Cezaevinde kalp hastası olan ve ikinci kez ameliyat olması gereken hasta tutuklu Sabri Kaya, daha önce “Cezaevinde kalamaz” raporu veren sağlık kurulunun şimdi aksi yönde rapor verdiğini belirterek, “Keyfi uygulamalardan vazgeçilsin” dedi.
Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan kalp hastası Sabri Kaya’nın (53) durumu giderek kötüleşiyor. Hakkında kesinleşmiş müebbet hapis cezası olan Kaya’nın kalp hastalığının yanı sıra kemik erimesi, şeker, tansiyon, kolesterol, hafıza kaybı gibi 10’a yakın hastalığı da bulunuyor. Hastane ve Adli Tıp Kurumu’nun hakkında “cezaevinde kalabilir” raporu verdiği Kaya, hastalıklarından kaynaklı kendi ihtiyaçlarını gidermekte güçlük yaşıyor.
Kaya, cezaevinde yaşadığı hak ihlallerine ve hastalığına ilişkin, açık görüşüne giden ailesi aracılığıyla Mezopotamya Ajansı’na (MA) bilgi verdi.
İyileşemiyorum
Kalp kapağında çürüme olduğunu belirten Kaya, hastalığını şu sözlerle anlattı: “Cezaevinde iki kez kalbimden ameliyat oldum. 2016 yılında yapılan ameliyatta kalp kapakçığım değişti. Ameliyattan hemen sonra, yaralarım bile iyileşmeden taburcu ederek cezaevine getirdiler. Zaten iki yıl önceki ameliyatın ağrıları devam ediyor. Bunun dışında şeker, kemik erimesi, hafıza kaybı, kolesterol ve tansiyonum var. Cezaevine girdikten sonra bu hastalıklarım başladı. Cezaevi koşullarında iyileşemiyorum. Şimdi kalbime pil takılması gerekiyor. Üçüncü ameliyat şart diyorlar. Ameliyat sırasında yaşamımı yitirme riskimin de olduğu söylendi.”
Yürüyeceksin dayatması
Aynı zamanda nefes darlığı çeken ve astım hastası olan Kaya, hastaneye ring aracıyla götürüldüğüne dikkat çekerek, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Ayda iki kez hastaneye gidiyorum. En son gittiğimde ring aracının çok küçük ve havasız olmasından kaynaklı nefes alamadım. Aracı durdurmalarını söylememe rağmen ‘Hastaneye kadar dayan’ diyerek aracı durdurmadılar. Bunalıp, baygınlık geçirdim. Nefes nefese kaldım. Hastaneye vardığımızda kapı açılınca düştüm. ‘Hadi kalk yürü’ dediler. Yürüyecek takatimin olmadığını, sedye ya da sandalye getirmelerini istedim. ‘Yok getiremeyiz. Böyle yürüyeceksin’ diye dayattılar.”
Yine hastaneye kelepçeyle götürülüp getirildiğini ve doktorların da ilgisiz yaklaştıklarının altını çizen Kaya, doktorun “Hasta ring aracıyla gidip-gelemez” diye bildirimde bulunması gerektiğini belirterek, “Doktorlar da kendilerini riske atmıyor. Zaten ilgilenmiyorlar. En son hastaneye gittiğimde ,‘Bunu götürün, bir şeyi yok’ diyerek kontrol etmeden geri gönderdiler. Bununla ilgili suç duyurusunda bulunduğumuzda ‘Böyle bir şey hastanemizde yaşanmamıştır’ diye cevap geldi” diye aktardı.
4 kişilik koğuşta 14 kişi
4 kişilik koğuşta 14 kişi kaldıklarını ifade eden Kaya, daha önceki ameliyatında sağlık kurulunun “cezaevinde kalamaz” raporu verdiğini belirterek, “O zaman Adli Tıp Kurumu reddettiği için çıkamamıştım. Şimdi yeniden başvuru yaptık. Durumum iki yıl öncesine göre çok daha kötü olmasına rağmen hem kurul hem de Adli Tıp Kurumu ‘Cezaevinde kalabilir’ raporu verdi. Kendi kanunlarını oluşturmuşlar. Keyfi uygulamalar yapılıyor” dedi. Tedavisinin cezaevi koşullarında sağlıklı bir şekilde yapılamadığını ifade eden Kaya,keyfi uygulamalardan vazgeçilmesini ve tedavi hakkının verilmesini talep etti.
OSMANİYE
Hasta tutsağa ölüm tehdidi
DİREN YURTSEVER / MA/ELAZIĞ
Ağır hasta tutuklu Mehdi Boz’un kardeşi Necla Er, “Mehdi’nin boğazını sıkarak ‘seni öldürürüz’ demişler. Sesi çok kötü geliyordu. Hayatından endişe ediyoruz” dedi.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hazırladığı ağır hasta tutuklu listesinde yer alan ve tek başına kalmasının yaşamsal risk taşıdığı belirtilen Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tek kişilik hücrede tutulan Mehdi Boz’un 6 gardiyan tarafından darp edildiği öğrenildi.
