Tecrit tüm toplumu sardı

  • Tutsak ailerini ziyaret eden HDP’li Murat Çepni, ”Tecrit İmralı’dan çıktı, tüm toplumun etrafını sarmış durumda. Tutsakların taleplerine sahip çıkmaktan başka şans yok” dedi. 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılmasını talep eden tutsakların açlık grevi, 47. gününde 10. grupla devam ediyor.

Türk cezaevlerindeki PKK ve PAJK’lı tutsakların, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle 27 Kasım’da başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemini 10. grup devraldı. 47. gününe giren tutsakların eyleminde, 26 gündür Mexmûr ve 9 gündür Yunanistan’ın Lavrio Kampı eşlik ediyor.

Tecrit yayıldı

İzmir’de yakınları cezaevlerinde olan aileleri evlerinde ziyaret eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Murat Çepni, salgın sürecinde cezaevlerinde gerekli tedbir ve hijyenin sağlanmamasından dolayı ailelerin kaygılı olduğunu söyledi. MA’ya konuşan Çepni, ”İnsan Hakları Derneği (İHD), Tabip Odaları ve partimiz, salgın döneminde cezaevlerinin riskli alanlar olduğunu defalarca dile getirdik. İktidar uyarılarımızı ve taleplerimizi dikkate almadığı gibi cezaevlerinde gerekli tedbir ve sağlığa kolayca erişebilecekleri bir yöntemi de sağlamadı” dedi.

Bu süreçte cezaevlerindeki yoğunluğun azaltılması gerekçesiyle çıkarılan ‘infaz yasası’ndan siyasi tutuklu, gazeteci ve muhaliflerin yararlanmadığını hatırlatan Çepni, ”İktidar adeta salgınla intikam almak istedi. Tutsak tüm muhalifler salgınla baş başa bırakıldı” diye konuştu.

Rehin tutuluyorlar

 Görüştükleri ailelerden sıklıkla uzun tutukluluk sürelerine ilişkin eleştiriler aldıklarını kaydeden Çepni, şunları söyledi: ”Aileler uzun tutukluluktan dolayı tepkililerdi. Pek çoğunun yakını 20 yılı aşkındır cezaevinde. Tahliyesine bir kaç yıl kalmış olmasına rağmen salgından korunması için tahliye edilmedi. Ağır hasta durumunda olanlar, cezaevinde yaşayamaz ya da fiziki olarak kendine bakamayacak durumda olanların bile tahliyesi sağlanmıyor. Bu da yetmezmiş gibi tahliye olmasına az bir zaman kalan kimi tutukluların, cezaevi idarelerinin keyfi uygulamalarına boyun eğmediği için infazının 6-7 yıl ertelenmesi gibi durumlar yaşanmış. Cezaevlerinde çıplak arama başta olmak üzere işkencenin her türlüsünün pandemi sürecinde arttığını tüm kamuoyuyla paylaştık, paylaşmaya devam ediyoruz. Demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilere hak ihlalleri ve işkenceye karşı birlikte mücadele çağrımızı yineliyoruz.”

Direniş alanıdır da

 Cezaevlerinin yaşanan işkence ve hak ihlallerine karşı aynı zamanda bir direniş alanı olduğunu ifade ede Çepni, şöyle devam etti: ”Çünkü oradaki insanlar, demokrasi mücadelesinin yürütücüsü oldukları için cezalandırıldılar. Açlık grevleri sürüyor. Öcalan’a uygulanan tecrit yıllardır çözülmüyor. İmralı‘daki tecrit tek başına birine uygulanan bir tecrit değil, ülkenin siyasetiyle de ilgili. Özellikle Kürt sorununun çözümsüzlüğü, devletin inkar ve imha politikasına sarılmasının bir sonucudur tecrit. İmralı‘da tecrit ne kadar uzun sürerse Kürt sorunundaki çözümsüzlük de o kadar geliştirilmiş oluyor. Tecridin ve cezaevlerindeki hak ihlallerinin son bulması talebiyle açlık grevi dönüşümlü olarak devam ediyor. HDP olarak bu taleplerin karşılanması için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca emek ve demokrasi güçlerinin de bu talepleri sahiplenmesi gerekiyor. Çünkü tecrit, İmralı’dan çıktı, Boğaziçi Üniversitesi’nde gördüğümüz gibi tüm toplumun etrafını sarmış durumda. Tıpkı kayyumlarda olduğu gibi. Kayyumların sadece HDP’li belediyelere değil, tüm topluma dönük bir politika olduğunu, sessiz kalındığında kayyumların her yerden toplumu saracağını söylemiştik. Bugün görüyoruz ki Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum atandı, sivil toplum örgütlerine kayyum atayacak yasa çıkarıldı. Demokratik kitle örgütlerine kayyum atayacak politikalar kapımıza dayandı. Tüm ülkenin açık cezaevine dönüştürüldüğü bu koşullarda, herkesin bu taleplere sahip çıkmaktan başka hiçbir şansı yok.”  İZMİR

 

39 cezaevi daha yapılıyor

Adalet Bakanlığı, yıl içinde 39 yeni cezaevi yapmayı planlıyor. Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan 2021 Yılı Performans Programı’na göre Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün 2020’de açıkladığı 355 cezaevine, bu yıl 39 cezaevi daha ekleniyor. Programa göre, 2020’de AİHM Türkiye aleyhine yapılan başvurular sonucu Türkiye’den istenilen görüş sayısında da ciddi bir artış oldu. Bakanlık geçtiğimiz yıl AİHM’deki 250 dosyada savunma vermeyi planlarken, plan tutmadı ve sayı 3,6 kat artarak 903’e çıktı.

 

Cezaları bitti, bırakmıyorlar

Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Yakup Vadi ve Rıdvan Ünal, geçen ay tahliye edilmeleri gerekirken tahliye edilmiyor.

Düzce T Tipi Kapalı Cezaevi’nde ”örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 8 yıldır tutulan Yakup Vadi ve Rıdvan Ünal’ın, 21 Aralık 2020’de cezaları bittiği için tahliye edilmesi bekleniyordu. Cezaevi yönetimi tarafından tahliyelerini bekleyen Vadi ve Ünal’a 1 Ocak’ta yürürlüğe giren ”Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik” kanunu gerekçesiyle tahliye edilmeyecekleri aktarıldı.

Haftalık telefon görüşmesinde aileleriyle görüşen Vadi ve Ünal, cezalarının bitmesine rağmen tahliye edilmediklerini paylaşarak, ”Cezaevi idaresi, bize ‘Pişmanlık Yasası’ndan yararlanın sizi bırakalım’ diyor. Bizim cezamız bitmiş. Yani bizim pişmanlıkla bir ilgimiz kalmamış. Keyfi olarak tahliyemiz engelleniyor” dedi.

 

Açlık grevlerine dikkat çektiler

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mamak İlçe Örgütü, cezaevlerinde devam eden süresiz-dönüşümlü açlık grevine dikkat çekmek için afişleme çalışması yaptı. Mamak ilçesi Tuzluçayır Mahallesi’nde duvarlara asılan afişlerde “Hep Birlikte, Tecride Karşı Özgürlük Zindanlarda Açlık Grevi Var. Ses Ol, Yoldaş Ol” ifadeleri yer aldı. Bazı sokaklarda yapılan afişlemenin ardından polisler, ilçe örgütü üyelerinin önünü kesip afişleme çalışmasını engelledi. Polisler tarafından ilçe yöneticilerine Kabahatler Kanunu’nda yer alan “Çevreyi kirletme” gerekçesiyle para cezası kesildi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.