlendiği aşama bu noktada kilitlenmiş durumda.“
ALİ ONGAN - CENEVRE