
Sözkonusu yasayla, terörle suçlanan kişilerin avukatlarıyla olan görüşmelerinin 6 aya kadar yasaklanması konusunda infaz hakimliklerine yetki veriliyor. Yasa nedeniyle sayıları 5 bini aşan TMY mağduru hükümlü ve yakınlarının etkilemesi bekleniyor. Yasayla tutsakların savunma hakkı bir gardiyanın söz ve yetkisine bağlanıyor.
Yargılamasız hüküm verilemez
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türdoğan, çıkarılacak yasanın öncelikle temel hukuk kurallarına aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararı olmadan böyle bir karar alınamayacağını ifade etti.
İşin hukuki boyutunun yanında pratik sonuçlarına da dikkat çeken Türkdoğan, yasayla Abdullah Öcalan'ın hedeflendiğini belirterek şöyle devam etti: "İş dönüp dolaşıp Abdullah Öcalan'ın durumuna geliyor. Şu ana kadar yasaya aykırı olarak uyguladığı tecridin yasasını sonradan çıkararak tecridi yasal hale getirmeye çalışıyor. Ama çıkardığı yasa da evrensel hukuk kurallarına aykırı."
Türkdoğan, "Fiili bir duruma yasal kılıf hazırlamak için bir kanun çıkarılıyor. Bu ceza muhakemesi sistematiğine ters ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı bir durumdur. Bu doğru bir uygulama değil, kişiye özel yasa çıkartmak hukuk ilkelerine aykırıdır" dedi. Türkdoğan, hükümetin çözümü başka yerde araması gerektiğini belirtti.
Devletin tecrit hakkı yoktur
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ise öncelikle tecridin yaşama aykırı bir uygulama olduğuna dikkat çekti.
Bakkalcı, cezaevlerindeki tecrit uygulamaları için; " Cezaevinde alıkonulan insanların kişi bütünlüğü, kişi güvenliği doğrudan devletlerin sorumluluğu altındadır – ki toplum olarak biz bu yetkiyi devletin ilgili birimlerine veriyoruz. Devletler kişileri özgürlüğünden alıkoyma dışında herhangi bir işlem yapma haklarına sahip değildir. Dolayısıyla cezaevlerinde alıkonulan insanlar açısından izolasyon, tecrit, dış uyaranlardan yoksun bırakmanın devlet eliyle yapılması hiçbir şekilde izin verilemez bir durumdur" açıklamasını yaptı.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu üyesi Ender İmrek ise Öcalan'a uygulanan tecridin kabul edilemez olduğunu belirterek, AKP Hükümeti'nin bu yasa ile tecride yasal kılıf hazırlama niyetini açığa çıkardığını ifade etti. Yasa ile Öcalan'ın hedeflendiğini ifade eden İmrek, AKP'nin bu hamlesiyle savaş konseptinde ısrar ettiğini belirterek "Yasanın, bizzat Öcalan ve 'terörist' kavramıyla nitelendirilen tutuklu ve tutsaklar gözetilerek hazırlandığı çok açık. Hükümetin bu kesimi hedeflediği ve bu kapsamda daha sıkı bir düzenleme yapmak istediği anlaşılıyor. AKP'nin bu uygulaması, Kürt halkına yönelik hak ve özgürlük, demokrasi, barış taleplerini bastırma, savaş konseptini sürdürme politikasının bir sonucu olsa gerek. Biz bu düzenlemeyi savaşta, baskı ve şiddette ısrar etme politikası olarak değerlendiriyoruz" şeklinde konuştu.
Çözüm dinamitleniyor
Türkiye'nin demokratikleşme sorununa da bu bağlamda değinen İmrek "Bugün daha çok diyaloga, daha çok eşitlik ve özgürlük kapsamında yasalara, demokrasinin ve demokratik taleplerin karşılanmasını sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç var. AKP bir anayasadan söz ediyor, generallerin, darbecilerin ve darbe teşebbüsçülerinin yargılanmasından söz ediyor. O halde bu yasalar da tüm insanları kapsayacak ve herkesin eşit olarak faydalanacağı bir biçimde demokratik öze uygun olarak yapılmalıdır. Halbuki bu yasa, AKP'nin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koyan bir girişim olarak karşımıza geliyor. Bu yasa Türkiye'nin demokratikleşmesi, Kürt sorununun demokratik çözümü, Türkiye'de halkların eşit ve kardeşçe yaşamasını engelleyen ve dinamitleyen bir yasal düzenlemedir. Bundan derhal vazgeçilmesini ve yasa hazırlanırken bu kaygılarımızı gözeten bir yerden düzenlemenin yapılmasını istiyoruz" sözleriyle açıklamasını tamamladı.
BETÜL KILIÇ/İSTANBUL