Necla Er, kardeşi Mehdi Boz’un cezaevindeki kimlik dayatmasını reddettiği için 13 aydır ailesi ile görüştürülmediğini ve aldığı disiplin cezaları nedeniyle telefonla iletişim hakkının 4 aydır engellendiğini belirtti. Mehdi Boz’un 4 aydan sonra dün telefonla kendisini arayarak, darp edildiğini söylediğini aktaran Er, şöyle devam etti: “Mehdi beni aradığında sesi zor çıkıyordu. Kendisi idareye bir dilekçe yazmış. Dilekçenin içeriğini söylemedi. Ama maruz kaldığı hak ihlallerini yazdığını tahmin ediyorum. Çünkü dilekçeyi verdiği gardiyanlar kardeşime ‘ Niye bunları yazdın. Biz bu dilekçeyi vermeyiz’ diyerek darp etmişler. Kardeşim 6 gardiyanın kendisini darp ettiğini ve boğazını sıkarak ‘ Seni öldürürüz’ dediklerini söyledi.”
Revirde de dövüldü
Darp sırasında kardeşi Mehdi Boz’un bayıldığını ve gözlerini revirde açtığını kendisine söylediğini ifade eden Er, “Revirde kendine gelip gözlerini açmış. Ama götürüldüğü revirde doktor yokmuş. Kardeşim bunun üzerine revirde de darp edilerek, doktora görünmeden tekrar kaldığı hücreye geri götürüldüğünü söyledi. Sesi çok kötü geliyordu. Sağlığı zaten kötü. Durumunun iyi olmadığını söyledi. Yaşadıklarını kamuoyuna paylaşmamızı istedi” diye konuştu.
Hayatından endişe ediliyor
13 aydır Boz’u görmediklerini ve durumunu merak ettiklerini söyleyen Er, endişesini şu sözlerle anlattı: “Kardeşimi öldürseler bizim haberimiz olmayacak. Bizim köyümüzde bir akrabamız vardı. İşkence edilerek öldürdüler. Ama onu uçurumdan attılar ve intihar süsü verdiler. Biz bunları gördük aynı şeylerin yapılmasından korkuyoruz. Endişeliyiz. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Hayatından endişe ediyoruz.”
Bozan ölüme terk edildi
Ameliyat edilmesi gerekirken “makine bozuk”, “doktor yok” gibi gerekçelerle tedavisi engellenen hasta tutsak Dicle Bozan, Elazığ T Tipi Cezaevi’nde ölüme terk edildi.
Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve bir bacağı kesilen Dicle Bozan’ın dışarıda olan bağırsaklarının da acilen ameliyat edilmesi gerekiyor ancak “doktor yok” ve “makine bozuk” gibi gerekçelerle ameliyatı yapılmıyor. Dicle’nin tedavisi engellendiği gibi sağlığa erişim süreci de ayrı bir psikolojik işkenceye dönüşmüş durumda. Dicle gönderdiği mektubunda, cezaevinde tek başına kalamadığını ve kendisine bakacak durumda olmadığını dile getirdi. Aynı zamanda sara hastalığı olduğu için hücresinde bayıldığını belirten Dicle, bir an önce tedavi olmak istiyor.
Ring aracında 5 saat
Vücudundaki şarapnel parçaları ve bağırsakları nedeniyle ameliyat edilmesi gereken Dicle, ring aracı ile 5 kez Elazığ Devlet Hastanesi’ne götürüldüğünü ancak hiçbir şekilde doktora çıkartılmadığını, sağlığa erişim hakkının tamamen ortadan kalktığını vurguladı. “Makine bozuk”, “Doktor yok” ya da “Doktorun başka ameliyatları var” denilerek ring aracından dahi indirilmeden cezaevine geri götürüldüğünü belirten Dicle, bir defasında hastane önünde ring aracında 5 saat bekletildiğine dikkat çekti. Bu durumu ayrı bir psikolojik şiddet olarak da değerlendiren Dicle, “Tedavi olmak istiyorum” dedi.
Doktor: Bana ne
Sağlık sorunlarını cezaevi doktoruna anlattığında kendisine “Bana ne” dediğini aktaran Dicle, doktorun her soruna da “psikolojik” diyerek yaklaştığını, bu nedenle de kimsenin revire çıkmak istemediğini vurguladı.
Cezaevindeki kameralara da karşı çıktığı için hücre cezasına çarptırılan Dicle, “Bazı arkadaşlarımız eyleme katılmadıkları halde onlara da infazlarını yakacak şekilde cezalar verildi” dedi.
