Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 27 Temmuz 2011 gününde bu yana İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağırlaştırılmış tecrit altında tutuluyor. AKP hükümetinin protokolleri elinin tersiyle itmesiyle birlikte 2011 yılında başlayan ağırlaştırılmış tecrit 2012 yılında da hız kesmeden devam etti. Öcalan’ın avukatlarının 2011 yılından bu yana yaptığı 143 başvuru gemi bozuk", "hava muhalefeti", “gemi tamirde”, gibi bahaneler ile reddedilirken, Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ise ağabeyi ile 2012 yılında 2 kez görüşebildi.

 Öcalan'ın İmralı Adası'na getirilmesi ile ada adeta ikiye ayrıldı. Cezaevinin hemen çevresi "Kırmızı" hat olarak tanımlanırken, diğer bölümler ise "Yeşil hat" olarak belirlendi. Öcalan'ın İmralı Adası'na getirilmesi ardından bir güvenlik sistemine çevrilen İmralı Cezaevi'nde ilk olarak tüm yetkiler Anayasa ve yasaya aykırı olarak Adalet Bakanlığı'ndan alınarak Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi adına Mudanya İskelesi Kriz İrtibat Bürosu'na devredildi. İmralı Adası ve çevresi 2. derece kara, deniz ve hava açısından "Askeri yasak bölge" ilan edildi. Giriş-çıkışlar Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi'nin inisiyatifinde oldu. Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Yönetmeliği'nde yer alan yetkiler, MGK Genel Sekreterliği'ne görev olarak devredildi. Böylece MGK Genel Sekreterliği, Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi'nin yönetim/koordine görevini üstlenmiş oldu.

Gazete ve dergiler verilmiyor
Tecrit kendisini ilk olarak yayınların kısıtlanması ve sürekli izleme olarak başladı. Öcalan'ın hücresi kamera sistemiyle gözetim altında tutulurken, mazgal kapısından saat başı kontrol ediliyor. Öcalan, normal şartlar altında bütün tutuklu ve hükümlülere tanınan 10 dakikalık telefonla konuşma hakkına da izin verilmiyor. Gazete ve dergilerden ise "kendisi ve Kürt siyasetiyle ilgili yazı ve resimler kesildikten sonra" sınırlı bir şekilde yararlanabiliyordu. Öcalan ile görsel temasta bulunan askerlere verilen özel talimat ile hiçbir görevli Öcalan ile konuşmuyor. Öcalan'a tanınan havalandırma hakkı hem sınırlı, hem de cezaevi yönetiminin takdirine bırakılmış durumda. 


Hücre içinde hücre cezası
Öcalan ile ilk avukat görüşmesi 25 Şubat 1999 tarihinde yapıldı. Avukat görüşmeleri gerekçe gösterilerek disiplin soruşturmaları ve hücre cezaları verildi. Öcalan, avukatları ile 1999'da 60, 2000'de 37, 2001'de 40, 2002'de 35, 2003'te 21, 2004'te 25, 2005'te 14, 2006'da 22, 2007'de 29 kez görüştürüldü. 2008-2010 yılları arasında ise görüşmeler 66 kez engellendi. Özelikle 2008 yılı içerisinde 120 günü bulan sürelerle hücre cezası uygulandı ve bu süre zarfında ailesi ile görüştürülmedi. 2009 yılı içinde üçü sonuçlanmış, biri henüz soruşturma aşamasında olan 20 günlük "hücre hapsi cezası" istemli disiplin soruşturmaları "avukat görüşmelerine" dayandırıldı. Ardından ise Öcalan'a yeniden dönem dönem tecrit uygulaması yapıldı.

Sağlık sorunları ve zehirlenme

İmralı'daki tecrit ve rutubetli iklim koşulları, insan sağlığı üzerinde büyük tahribatlara neden olduğu için Öcalan'ın rahatsızlıklarına  her gün yenileri eklendi. Mart 2007'de Öcalan'ın avukatları, saç telleri üzerinden yaptıkları inceleme sonucunda müvekkillerinin zehirlendiğini açıkladı. Öcalan, avukatlarına Başbakanlık, Tabipler Odası, İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ve AİHM'e gerekli başvurular yaparak zehirlenme riskine karşı inceleme yapmaları için girişimde bulunmaları gerektiğini söyledi. Bu gelişmelerin hemen ardından ise Öcalan'a 2007 Nisan ayı içerisinde 20 günlük hücre cezası verildi. Öcalan bir yandan giderek çeşitlenen sağlık sorunları ile boğuşurken, diğer yandan ise bu sağlık koşulları içerisinde 20 gün tecrit içerisinde tecride maruz kaldı.

Öcalan'a fiziki saldırı

Sağlık sorunları ile boğuşan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a 2008 yılının Temmuz ayında bu kez de fiziki yönelimde bulunuldu. Saçları kendi istediği dışında kazıtılarak fiziksel işkence uygulanan Öcalan, Ekim 2008 tarihinde 'tabutluk' olarak nitelendirdiği hücresinde arama yapılmak bahanesiyle yere yatırıldı ve hücresi arandı. Öcalan 4 Temmuz 2008 günü avukatları ile yaptığı görüşmede cezaevi tarafından zorla saçlarının kazıtıldığını söyledi. Öcalan, "Saçlarımı kazıttılar. Devlet, bunu 'biz istediğimiz zaman seni kontrolde tutarız, istediğimizi yaparız, sen bizim elimizdesin, 24 saat kontrolümüzdesin' mesajını veriyor" diye belirtti.

