
ZEYNEP KURAY/ANF/İSTANBUL
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki mutlak tecridin tüm Türkiye’ye yayıldığına dikkat çekti.
Öcalan üzerinde sürdürülen tecridi ANF'ye değerlendiren İHD Genel Başkanı Türkdoğan, “Abdullah Öcalan’ın durumuna itiraz etmezseniz hükümet tarafından uygulanan diğer hukuksuzluklara da itiraz edemez noktaya gelirsiniz" dedi. Türkdoğan, bu tecritle sadece Kürtlerin değil, tüm Türkiye haklarının cezalandırıldığını vurguladı. Öcalan’ın devam eden kör savaşı durdurabilecek ve yeniden barışı sürecini başlatabilecek tek lider olduğuna dikkat çeken Türkdoğan, şunun altını çizdi: “Öcalan’ı tecrit etmek savaşta ısrar etmektir.”
Hükümet suç işliyor
Türkdoğan, Türkiye’de şu anda Abdullah Öcalan ile ilgili ciddi bir kanun dışılık olduğunu kaydederek, İnfaz Kanunu'nun tanıdığı haklarından da mahrum edildiğini belirtti. Türkdoğan, "Bu çok ciddi bir ihlaldir ve dünyada başka bir örneği de yoktur” diye konuştu. Bu tecridin bir hükümet politikası olduğuna işaret eden Türkdoğan, İmralı’ya bilinçli bir şekilde tecrit uygulayan hükümetin çok büyük bir suç işlediğini vurguladı.
İmralı’dan Türkiye’ye yayıldı
Öcalan’a uygulanan tecridin tüm Türkiye'ye yayıldığını vurgulayan Türkdoğan, şunları söyledi: "Abdullah Öcalan gibi Kürt halkı bakımında çok önemli bir şahsiyete bu kadar keyfi bir muamele yaparsanız demek ki her istediğinizi yapabilirsiniz. Nitekim de öyle oldu. Özellikle OHAL ilan edildikten sonra gelinen süreçte İmralı’daki tecrit tüm Türkiye’ye yayılmış durumda. Bu ülkede kentler yakıldı, yıkıldı, seçilmiş Kürt belediye başkanları görevden alındı, belediyelere el kondu, seçilmiş milletvekilleri, HDP ve DBP’nin bütün yöneticileri şu anda hapiste. Gazeteciler içerde.”
Bu keyfiyete sessiz kalınmamalı
Bir keyfiyete susulduğu zaman gerisinin geldiğini ifade eden Türkdoğan, şöyle devam etti: “Siz bir kişiye yapılan keyfiyete göz yumarsanız, bunun üzerine gitmeseniz bu keyfiyet tüm Türkiye’ye yayılır. Abdullah Öcalan’ın durumuna itiraz etmeseniz hükümet tarafından uygulanan diğer hukuksuzluklara da itiraz edemez noktaya gelirsiniz. Burada sadece Kürtler değil, tüm Türkiye hakları cezalandırılıyor. Öcalan'a uygulanan keyfiyet herkes tarafından kınanmalıdır."
Kör savaşı durdurabilecek lider
"Bundan birkaç yıl önce bu ülkeyi yöneten Erdoğan ve ekibi Abdullah Öcalan ile görüşüyorlardı. Abdullah Öcalan’ın bildirisini okudular. Ne oldu ki siz bugün onun ailesiyle ve avukatlarıyla görüşmesine bile engel oluyorsunuz?” diye soran Türkdoğan, Kürt meselesini bu şekilde çözmenin mümkün olmadığını söyledi. Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin Türkiye’ye çok şey kaybettirdiğini; şu anda çok fazla insanın hayatını kaybettiği, kimsenin kimseyi yenemediği kör bir savaş halinin sürdürüldüğünü ifade eden Türkdoğan, şunları dile getirdi: “Siyasi kurumların görevi siyasi meselelere çözüm bulmaktır. Kürt sorunu büyük bir siyasi meseledir. Bu anlamda Abdullah Öcalan çok önemli bir kişiliktir. Devam eden bu anlamsız kör savaşı durdurabilecek ve yeniden bir barış sürecini başlatabilecek tek lider de Abdullah Öcalan’dır.
Öcalan’ın söyledikleri çıktı
Bakın (2014-2015) yılları arasında yapılan ve kamuoyuna yansıyan görüşme notlarında Öcalan’ın Ortadoğu’nun geleceği konusunda söylediği her şey doğru çıktı. Bu kadar öngörülü ve aynı zamanda Türkiye’nin birliği içerisinde barıştan yana olan bir insanı siz nasıl tecrit altına alırsınız? Eğer gerçekten bölünmek istemiyorlarsa gidecekler Abdullah Öcalan ile müzakere edecekler ve böylece bu korkularından da kurtulacaklar. Bunun ilk öncelikli adımı da tecridi kaldırmaktır."
Ortak geleceğe zarar veriyor
Avukat Baran Doğan, "İmralı'daki hukuksuzluk toplumun ortak geleceğine zarar veriyor" dedi.
