
ŞEHRİBAN ASLAN/JİNNEWS/AMED
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatı Newroz Uysal, uygulanan tecridin hukuki olmadığını, politik bir karar olduğunu belirtti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit devam ederken, aile ve avukatların yaptığı başvurular ise sonuçsuz kalıyor. Öcalan ile görüşmek için 2017 yılı içerisinde Asrın Hukuk Bürosu avukatları tarafından Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan 694 başvuruya olumsuz cevap verildi. Öcalan’ın avukatlarından Newroz Uysal, Türkiye’nin Kürt sorununu noktasındaki tavrı ne ise tecritteki tavrının da aynı olduğunu söyledi.
Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiğine dikkat çeken Uysal , Irak, Suriye, İran ve Türkiye’de ki en büyük sorunun Kürt sorunu olduğunu belirtti. Newroz Uysal, “Herkes en ufak bir sorunda Kürtleri kullanmaya çalıştı fakat Sayın Öcalan’ın, ‘bizler özgür Kürt’ü ortaya çıkardık. Uluslararası güçlerin kullanamayacağı, emellerine alet edemeyeceği, kendisinin karar vereceği bir halk ortaya çıkarmaya çalıştık. Ortadoğu’da kullanan ya da kullanılan değil aksine belirleyici bir rol oynamaya çalışmak için benim şahsımda Kürt halkı hedef alındı’ söylemine bakıldığında her şey gözler önüne seriliyor” diye konuştu.
Kürtler oyunları bozuyor
Ortadoğu ve dünyadaki savaşın kilit noktalarından birinin Kürtler olduğunu kaydeden Uysal, şöyle konuştu: “Aslında Sayın Öcalan’ın o dönemki belirlemeleri şu an gün yüzüne çıkmış durumdadır. Kürtler, yürütülen savaşta tüm oyunu bozuyor. Irak ve Türkiye’nin geldiği mevcut durumda yine demokratikleşmeye zorlayan ve uluslararası güçlerin oyunlarını bozanın Kürtler olduğunu görmek mümkündür” diye konuştu.
Ağırlaştırılmış tecride dikkat çekti
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağırlaştırılmış tecrit koşullarını da hatırlatan Newroz Uysal, Öcalan’ın sesinin kısılmasının, tecride maruz bırakılmasının hukuki olmadığını aksine politik bir uygulama olduğunu dile getirdi.
Newroz sözlerini şöyle tamamladı: “Bu da Ortadoğu’da ki yansıması olarak kendini gösteriyor. Başvurularımız her zaman hukuksuzluk ve siyasete alet edilmiş. Bu 1999’dan 2010 yılına kadar da böyleydi ve 7 yıldır görüşemiyoruz. En nihayetinde OHAL ile beraber zirveye tırmanmış bir hukuksuzluk söz konusudur. İktidar fiilen uyguladığı hukuksuzlukları ilk defa bir mahkeme kararına bağladı. 2017 yılı içinde de 700’e yakın başvuru yaptık. Türkiye’nin Kürt sorununu çözmesinde politik tavrı ne ise tecritte de o tavrı gösteriyor” diye konuştu.