Yol Haritası, Protokoller ve görüşmeler

Kürt Halk Önderi Öcalan, Kürt sorununun barışçık çözümünü içeren 156 sayfalık "Yol Haritası"nı 15 Ağustos 2009 tarihinde cezaevi idaresine teslim etti. Öcalan'ın sorunun çözümünü 10 temel ilke başlığında topladığı Yol Haritası ancak 1 buçuk yıl sonra kamuoyuna ulaşabildi. Öcalan, "çekileceğim" sözünü ilk kez Yol Haritası'nı teslim etmeden önce söyledi. Öcalan, 2 Ağustos 2009 tarihinde çekileceği uyarısını şu sözlerle dile getirdi: "Ben 15 Ağustos'ta kendi yol haritamı sunduktan sonra çekileceğim. Artık çözümün nasıl olacağına ilişkin Kürtler kendi kararını verir, PKK kendi kararını verir, DTP kendi kararını verir, Kürt halkı kendi kararını verir. Herkes kendi kararını kendisi verir.
Kürt sorununda bir yandan çözüm arayışları devam ederken bir yandan ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit derinleştirilmeye başlandı. Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı görevine getirilmesi ile birlikte Öcalan ile devlet heyeti arasındaki görüşmeler başladı. Türk devletinin Öcalan'ın hazırladığı Protokollere olumsuz cevap vererek ağırlaştırılmış tecridi devreye koydu. Bunun üzerine Öcalan görüşmelerden çekilerek  direnişe geçti.

Devletin yalanları bitmedi

Avukatlar ile Öcalan'ın görüşmesi  27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana (518 gündür) engelleniyor. Öcalan, üzerinde daha önce de uygulanan tecridin en uzunu olan bu süre zarfından avukatlarının tüm başvurularına olumsuz yanıtlar verildi. Avukatların 143 kez Bursa Cumhuriyet Savcılığı'na yaptığı başvuruya İmralı Cezaevi İdaresi, "hava muhalefeti", "gemi bozuk", "gemi onarımda", "personel faaliyeti yok" ve "gemi onarımdan çıktı ancak evrakları eksik" gibi 'gerekçelerle' reddedildi.

TBB'ye başvuru

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları 24 Mayıs günü Ankara’ya gelerek önce Meclis’te basın açıklaması yaptı ardından ise Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüşmek istedi. BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan’ın da dahil olacağı görüşmeyi Adalet Bakanı Ergin kabul etmedi. Bunun ardından avukatlar TTB’yi ziyaret ederek, başvuruda bulundu. TTB'den bağımsız doktorlardan oluşan bir heyet ile İmralı Adası'na giderek incelemelerde bulunması istendi. Başvuruya rağmen TTB’nin talebi bu güne kadar Adalet Bakanlığı tarafından karşılanmadı.

13 yıldır süren yalan

Öcalan'ın yargılanma süreciyle birlikte avukat görüşmeleri 25 Şubat 1999 tarihinde başladı. İlk yıl haftada iki defa yapılan avukat görüşmeleri, 12 Ocak 2000 tarihinden sonra haftada bir defaya indirildi. 1999 yılında Öcalan'ın avukatları 46 defa müvekkilleriyle görüştürüldü. 2000 yılına avukat görüşmeleri 32 defaya indi. 2001'de 33 kez görüşme gerçekleştirilirken, 2002'de görüşme için yapılan 46 başvurudan 12'si reddedildi. 2003 yılında ise, 27 Kasım ile 12 Mart tarihleri arasında görüşlere izin verilmeyerek, yapılan 25 başvurudan 13'ü reddedildi. 2008'de 147, 2010'da 119 gün görüştürülmedi. Avukatların 2004 yılında yaptığı 25 görüş başvurusunun 6'sı geri çevrildi. 2005 yılında ise 45 başvurudan sadece 15'i kabul edildi. 2006 yılında yapılan 59 başvurudan 38'i, 2007 yılında 55 başvurudan 25'i reddedildi. 2008 yılında 21 kez görüşmeler engellendi. 2009 yılında ise, avukatların müvekkilleriyle görüşme için yaptıkları başvurular 11 kez ret edilerek, 77 gün müvekkilleriyle görüşmelerine yasak getirildi. 2010 yılında ise avukatların 50 başvurusundan 17'si engellenerek, 119 gün Öcalan ile görüşmelere izin verilmedi. 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana (517 gün) avukatların yaptığı başvuru 143 defa reddedildi. Öcalan, 1 yıl 152 gündür tecrit altında tutuluyor. Bu aynı zamanda Öcalan’a uygulanan en uzun tecrit oldu.


SERHAT ÇAYAN / ANF/ANKARA