Avukatlık mesleğine başladığında ilk olarak İmralı'daki hukuksuzluğun dikkatini çektiğini ifade eden Doğan, “Buradaki hukuksuzluğa müdahale edilmesi gerektiğini görüyordum. Bunun için bende savunma ekibinin bir parçası olmak istedim. Bu şekilde gidip kendisi ile görüştüm” dedi. Türkiye'de bir hukuk tartışması yapılacaksa bunun Öcalan’ın durumundan başlatmak gerektiğini belirten Doğan, “Bu tartışmadan bir hukukçunun ‘ben hukuk savunuyorum’ demesi biraz zor. İmralı Adası'nda özel bir hukuk rejimi uygulanıyor. İnsanlar, hukuk devletlerinde yazılı kurallardan sorumludur. Kurallar belli bir yere yazılıdır ve bu kurallara göre davranışlarını belirlerler. Bu hukuk devletinin bir özelliğidir. Ama İmralı rejiminin nereye yazılı olduğu belli olmayan kuralları var. Bu kuralları dönemin yöneticileri ya da ada üzerinde bir şekilde hakimiyeti olan siyasal iktidar hangisi ise o belirliyor ve sadece onlar biliyor” diye konuştu.
“Hukuk devleti olan bir ülkede hükümlünün cezası, infaz aşamasında ağırlaştırılamaz” diyen Doğan, mahkemenin bir hükümlü ile ilgili aldığı kararın cezaevinde uygulamak zorunda olduğunu söyledi. Koşulları ağırlaştıracak şekilde ek infaz tedbirlerinin geliştirilemeyeceğini sözlerine ekleyen Doğan, şöyle dedi: “Sayın Öcalan sıradan bir hükümlü değil, önemli bir hükümlüdür. Burada infazın uygulamada ağırlaştırılıp ağırlaştırılmadığı, sağlığı ve güvenliği için bir güvence mekanizması olması gerekiyor. Bunun güvence mekanizması da avukatlardır. Avukatlar infazı yerinde denetleyecek, bu infaz rejiminin doğru uygulanıp uygulanmadığını yerinde görecek ve denetleyecek. Bu hukuksal açıdan avukatların hem görevidir hem Sayın Öcalan’ın infaz noktasında hakkıdır. Dolayısıyla karar infaz edilirken, bunu belli bir denetim mekanizması içerisinde infaz edilmesi gerekiyor.”
Ortak hukuka zarar veriyor
Avukatların Öcalan ile düzenli bir şekilde görüşmesi gerektiğine vurgu yapan Doğan, “Özel bir uygulamaya maruz kalıp kalmadığını, sağlığını ve güvenliğini avukatlarının denetlenmesi gerekiyor. Dolayısıyla bunun denetimine izin verilmemesi hukuka aykırıdır” diye belirtti.
Kürt sorunu konusundaki çözümsüzlüğün İmralı Adası'nda kendisini gösterdiğini dile getiren Doğan, “Devlet, burada mevzuatı eğip bükerek, değiştirerek bir nevi siyasetin emrine sokarak bir uygulama geliştiriyor. Dolayısıyla buradan da bir hukuksuzluk başlayınca bütün cezaevlerine yayılıyor. Devlet burada uzun vadede toplumun ortak hukukuna zarar veriyor. Dolayısıyla bu hukuksuzluk uzun süre sürdürülebilecek bir hukuksuzluk değildir. Tecride derhal son verilmelidir. Avukatları ile görüş sağlanmalıdır” dedi.
Öcalan’ın uyarıları
Öcalan'ın sağlık ve güvenliğine ilişkin kimi sosyal hesaptan yayınlanan haberleri hatırlatan Doğan, şöyle devam etti: “Öcalan'ın sağlığı ile ilgili haberlerin çıkması ada ile iletişimlerin olmadığının, avukatların görüşmediği ve bir şekilde tecrit altında tutulduğunun işaretidir. Doğru dürüst bilgi akışının olduğu bir yerde böyle haberler çıkmaz. Bursa Savcılığı'nın konu ile ilgili yaptığı açıklama da yeterli değil. Avukatlarının bizzat görüşüp yerinde bunu denetlemesi gerekiyor. Geçmişte de benim olduğum bir görüşmede ‘Beni burada öldürebilirler’ dedi. Dönem dönem böyle beyanları oluyor. Şimdi bir adada tek başına tutuluyor. Hangi koşullar altında cezanın infaz edildiği belli değil. Cezaevinde kimin ne şekilde bir hakimiyet kurduğu bilinmiyor. Avukatları ile de görüştürülmüyor. Elbette burada sağlık ile ilgili güvenlikle ilgili bu tarz haberler çıkar. Bu haberlerin doğru olup olmadığının denetimini ise avukatların yapması gerekir.”
Büyük sıkıntı veriyor
Doğan, “Bir ülkede bir hukuk kuralını aşındırmaya başlarsanız, toplumun ortak geleceğinden çalarsınız. Tecritte böyle bir şeydir. Herhangi bir kimse için bir hukuksuzluk yapmaya başladığınız an toplumun ortak geleceğinden çalarsınız. Hele hele hükümlü olan kişi Sayın Öcalan gibi önemli bir kişi ise bu gerçekten ön görülemez. Hem siyasal açıdan hem de toplumun ortak geleceğinin yeniden kurulması açısından büyük sıkıntılara yol açabilir” diyerek tecridin ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin kendi iç hukukunu uygulaması gerektiği çağrılarının yapılması gerektiğini ifade eden Doğan, “Kendi hukuklarını, infaz kanunu uygulandığı zaman sayın Öcalan üzerindeki tecrit kendiliğinden kalkar. Devlet kendi koyduğu kanunları uygulamıyor. Kendi koyduğu kanunları, kuralları uyguladığı takdirde tecrit zaten kendiliğinden kalkacaktır. Dolayısıyla bu yöndeki devlet iradesinin ortadan kalkması gerekiyor, bu hukuksuzluk toplumun ortak geleceğine zarar veriyor” ifadelerini kullandı.