Taraf yazarı Emre Uslu Cumartesi günü yayınlanan yazısında bizlerin yaptığı uyarıları „kriminal” bir hale getiren, aynı zamanda „mezhep savaşlarına” Türkiye’yi hazırlayan ve MİT’te „mezhepçi” adını verdiği Alevi kökenli MİT mensuplarını tasfiye çabalarını „PKK düşmanlığı” ile perdeleyen bir yazı yazdı.
Yazının ayrıntısına girmeyeceğim. Taraf Gazetesi yönetimine „bu yazıyı okuyunuz ve sizde bir zerre kadar sorumluluk duygusu varsa”, bu yazıyı okurlarınızın önünde „yorumlayınız” diyeceğim.
Gazetenin yazarlarına da sesleniyorum: Emre Uslu’nun son günlerde yazdığı yazıları okuyor musunuz? Okuyorsanız ne diyorsunuz? Bir şeyler demek zorundasınız. Çünkü bu kişi Taraf’ta değil de, örneğin Zaman’da bu yazıları yazsa, sizin okur kitlenize ulaşamaz. Ulaşsa bile Zaman’da çıkan bu tür bir yazıyı sizin okurlarınız kesin bir şüpheyle karşılar.
Ama bu „polis dezenformasyon”u, sizin gazetenizde yapılıyor ve sizin okurlarınız bu yazıları, sizin isimleriniz yüzünden „demokrat, solcu, sosyalist ya da liberal” bir yazarın yazıları olarak okuyor. Sizlerin isimleri, Taraf okurları için bu yazılardaki „istihbarat”ın doğruluğuna bir tür referans oluyor. Nabi Yağcı’nın okurları, „Uslu Yağcı’nın köşe arkadaşı” olduğuna göre, „her halde onun verdiği bilgiler güvenilir bilgiler olmalıdır” diye düşünüyor. Yasemin Çongar’ın okurları bu „bilgilerin” „sağlam kaynaklara” dayandığına inanıyor. Roni Marguiles’in okurları, „bu Uslu bizi kandıracak olursa, Roni onu döver” diye mırıldanıyor. Ahmet Altan’ın okurları „koskoca yazar polisin aleti olacak değil ya” diye akıl yürütüyor.
Okurlarınızın hiç değilse bir bölümü, sizin isimleriniz yüzünden gazetenizde oynanan bu „tehlikeli oyunun” farkına varamıyor. Kendi okurlarınızın ifsad edilmesinde suç ortağı oluyorsunuz.
Taraf gazetesinin okurları Türkiye demokrasi mücadelesinde, Kürt sorununda izledikleri yanlış çizgiye rağmen büyük bir önem taşıyor. Onlar askeri vesayete karşı mücadelede büyük rol oynadılar. Eğer bu okur kitlesi, Taraf’taki Cemaatçi yazarların etkisi altında „askeri vesayete karşı mücadeleyi Kürt sorununda çözümsüzlüğe karşı mücadeleden ayırmasaydı”, „vesayet sona erince Kürt sorunu da çözülür” demagojisine kapılmasaydı, şimdi Türkiye çok farklı bir yerde olurdu.
Bugün yeni bir hatanın eşiğindedirler. Aynı Cemaatçi çekirdek, AKP’ye ve aynı zamanda Cemaat vesayetine karşı mücadeleyi birbirinden kopartmak, AKP’ye karşı Taraf okurlarının muhalefetini Cemaatçi vesayetin kanalına akıtmak için akla hayale gelmedik oyunlar oynuyor. Onlar „MİT’teki alevi oluşum” hakkında konuşurken, aynı zamanda Alevi toplumunun, en başta da Suriye bağlamında Arap Alevi toplumunun sindirilmesi için hazırlanan Cemaatçi tertipleri bir kere daha Kürt Özgürlük hareketinin üstüne yıkacak provokasyon sinyalleri veriyorlar.
Taraf Gazetesi bir „piyasa” gazetesi değil. Onun „tezleri”, „iddiası” ve „misyonu” var. Öyle olduğu için, köşe yazarı, tıpkı bizim gazetemizde olduğu gibi, yalnızca kendi köşesinde yazdıklarından değil, tüm gazetenin yayınından sorumludur. Gazete tek tek yazarlarının „bağımsız” görüşlerinin kendisini bağlamadığını söyleyebilse de, yazarlar gazetenin çizgisi ve orada yazan yazarlar beni bağlamaz diyemez. Uslu’nun yazıları Nabi Yağcı’yı da, Roni Marguiles’i de, Katırcıoğlu’nu da, Ahmet Altan’ı da bağlar.
Ben Emre Uslu’nun yazılarındaki görüşlerini „suçlamıyorum.” O görevini yapıyor. Sorun şurada: Taraf Gazetesi bu görevin yapılacağı bir gazete mi, yoksa tam tersine „böyle görevlerin” sonuçlarıyla mücadele eden bir gazete mi? Buna karar verilmeli.
Şu satırlar korkutucu bir tertibin işaretlerini veriyor:
„Hatay’da kimin eli kimin cebinde belli değil. En son mülteci kaçırma olayında MİT’in parmağının açığa çıkması bunun en net örneği. KCK içindeki MİT’in etkinliği de herkese ayan oldu değerlendirmeleri yapılıyor. Yani bu olayda PKK-Esad parmağının olması kadar Esad’a adam kaçırıp teslim eden MİT’çiler ile kurum içindeki Kürtçü/mezhepçi yapılanmanın etkisinin olma olasılığı çok yüksek.”
Ve şöyle yazıyor:
„Bu noktada KCK yapılanması ki –Adıyaman da KCK operasyonu olmadığından özellikle Karapınar Mahallesi’nde çok aktif çalışıyor– Alevi yurttaşları kendi yanına çekmek için harıl harıl çalışıyor. Bu noktada KCK yapılanmasının içine sızmış MİT yetkililerinin bu durumu güvenlik birimleri ile paylaşma noktasında ketum davrandığı ifade ediliyor.”
Hatay’da ve Adıyaman’da provokasyon hazırlıkları bu cümlelere yansımış. Hatay’da Alevi Araplara ve Adıyaman’da Türkmen Alevilere karşı Cemaatçi polis operasyonlarının psikolojik ortamı işte böyle, Taraf Gazetesi sayfalarında hazırlanıyor. Hatay’daki Alevi Araplar bu yazıyı okuduklarında ne düşünecekler? Aralarında Esad ailesiyle akraba olan bu insanlar „casusluk” tehdidi altına alınmışlardır. Ve Adıyamanlı Türkmen Aleviler, „KCK operasyonları” kapsamına sokulacaklarını Taraf’tan öğrenmişlerdir.
O sayfalarda sizlerin de imzaları var değerli demokrat, solcu, sosyalist ve liberal Taraf yazarları…