Avukat: Raporları dikkate alınmıyor
Avukat Gülizar Tuncer’in, müvekkilinin tahliye edilmesi için Elazığ Cumhuriyet Savcılığı ve infaz hakimliğine yaptığı başvurular ise sonuçsuz kaldı. Ameliyat edilirse yanında kalan bir refakatçının Dicle’ye bakabileceğini söyleyen Gülizar, “Dicle’ye yapılan muameleme tamamen işkencedir. Tedavisi engellendiği gibi tahliyesini gözler önüne seren ağır hasta olduğunu gösteren raporlar da dikkate alınmıyor. Tedavi adı altında işkence ediliyor. Bunu kabul etmiyoruz, bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.
Ne olmuştu?
Dersim’de Nisan 2017’de çıkan bir çatışmada ağır yaralan Dicle Bozan, tutuklanarak Elazığ T Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Bir bacağı kesilen ve bağırsakları dışarıda bir şekilde yaşamak zorunda bırakılan Dicle Bozan, durumuna dikkat çekmek için gönderdiği mektubunda şöyle seslenmişti: “Bir hasta tutsak olarak tüm sağlık haklarımdan mahrum ediliyorum. Bağırsaklarım dışarıda bir şekilde yaşamaya çalışıyorum. Hastaneye götürülmek için defalarca Elazığ Cezaevi yönetimine dilekçe yazmama rağmen olumlu bir dönüş olmadı. Tüm başvurularım sonuçsuz kalınca açlık grevine girmek zorunda kaldım. Buna rağmen yine hastaneye götürülmedim. Böylesi zor şartlarda daha sonra ameliyat yapılmam için tarih verildi. Ameliyat tarihin verildiği sürecin üzerinden geçmesine rağmen hala ameliyat olmadım. Sağlık durumum ciddiyetini koruyor. Tek bir dikişle bağırsaklarım dışarıda yaşıyorum. Ameliyat olmadığım takdirde vücudumda ciddi hasarlar meydana gelebilir.”
ELAZIĞ
Meclis işkenceden değil araştırma talebinden yaralı
Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki işkencenin Meclis tarafından araştırılması talebiyle verilen araştırma önergesi, “işkence ve kötü muamele” ifadeleri, “kaba ve yaralayıcı” bulunduğu gerekçesiyle iade edildi.
Hak ihlalleriyle gündemden düşmeyen Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki ağır hak ihlallerinin Meclis bünyesinde kurulacak araştırma komisyonunca araştırılması için verilen araştırma önergesi işleme konulmayarak iade edildi.
HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, cezaevinde yaşanan hak ihlallerinin Meclis gündemine taşıyarak, “hücrede tutulma uygulaması”, “tek sıra halinde sayım uygulaması”, “işkenceye varan kaba dayak”, “darp edilenlerin doktor sevklerinin yapılmaması”, “darp edilenlere doktor raporu verilmemesi” gibi iddiaların araştırılması ve ihmali olan görevlileri tespit etme amacıyla Meclis Araştırması açılmasını talep etti.
Cezaevinde yaşanan ihlallere somut örnekleriyle yer veren Kurtulan, “İşkenceye sıfır tolerans söylemleri ile iktidarın gerek cezaevlerinde, gerek gözaltı merkezlerinde işkence ve kötü muamelenin önüne geçileceği vaatlerine rağmen her gün en az bir işkence haberi kamuoyunun gündemine gelmektedir. Gerek sosyal medya gerekse yaygın medya organları aracılığıyla ya da tutuklu ve hükümlerin ailelerine, avukatlarına beyanlarıyla veya insan hakları derneklerine yaptıkları başvurularla işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları duyulmaktadır” ifadelerini kullandı. Ancak, Kurtulan’ın önergesi, henüz yasama faaliyetine başlamamış olan Meclis Başkanlığı tarafından önergedeki ifadelerin “kaba ve yaralayıcı” olduğu gerekçesiyle iade edildi.
Meclis Başkanı Binalı Yıldırım’ın imzasını taşıyan iade gerekçesinde, iadeye konu edilen ifadeler de şöyle yer aldı: “TBMM’nin 67’nci maddesi ‘Başkanlığa gelen yazı ve önergelerde kaba ve yaralayıcı sözler varsa, Başkan gereken düzeltmelerin yapılması için yazı veya önergeyi sahibine geri verir.’ hükmü yer almaktadır. İlgi önergenin gerekçesindeki ‘....işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları...’, ‘...anestezi yapılmadan ameliyat edildiği...’ ve ‘... doktor raporu cezaevi yetkilileri tarafından kaybedilmiştir’ şeklindeki ifadeler TBMM iç tüzüğünün 67’nci maddesi kapsamında görülmüş olup.”
Önceki yasama yılında da özellikle HDP’li milletvekillerinin birçok konuda verdiği araştırma önergeleri de buna benzer gerekçelerle iade edilmişti.